İçeriğe geç

Aranan Kan (Asker-Doktor)

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Aranan Kan (Asker-Doktor)

Bölüm 3

3

Gözüme çarpan güneş ışınlarıyla uyandım. Hemen kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Bugün ilk işim başhekim'in söylediği hastaneye gitmekti. Bavulumdan birkaç birşey çıkardım. Kumaş kahverengi pantolon üstüne beyaz gömlek giyip, birkaç parça şeyle tamamladım. Saçlarımı ufak dokunuşlarla dalgalandırıp odadan çıktım. Otelle hastane arası baya mesafe vardı. Hastaneye yakın bir yerden ev tutsam iyi olur. Arabayı park edip hastaneye girdim. Girişteki görevli kadının yanına gidip başhekim'in yerini öğrendim. Tam kapıyı tıklatıcaktım ki kapı açıldı. Başhekim olduğunu tahmin ettiğim kişi beni baştan aşağı süzdü. "Buyur, ne için geldin?" "Ben Yazgı Soydere. Murat Altun size haber verdiğini söylemişti. Kendisi İstanbul hastanesinde başhekimimdi." Bir süre gözlerini kıstı, sonra aklına gelmişki kaşları havalandı. "Doğru ya, sen şu yeni gelen doktorsun." "Evet, bunlar belgeleri-" Sözümü bitirmeden belgeleri elinden aldığı gibi odaya gidip masasına koydu. Tekrar gelip kapıyı kapattı ve bana döndü. "Beni takip et." Hiç birşey demeden onu takip ettim. 2 kat yukarıya çıktığımızda sağ tarafta bir odaya girdik. Uzun yuvarlak beyaz masa vardı. Etrafında ise doktorlar. Sanırım toplantı yapacaklardı. "Büge'nin yanına geç." Dedi. Yanı boş olan tek kişiyi göstererek. Ben sandalyeme geçerken başhekim konuşmaya başlamıştı. "Buraya sizi toplamamım nedeni, gösterdiğim köye gönüllü arkadaşlarınızı göndermek." Dedi tahtadaki bir bölgeyi göstererek.Ardından devam etti. "Biliyorsunuz yakın zamanda hastaneleri yıkıldı. Doktor eksik, oradaki hastalar şehire uzak oldukları için gelmiyorlar yada yol uzaklıgından yetişemiyorlar. Bahsettiğim köy bize 2,5 saatlik uzaklıktaSize bir ömür orada kalın demiyorum, en azından bir ay kadar." dedi ve sustu. Doktorların tepkilerine bakıyordu. Fakat gözlemlediğim kadarıyla kimsenin oraya gitmeye niyeti yoktu. Başhekim sıkıntıyla iç çekince daha fazla dayanamadım elimi kaldırdım. Hasta hastadır sonuçta, nerde olursa olsun. Bir kaç kişi daha el kaldırınca nihayet başhekim rahatladı. Başhekim istediği sayıya ulaşınca isimleri kağıda yazdı ve Bügeye döndü. "Büge grup sorumlusu sensin. Bir hafta içinde hazır olun." Dedi ve çıktı odadan.Herkes birbiyle konuşmaya başlarken bende Büge'ye döndüm yanındaki adamla konuşuyordu. Beni fark edince bana doğru dönüp "Merhaba Büge ben." Dedi elini uzatarak. Uzattığı eli sıktım. "Yazgı bende memnun oldum." Az önce konuştuğu adam da elini uzattı. "Sinan ben memnun oldum." Ona da memnun olduğumu belirttim. Bir hafta sonra otobüsle köye doğru gidiyorduk. 2 saati geride bırakmıştık. Son yarım saatte sıkıldığım için uyudum. Uyandığımda herkes inmişti. Hemen otobüsten indim etrafı incelemeye başladım. Bir tarafta boş araziye kurulmuş sağlık çadırları vardı, diğer tarafta ise tek kişilik odalar vardı. Etrafı ise duvarlar tellerle çevrilmiş, her bir köşesinde askerler duruyordu. Çadırlara doğru yürümeye başladığımda, köşede bir kız farkettim. 7-8 yaşlarında olmalıydı. Bacaklarını kendine doğru çekmiş kollarını dizlerine koyup arasındaki boşluğa kafasını koymuş oturuyordu. Yanına gittim, tam karşısına çöktüm. "Neyin var? " Dememle başını kaldırıp önlüğüme baktı ve hemen geri çekildi. Hızlıca ayağı kalktım bir elimi ona uzattım. "Korkma sana zarar vermiycem. " "Yapma, iğne yapma bana hasta değilim ben." Ne iğnesinden bahsediyordu? İki elimi de kaldırdım "Hiçbirşey yapmıycam. Bak ellerim boş." Durdu boş gözlerle baktı bana. "Neden üzgünsün söyle bana." Bakmaya devam etti. Durduğu yere geri oturdu. Aynı pozisyona geri döndü. Yüzünü kaldırmadan konuşmaya başladı. "Annemi özledim, gelicek diyorlar ama gelmiyor. Bana yalan söylüyorlar." Bir anlık kalbim sancılandı. Karşımda küçük Yazgı oturuyordu sanki. Bu kız anne özlemi çekiyordu. Gelmediğine göre ya annesi ölmüştü yada bırakıp gitmişti. Gerçi ikiside aynı şey. "Anneni en son ne zaman gördün?" "Görmedim ama özlüyorum." Annesi bırakıp gitmiş miydi gerçekten? Veya doğarken öldü. Hep kötü olasılıklar. "Eminim annende seni özlüyordur." dememle aniden kafasını kaldırdı. "Hayır özlemiyor. Özlese gelirdi ama o gelmedi." Hızla ayağı kalktı ve uzaklaştı. Kıza fazla üzülmüştüm sanırım boğazıma bir taş oturdu sanki. Çadırlardan uzaklaştım boş arazide yürümeye başladım. Kaç dakika yürüdüm bilmiyorum. Ayak sesleri duyunca arkamı döndüm. Yüzündeki kar maskesi, başında korucusu keskin gözlerini ortaya çıkarmıştı. Kalıplı bir askerdi. "Bir sorun mu var? " Dedim. "Tellerin dışına çıkmak yasak, lütfen geri dönün."dedi. Bir süre durdum. Benim adım atmamı bekliyordu ki adım atmamla arkasını dönüp yürümeye başladı. Biz yavaş adımlarla yürürken bastığım yerden bir ses geldi. Benim yaprak hışırtısı sandığım mayın sesi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.