İçeriğe geç

Aranan Kan (Asker-Doktor)

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Aranan Kan (Asker-Doktor)

Bölüm 4

4

"Kıpırdama." Yanımdaki asker sesi duyar duymaz arkasını dönmüş, ayağıma bakmaya başlamıştı. "Ne oluyor?" Bir kaç yaprak hışırtısı duyduğuma eminim. Yavaşça sağ ayağıma doğru eğildi. "Ne olduğunu söyleyecek misin?" Sessizliği canımı sıkıyordu. Formasının cebinden çıkardığı bıçakla ayağımın etrafını eşimeye başladı. Sıkıntıyla nefes verdi. "Mayına basmışsın." Mayın mı? Şu patlayanlardan mı? Değildir ya. İstemsizce ayağımı haraket ettiğimde sıkıca sardı. "Kızım dur, kıpırdama. Kaldırdığın an patlarız." "Ne yapıcaz. Gencecik yaşımda ölücek miyimı?" Ben telaştan saçmalarken o cebinden telefon çıkarıp birilerine mesaj attı. Sevgiline yazman için mükemmel bir zaman asker. Yavaşça ayağa kalktı. Kollarımdan tutup bedenlerimizi birbirine çekti. Keskin barut kokusu açık havada kendini belli ediyordu. Ayağımın yanına ayağını koyup yavaşça ittirdi ayağımı. Göğsünü, göğsümden çektiğinde artık mayının üstünde o vardı. Hızlı adımlarla geri çekildim. Bir ona, birde mayının üstündeki ayağına baktım. "Neden mayını imha etmedin?" Gözlerini kısarak beni baştan aşağı süzdü. Onun ardından bende kendimi süzdüm ve bir an durdum. "Ben mi imha edicem?"Şaşkınlık ve korkuyla çıkan sesime karşılık başını eğdi sanırım gülmüştü. "Daha önce mayın imha etmedin mi?" Bu adam ciddi miydi? "Tabiki hayır, benden umudu kes." Dedim, kollarımı bağlayıp başımı başka yöne çevirdim. "Tüh, bu hiç iyi olmadı." Dedi. Ona 'ciddi misin' der gibi bakış attım. Şuan şakanın sırası mı gerçekten? Etrafı incelemeye başladım.Tek bir ev yoktu, yan tarafımız yol olmasına rağmen bir tane araba geçmedi. O sırada geldiğimiz yönden bir askeri araç geldi, tam önümüzde yolda durdu. İçinden başka bir asker indi koşarak ayağı mayının üstünde olan askerin ayağına eğildi. "Gelmeseydin, biz hallederdik Kerim." dedi alayla. Kerim dediği asker kafasını kaldırıp önce ona baktı sonra bana baktı. Sanırım telefonda mesaj attığı kişi buydu. "Mayın imha etmek benim için zevk komutanım, biliyorsunuz." Kim mayın imha etmeye bayılırdı ki? "Aman patlatma da." Dedi mayın üstündeki asker. O kadar sakin söyledi ki 'aman balonu patlatma da' der gibi. Bir kaç dakika sonra Kerim mayını imha etmişti. İkiside Kerim'in geldiği arabaya yürürken, bende geldiğim yöne yürümeye başladım. "Doktor hanım, aynı yere gidiyoruz." Diye seslendi ismini bilmediğim keskin bakışlı asker. "Biliyorum." Dedim. Yanındaki Kerim denen askere döndü kısa bir bakış attı. Arabanın arka kapısını açıp binmem için işaret etti. Etrafa bakındım, aslında başka bir mayına basmak gibi bir niyetim yoktu. Gidip arabaya bindim. Çadıra gelmiş, günlük hastalara ilaç yazıyordum. Yanımdaki hastayı gönderdikten sonra sıradaki hastanın ismine baktım. Ahsen Serin. İğne yapılacaktı. Hastayı beklerken çadırdan içeriye köşede gördüğüm küçük kız girdi. Yanında hemşire vardı, zorla getirilmişti yüz ifadesinden belliydi. "Hoşgeldin minik." Dedim gülümseyerek. Mimiği değişmedi. Hemşire bırakıp gitti. "Korkmana gerek yok. Kısa sürecek." İğne yaparken içeriye Büge girdi. "Yazgı hanım. Aşağıdaki köylere gidilmesi gerekiyor, gelemeyen hastalar için." "Benim gitmemi mi istiyorsunuz?" "Evet, merak etme yanında asker olacak. Dışarıda bekliyoruz." "Tamam." İşimi bitirip sağlık çantasını alıp çadırdan çıktım. Büge'nin yanına gittim. Bir askerle konuşuyordu. Bugün mayına bastığımda yanımda olan askerdi. Gözlerinden tanımıştım. "Üsteğmen Giray Arın Karadağ, Doktor Yazgı Soydere." Birbirimize kısaca tanıttı. Baş selamı verdi, karşılık verdim. Elimde çantayla sessizce yürümeye başladık. Merakıma yenik düşüp sessizliği bozdum "Buralarda da mayın var mıdır?" "Vardır." Bu sakinliği beni öldürecek. "Ya birdaha basarsam?" "Birdaha imha ederiz. Tabi fark edersek." "O zaman kulaklarını iyice aç. Patlarsam sorumlusu sensin." "Birlikte patlarız." Başımı hızlıca ona çevirmemle devamını getirdi. "Yanınızdan ayrılmayacağım, merak etmeyin güvendesiniz." Bir eve girdik, yaşlı teyzenin tansiyonunu ölçüp ilaçlarını kağıda yazmaya başladım. Teyze o sırada Üsteğmen'e birşeyler soruyordu. "Eylül doktor nerde? Hep o gelirdi?" "Başka hastaneye tayini çıktı." Birbirlerini tanıyorlardı sanırım. "Senin adın ne kızım?"dedi teyze. "Yazgı." "Maşallah pekte güzelmişsin. Seni daha önce görmedim." "Başka şehirden geldim. Bugün ilk günüm." Dedim elimdeki kağıdı ona uzatarak. "Bazı ilaçların dozunu arttırdım ve bazılarını listeden çıkardım. Bu listeye göre içmeye devam edebilirsiniz. Geçmiş olsun." "Sağol kızım."Evden dışarı çıkar çıkmaz konuştum. "Burdaki insanlar hep böyle mi?" "Nasıl?" "Cana yakın." "Çoğu." Birkaç eve daha uğrayıp geri kampa döndük. Akşam olmuştu. Burası şehre uzak olduğu için bir ay boyunca geceyi burda geçirecektik. Bizim için ayrılan küçük kare odalara girdim. Odaya girer girmez sağ tarafında yatak yatağın karşısında küçük banyo vardı. Hemen sıcak duş aldım. Saçımı durulayıp yatmamla hemen uykuya daldım. Köy havası değişik gelmişti. Kendimi yorgun hissediyordum. "Sen yaptın, sen öldürdün." "Ben.. Üzgünüm." "Yetersizsin. Senin yüzünden oldu. Senin yüzünden!" Aniden gözümü açıp yatağımda doğruldum. Rüyamda Yasmin denen kızı görmüştümYataktan çıktım bardağa su doldurup bir dikişte içtim. Hava almak için dışarı çıktığımda nöbet tutan askerleri gördüm. Tellerin yanındaki çardaklardan birine oturdum. Kafamı ellerimin arasına alıp düşünmeye başladım. "Bu saatte uyuyor olmanız lazım doktor hanım." Duyduğum sesle başımı kaldırdım. Çardağın yanında nöbet tutan askerden gelmişti bu ses. Üsteğmen Giray Arın Karadağ'dı bu. "Seninde." dedim. "Görev başındayım. Sizin güvenliğiniz için."" Mesleğinden memnun musun?" "Anlamadım?" "Neden asker oldun?" "Aklınıza takılan birşey mi var doktor hanım?" "Hayır, merak ediyorum." Bir süre sessiz kaldık. Sessizliği bozan o oldu. "Neden doktor oldunuz?" "İnsanların hayatını kurtarmak, içlerinde hiç umut kalmadığında bile onlara umut olmak için." Derin iç çekişini duydum. "Aklını takılan bir sey mi var Üsteğmen?" "Bir çok şey." "Dinlemek isterim, anlatmak isterseniz."Durdu, düşündü. Birkaç dakika sonra anlatmaya başladı. "Kardeşim, genç yaşta toprağın altına koydum. Şehit oldu." Başını öne eğdi, "Benim yüzümden." "Kendini suçlamamalısın." "Tek suçlu benim." "Nasıl oldu?" "Bıçaklandı, defalarca. İstanbul'da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. "Başın sağolsun, şehit olduğunu söyledin, Edirnekapı şehitliğine gömüldü öyle değil mi?" "Evet, neden sordunuz?" "Annem'in mezarı orda. Sık ziyaret ediyorum." "Başınız sağolsun." "Kardeşinin adı ne? İstanbul'a döndüğümde ziyaret etmek isterim." "Yasmin, Yasmin Karadağ."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.