İçeriğe geç

ARIZA SESLER

Bölüm 10 · 2 dk okuma

ARIZA SESLER

Bölüm 10

KAHRAMANIM OLUR MUSUN?

Bir hafta sonra

Acaba burada olur mu? Olmaz mı? Diye düşünürken, burada olması beni bayağı sevindirmişti. Sonuçta o kadar okulu ekmiştim. Adam burada, burada olmasına da. Kapının önündeki sinir bozucu kadın arayıp "Sizinle görüşmek isteyen biri var." bile demedi.

Yok efendim "Randevunuz yok." muş da falan filan. Adamı yemeyeceğiz ya, sadece iki dakika konuşacağım.

"Sadece iki dakika, lütfen arayıp söyler misiniz?"

"Bakın... Hanımefendi siz anlamıyorsanız güvenl.." Kadının sözünü kestim.

"Ben buraya tek kelime etmeden gitmek için gelmedim!" Bir şey söylemesine izin vermeden kapıya yöneldim.

Bugün bunun için okulu ekmiş, zor olsa da burayı bulmuştum. Söyleyeceklerime hayır dese de onunla konuşacaktım. Başka yolu yoktu.

Az önceki konuştuğum sekreter, beni bir yandan engellemeye çalışıyor bir yandan da güvenliği arıyordu. Kolumu çekiştirmesine aldırmadan, destursuz bir şekilde kapıyı açtım. Benimle birlikte sarı kafa da -yani az önceki sekreter- içeriye girmişti.

"Efendim, ben söyledim ama dinlemediler. Güvenliğe söyledim hemen ge...." İnsan hiç nefes almadan böyle hızlı hızlı konuşur mu? Bir dur! Sanki ne oldu? Karının sözünü kesip "Sadece beş dakika konuşacaktım!" diyecektim ki O bende önce davrandı,

"Tamam Alev bir nefes... Hadi... Başarabilirsin!" Böyle bir şey demesini beklemiyordum. Adamın güzel anına denk geldim, galiba. Kendimi daha fazla tutamayıp güldüm. O da gülmüştü. Alev sinirden, utançtan çoktan domatese dönüşmüştü.

"Neyse, Çık." verdiği emirle Alev dışarı çıktı.

"Evet! Öküz gibi içeri dalmanın sebebi ne? Hayret; bu sefer öküzlük bende değil, sende!" Bu ne demek şimdi? Sanki daha önce karşılaştık?

"Anlamadım,"

"Beş dakikan var, sana vereceğim sadece beş dakika var." koltuktan kalkıp, yavaş adımlarla masanın dibine geçti. Bir metre falan vardı aramızda. Şimdi ne diyecektim? Konuşmaya nasıl başlayayım?

"Üç dakikan kaldı," onun böyle söylemesi ve yavaş adımlarla bana yaklaşması, beni telaşlandırmış ve söyleyeceklerimi de unutturmuştu. Nasıl söylemeliydim? Nasıl başlamam gerek? Nasıl? Nasıl?

"Son otuz saniyen!" Yeşil ile mavi arasında tutkulu bi savaşa giren, gözleri karşısında, nutkum tutuldu.

"Kahramanım olur musun?" Ve bir anda konuya girmiştim. Ne dediğimin farkında bile değildim. Önce hiçbir şey anlamamıştı. Daha sonra hiçbir şey anlamamış surat ifadesinin yerini alaylı bir gülümseme aldı,

"Kahramanın olmamı mı istiyorsun?"

"Hayır. Hayır! Kitabımın kahramanı..."

Bölüm sonu

3 yorum