Hayat bizlere çok şey öğretir. Bazen bir insanı tanımanın getirdiği zararları, bazen tanımadığın birinin verdiği huzuru. Bazen Şeytana sevmeyi, meleğe ise öldürmeyi öğretir. Bazen de, bedenin daha küçükken zihnine büyümeyi öğretir.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Vincent odana git"
"Hayır, seninle kalmak istiyorum"
"Vincent git dedim, hemen"
"Ama anne"
"Git"
Vincent istemeyerek odasına gitti ama kapısını aralık bıraktı ve babasıyla annesinin uzun süreli kavgasını seyretti. En sonunda annesinin artık sesi çıkmıyordu. Merakla saklandığı yerden çıktı ve kapıyı araladı. Annesinin cansız bedeninin önünde durdu, çok küçüktü hiçbir şey anlamadı. Ama sonra babasını ağlarken gördüğünde bunun kötü bir şey olduğunu ve geri kalan tüm hayatı boyunca bu anıyla yaşamak zorunda kalacağını anladı.
Sonra babası onu yanına çağırdı.
"Bak Vincent, bu silahı görüyor musun? Sen bunu oyuncak sandın ve annene şaka yapmak istedin"
Günümüz
Vincent son zamanlarda Dante'nin neden daha da sessizleştiğini anlamıyordu. İki tane kahve yaptı ve onun odasına gitti. Masasına koydu. Dante masaya başını koymuş uyuyordu.
"Velet"
Vincent fısıldadı ama Dante uyanmadı. Bir kez daha seslendi ama yine uyanmadı.
"Romano!"
Dante hızla uyandı ve şaşkınca etrafına bakındı. Gözlerini ovuşturdu. Vincent'ı gördüğünde ifadesi nötrleşti.
"Kahve yaptım iç"
Dante kahveye baktı sonra Vincent'a.
"Neden?"
"Neden mi? Ciddi misin? Sana kahve yaptım ve neden mi?"
Dante saçlarını eliyle karıştırdı ve dağıttı. Yorgunca iç çekti.
"Teşekkürler"
Akşamüzeri 17.45
Olay yeri bir kilise, çarmıha gerilmiş evsiz bir adam. Her yeri kesikler içinde.
Dante tam çarmıhın önünde duruyor ve başını kaldırmış cesede bakıyordu. Vincent yanına geldi.
"Ne görüyorsun?"
"Tanrıya ve İsa'ya öfkeli biri"
"Ares mi?"
"Hayır, bu farklı"
Dante adamın bir parmağını kaldırdı ve rastgele dizilmiş sayılar gördü. Vincent hemen fotoğrafını çekti.
"Bunlar da ne amınakoyayım?"
"27:51-54"
Dante hiçbir şey demeden kitaplığa doğru yürüdü ve incili açtı.
"O anda tapınaktaki perde yukarıdan aşağıya yırtılıp ikiye bölündü. Yer sarsıldı, kayalar yarıldı. Mezarlar açıldı, ölmüş olan birçok kutsal kişinin cesetleri dirildi. ... İsa’yı bekleyen yüzbaşı ve beraberindeki askerler, depremi ve öbür olayları görünce büyük bir korkuya kapıldılar, ‘Bu gerçekten Tanrı’nın Oğluydu!’ dediler."
Dante elindeki incili kapattı. Ve Vincent'a döndü.
"Yeni bir sorunumuz var gibi görünüyor"
O akşam ofis arkadaşlarıyla içme etkinliği vardı. Dante ilk başta katılmak istemedi ama Darla çok ısrar etti bu yüzden onu kırmadı.
Herkes mekanda toplanmış sohbet ediyor ve içiyordu. Vincent köşede zorla getirilmiş gibi oturuyordu ve sadece içiyordu. Darla, ofis arkadaşı Lydia , Rowan ve Aaron beraber içiyordu. Rowan, Dante'yi inceledi sonra sessizliği bozdu.
"Bugün yorgun görünüyorsunuz dedektif"
"Sanırım"
Dante kısaca cevap verdi ama Rowan devam etti.
"Bugünkü cinayeti Ares mi işledi sizce?"
"Sanmıyorum. Ares mitolojiyle ilgileniyor, tanrıya da isayla değil"
"Yani sizce Ares inançlı mı?"
Dante bir an için nefesini tuttu sonra devam etti.
"Sence öyle mi?"
Rowan şaşırdı ama düşüncelere daldı. Dante ise devam etti.
"Gecenin sonunda bunun cevabını bana ver."
Rowan başını salladı ve içmeye devam etti. Dante bir süre sonra yalnız içen Vincent'ın yanına gitti. Sarhoş olmuştu bile.
"Neden tek başına içiyorsun dedektif?"
Vincent huysuzca elini salladı
"Git buradan"
"Tüh, hiç gidesim yok"
Dante bir sigara yaktı, Vincent'ın yüzüne üfledi.
"Yeni bir seri katil çıkıyor ama patronumuz sarhoş oluncaya kadar alkol içiyor."
"Kes sesini Romano"
Dante sırıttı ve sigarasından bi nefes daha aldı. O esnada gece yavaş yavaş bitiyor ve herkes dağılmaya başlıyordu. Vincent ayağa kalktı ve arabanın anahtarını çıkardı. Dante hemen elinden anahtarı aldı.
"Nereye?"
"Eve."
"Bu halde araba mı kullanacaksın?"
"Ne varmış halimde?"
"Alkol şişesi gibisin"
Vincent'ı arabaya taşıdı ve yan koltuğa oturttu. Marketten ona biraz su ve kahve aldı. Yavaşça içirdi. Huysuz herif hep huysuzdu.
"Canımı sıkıyorsun. Bana böyle davranman hoşuma gitmiyor."
Dante sadece dinledi, bir şey demedi. Ona kahveden bir yudum daha içirdi.
"Gerçekten çok sinir bozucusun, senin yanındayken kendimi hep gergin hissediyorum. Etrafta dolanman, dikkatimi dağıtman bile sinirimi bozuyor. Şimdi de sarhoşum diye beni ayıltmaya çalışıyorsun"
Dante daha fazla dayanamadı.
"Benden bu kadar nefret ettiğini bilmiyordum Bernard."
Dante arkasını döndü bir sigara daha yaktı. Arabanın önüne yaslandı. Gergince bir nefes daha alırken Vincent'ın uykulu ama hala ciddi sesi kulaklarını yavaşça deldi.
"Zaten nefret etmiyorum…ne saçma bir düşünce."
Dante sigarasını yere attı ve ayağıyla üstüne bastı.
"O halde neden bana laf atıp duruyorsun? Benden nefret etmiyorsan neden sinirlerini bozuyorum?"
Uzun bir süre cevap bekledi ama Vincent alkolün etkisiyle çoktan uyuya kalmıştı. Dante pes etti ve tam şoför koltuğuna oturacakken omzuna bir el dokundu. Hemen arkasını döndüğünde bu Rowandı.
"Dedektif, ben iyice düşündüm"
Dante ciddiyetle bekledi.
"Anlattığı her hikayede her zaman iki kişi var. Kurban ve katil. Kendini her hikayede kurban olarak görüyor katil olarak değil. Öldürenin o olduğunun farkında olmadan öldürdüğü kişiyi kendi geçmişiyle bağdaştırıyor. Aslında her hikaye geçmişinden bir anı. Ya kendi anısı ya da sevdiği birilerinin anısı. Ama en kötüsü hepsine şahit olmuş. Ve bu yüzden bence inanıyor. Bu yüzden hikayelerini mitolojiyle birleştiriyor çünkü eğer ölümleri olabildiğince gerçekçi tutarsa belki tanrılar onun sesini duyar diye. Belki tanrılar onu sever diye."
Rowan çok hızlı konuştuğu için derince nefes alıp verdi sonra iyi geceler dileyip Darla'nın yanına döndü. Dante arabanın kapısında öylece durdu, Rüzgar saçlarını dağıttı. Vincent'ın eli ceketine dokununca gerçekliğe döndü ve arabaya bindi.
Rowan arabayı ciddiyetle sürerken Darla yanında sessizce müzik dinliyordu. Sonra Rowan'a baktı.
"İyi misin?"
"Evet canım, neden sordun?"
"Etrafında kara bulutlar var gibi."
"Ah…sanırım alkolü biraz fazla kaçırdım."
"Benim sürmemi ister misin?"
"Hayır bebeğim, sen müziğini dinle."
Kırmızı ışıklarda durduğunda Darla'nın dudaklarını nazikçe öptü.