İçeriğe geç

ARES

Bölüm 4 · 6 dk okuma

ARES

Bölüm 4

Lord

“Lütfen tanrım beni duy"

Genç çocuk kilise de tanrıya yalvarıyordu. Onu neden unuttuğunu bilmek istiyordu. Çaresizce ellerini açtı.

"Sesimi rüzgâr kapıp götürüyor, sana ulaşmıyor. Yalvarırım Tanrım, beni bu karanlıkta tek başıma bırakma."

Genç kalbi acı içindeydi.

"Bende hayatı yaşamak istiyorum…yaşayıp mutluluğu öğrenmek istiyorum..lütfen tanrım beni unutma…beni yalnız bırakma"

Yıllar sonra büyüdüğünde o kiliseye tanrıyla konuşmak için son bir kez daha gitmişti.

"Artık beni duymanı istemiyorum. Sadece bil: Seni taklit ediyorum. Tıpkı senin gibi, ben de can alıyorum."

Genç adamın kalbi artık yalnızca karanlıkla doluydu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

"Herkes buraya toplansın. Kilisedeki cinayetle ilgili gelişmeler var."

Vincent herkesi ortada topladı ve panoya doğru yürüdü.

"Olay yerinde düşürülmüş bir anahtar bulduk. Bir kulübeye ait olduğunu varsayıyoruz üzerinde numaraları var. Katili orada bulabiliriz."

Lydia hemen sordu "Dedektif California'da bir sürü kulübe var nereden bulacağız?"

"Hepsine tek tek sorun o zaman"

Vincent arkasına bakmadan odasına yürüdü.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Darla eve döndüğünde Rowan'ı yemek yaparken görünce çok mutlu oldu ve arkadan belin sarıldı.

"Bu kadar romantik olduğunu bilmiyordum"

Rowan salataları doğramayı bıraktı ve elini yıkadı sonra arkasını döndü ve Darlayı kucağına kaldırdı. Kızın bacakları otomatik olarak beline dolandı ve adamın boynuna sarıldı. Rowan onu yatağa taşırken boynunu öpüyor sonra dudaklarına geçiyordu.

"Bugün dedektif daha da sinirliydi"

Darla'nın sesi yorgun ve sakindi

"Seni özledim"

Rowan kızın eteğini çıkardı ve sessizce sordu.

"Neden sinirliydi bebeğim?"

Elleri kalçalarını sıktı

"Ş-şey…kilise cinayetinde bir gelişme oldu. Katil bir anahtar düşürmüş. Sanırım bir kulübe anahtarı…"

Rowan kızı sertçe öptü ve boynunu ısırdı.

"Anladım…kafana takma. O herif hep sinirli"

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Dante işe gelmediği için Vincent onun evine gitti. Kapısını çaldı. Kapı açıldığında Dante yorgun ve hastaydı.

"Evimi nereden buldun?"

"Ben senin patronunum."

"Eeee yani? Ne olmuş?"

Vincent izin istemeden içeri girdi ve son derece düzenli olan eve göz gezdirdi. Elindeki ilaç poşetlerini masaya bıraktı.

"Lanet olsun, benim evimle seninki yin ve yang gibi"

"Niye geldin, git"

"Gitmicem"

Vincent mutfağa girdi ve kendine bir bardak su doldurdu. Dante şaşkınca izledi.

"Vay be kendi evinmiş gibi rahat ol"

Dante yorgunca koltuğuna geri uzandı. Ateşi vardı. Vincent ona çorba yapmaya başladı. Sonra yanına gitti, çorbayı masasına koydu. Karşısına oturdu.

"Kilise cinayetinde delil olan anahtarın kulübesini bulduk."

Dedi kalın sesiyle. Dante gözleri kapalı bir şekilde cevap verdi.

"Neden hala oyalanıyorsun o zaman?"

"Sensiz mi gideyim yani?"

"Çocuk musun sen? Elinden tutup götürmem mi gerekiyor?"

Vincent sinirlendi ve kafasına yastık fırlattı.

"Çok konuşma da kalk çorbanı iç, sonra gideceğiz."

Dante yavaşça kalktı ve çorbayı görünce sırıttı ama bir şey demeden içmeye başladı.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Kulübenin etrafını polisler çevirdi ve yavaşça içeri girdiler. Vincent içeri girdiğinde hafifçe öksürdü. Her yer tozluydu ama tamamen boştu. Polisler her yeri iyice aradı ama hiçbir şey bulamadılar. Dante yere çömeldi ve elleriyle dokundu. Vincent ne yaptığını merak eder gibi izledi. Bir süre sonra ayağa kalkan Dante bu sefer de duvarlara dokunmaya başladı.

"Burası yeni temizlenmiş"

"Nasıl yani?"

"Yanisi şu, buraya geleceğimizi zaten biliyormuş."

"İyi de buraya geleceğimizi sadece ofistekiler biliyor."

"İçlerinden biri katil o zaman"

Ofise döndüklerinde herkes heyecanla yeni bir haber bekliyordu. Vincent herkesi topladı.

"Bugün kulübeyi gezdik ama hiçbir şey bulamadık. Tamamen temizlenmiş."

Dante konuşmaya devam etti.

"Bu soruşturmayı yalnızca buradakiler biliyor. Bu da demek oluyor ki katil ya sizsiniz ya da yardımcısınız"

Herkes fısıldamaya başladı. Aaron, gergin olan Lydia'nın omzuna rahatlatıcı bir şekilde dokundu. Darla şaşkındı ve sessiz kaldı. Vincent son sözü söyleyip gitti.

"Bu olay çözülene kadar şüphelisiniz."

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Darla eve geldiğinde Rowan evde değildi. Yatağa uzandı ve düşüncelere daldı. Gece yarısı kapı açıldığında Darla yavaşça yataktan kalktı ve salonun ışığını açtı. Rowan montunu askıya astıktan sonra Darla'ya baktı.

"Uyuyamadın mı bebeğim?"

"Seni bekledim"

Rowan kızı kucakladı ve yatağa taşıdı. Yatağa uzanırken onu kucağına yatırdı. Saçlarıyla oynadı. Darla sessizce sordu.

"Neredeydin?"

"Gece vardiyasında"

"Anladım…"

"Günün nasıldı?"

Rowan soruyu sorduktan sonra kızın saçına bir öpücük bastırdı.

"Artık şüpheliyim"

"Nasıl yani?"

"Bugün kulübeyi aramışlar ama temizlenmiş bulmuşlar. Vincent dedi ki kulübeyi arayacağımızı yalnızca ofistekiler biliyormuş. Birimiz katil olabilirmişiz. Soruşturma bitene kadar baş şüpheliyim. Beni izlicekler."

Rowan cevap vermedi sadece dinledi. Sonra kızın başını kaldırdı ve öpmeye başladı.

"Rowan seni seviyorum.."

"Bende seni seviyorum bebeğim"

Darla sabah Rowan'dan önce uyandı ve etrafı toplamaya başladı. Kahvaltıyı hazırladı ve kahve yaptı. Kendi çantasını alırken Rowan'ın çantasını yere düşürdü. Eğildi ve dağılan eşyaları toparladı. Sonra eline bir anahtar denk geldi. Biraz inceledi. Çok tanıdıktı sanki daha önce bir yerde görmüştü. Sonra farkındalık onu buz dağı gibi çarptı. Titrekçe çantayı hızla yerine koydu. Rowan o esnada çoktan uyanmış duvara yaslanmış ona bakıyordu.

"Günaydın sevgilim"

Darla belli etmemeye çalışarak gülümsedi.

"Günaydın, kahvaltı hazırladım"

Rowan sırıttı ve kızı kendine çekti.

"Kahvaltıdan önce seni yesem, hm?"

"İşe yetişmem lazım"

"Hadi ya…üzüldüm"

Kızın boynunu öptü sonra geri çekildi. Kahvaltıdan sonra Darla evden çıktı. O evden çıkar çıkmaz Rowan, az önce Darla'nın dokunduğu çantasını aldı ve boşalttı. Anahtarı bulamadı.

"Hay sikeyim"

Darla ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Artık aşık olduğu adam baş şüpheliydi ve onu polise vermek konusunda endişeliydi. Kalbiyle mantığı çakışıyordu. Akşam olduğunda eve gitti. Rowan mutfaktaydı. Onu görünce gülümsedi.

"Aç mısın?"

"Biraz.."

Masaya oturduklarında Rowan kızı inceliyor ve bir şey demiyordu arada bir tebessüm ediyordu. Bir kaç saat aralarında sessizlik oldu. sonra Darla ayağa kalktığında, Rowan kızı duvara yasladı ve öpmeye başladı. Darla öpücüğü keserek soluklandı.

"kendimi iyi hissetmiyorum Rowan"

"Sadece öpüşüyoruz aşkım"

Darla bu sefer bir şey diyemeden onu öpmeye devam etti. Öpücük yoğunlaştı, onu duvara daha sert bastırdı. Elleri saçlarını çekti dudaklarını ısırdı. Darla yorulduğunu hissettiğinde onu üzerinden itmek istedi ama Rowan geri çekilmedi. Dudaklarını bu sefer kanattı.

"Mmphhh!!!!"

Acıdan gözleri dolan kız onu hızla ittirdi. Kanayan dudağını sildi ve tuvalate gitmek için arkasını döndüğünde Rowan'ın sesi onu yere sabitledi.

"Anahtarlar nerede?"

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Akşam 19.30

Vincent Dante'yle cinayetleri konuşurken Lydia içeri girdi.

"Dedektif, bunu görmelisiniz."

Lydia telefonunu Vincent'a çevirdi. Darla'dan 10 tane SOS mesajı.

"Rowan"

Dedi Dante.

"Başından beri Rowan'dı. Tabi ya"

Vincent hemen ekibi topladı ve yola çıktılar.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

"Her şey normal devam edebilirdi"

Gözlerinden yaşlar akan kızın saçlarını bıçağıyla okşadı.

"O anahtarı görmeseydin bebeğim"

Darla masumca hıçkırdı

"Beni öldürecek misin?"

"Evet"

"Beni sevdiğini sanıyordum…"

"Üzüldüm"

"Rowan…lütfen. Her şeyi düzeltebiliriz"

Rowan kızın saçlarını sertçe öptü.

"Bebeğim sen polissin ben katilim"

"Neden beni seçtin ki o zaman? Seni gerçekten seven tek kişi bendim, neden beni kullanmayı seçtin?"

Rowan bir şey demedi ve bıçak çantasını açtı.O esnada kapının ani kırılma sesiyle Rowan Darla'yı hemen kendine çekti ve boğazına bıçak dayadı. Silahlı sayısının fazla olduğunu fark eden Rowan kızı itti ve hızla camdan atladı. Dante durmadı peşinden atladı. Kovalamaca ıssız bir binaya kadar devam etti.

"Çık ortaya Rowan. İşin bitti"

Rowan kahkaha attı.

"Ya senin?"

"O ne demek?"

"Herkese bu kadar kolay mı güvenirsin Dedektif?"

Dante sesin geldiği yönü takip etti sonra bir hışırtı ve her şey karanlık. Dante kendini yerde buldu. Karnından kanlar akıyordu. Hemen ceketini çıkardı ve kanayan yere bastırdı.

"Siktir"

Rowan sırıtarak ona doğru yürüdü.

"Yaşadığın her şeyi unutuyorsun değil mi?"

Çömeldi ve bıçağını yere sürttü.

"Ve yaptığın her şeyi…Unutkanlık zor olmalı."

Dante hiçbir şey anlamadı ama cevapladı

"Peki ya sen? Tanrıya niye bu kadar öfkelisin?"

"Hahahah, hala anlamıyorsun değil mi?"

"Neyi?"

"O ceset bana ait değil. Ben tesadüfen oradaydım. Yeni kurbanım rahibe bir kızdı, onu kaçırıp kulübeme götürecektim. Ama sonra onu gördüm…Hahaha"

Rowan deli gibi gülüyordu.

"Siktir, o deli piç evsizi çarmıha gerdi. Her şeyi izledim."

Dante'nin kanı dondu. Göz bebekleri büyüdü. Ceketi artık tamamen kan olmuştu.

"Kimdi o Rowan? Söyle!"

"Söyleyince ben ne kazanacağım amınakoyayım?"

Bıçağını Dante'ye biraz daha sapladı bu sefer başka yöne. Sonra boğazına yöneldi.

"Seni doğrayaca-"

Onun tam arkasında beliren Vincent bir saniye beklemeden tetiği çekti ve Rowan'ı kafasından vurdu. Dante korkuyla sıçradı ama kan kaybından hali kalmamıştı. O ana kadar gözü dönen Vincent , Dante'yi öyle görünce telaşla yanına çöktü. Yarasını kontrol etti.

"Siktir…siktir"

onu kucakladı ve dışarıya taşıdı. Neyse ki polisler onu takip etmişti bu yüzden Dante'ye hemen bir ambulans geldi. Yol boyu Dante'nin yanında durdu. Dante arada bir fısıldıyordu.

"O biliyordu Bernard. Ares'i gördüğünü söyledi."

"Shhh…iyileşince konuşursun."

Dante'nin alnına yapışan saçlarını düzeltti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.