BÖLÜM 19
Kerem gittikten sonra uzun süre kapının önünde öylece kaldım.
Sanki arkasından gitsem her şey düzelecekmiş gibi hissediyordum.
Ama gitmedim.
Çünkü bu kez kararımı korkuyla vermek istemiyordum.
O gece odama çıktım.
Masamın üzerinde hâlâ babamın mektubu vardı.
Elif’in mektubu.
Fotoğraflar.
Yıllardır saklanan belgeler.
Hepsine tek tek baktım.
Sonra aynanın karşısına geçtim.
İlk defa kendime yabancı gelmiyordum.
Ben Defne’ydim.
Birilerinin sakladığı bir sır değildim.
Birilerinin korumak için oradan oraya gönderdiği bir çocuk değildim.
Geçmişim ne kadar karışık olursa olsun, bundan sonrasına ben karar verecektim.
Telefonumu elime aldım.
Kerem’in adına girdim.
Uzun süre ekrana baktım.
Sonra yazdım.
“Konuşmamız lazım.”
Mesajı gönderdikten birkaç saniye sonra cevap geldi.
“Hazırım.”
Kalbim hızlandı.
“Neredesin?”
“Eski evin önündeyim.”
Hemen ayağa kalktım.
Dışarı çıktığımda Kerem bahçenin kenarında duruyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
“Geldin.”
“Evet.”
Birbirimize doğru birkaç adım attık.
Aramızda yine o tanıdık sessizlik vardı.
Ama bu kez sessizlik korkudan değildi.
Söylememiz gerekenlerden dolayıydı.
Kerem ellerini cebine koydu.
“Kararını verdin mi?”
“Evet.”
Gözlerimin içine baktı.
“Ve?”
Derin bir nefes aldım.
“Ben geçmişimi değiştiremiyorum.”
Kerem sessizce dinliyordu.
“Annemin neden öldüğünü değiştiremiyorum. Babamın yaşadıklarını değiştiremiyorum. Senin babanın yaptığı hataları da değiştiremiyorum.”
Bir adım daha yaklaştım.
“Ama bundan sonra ne olacağına karar verebilirim.”
Kerem’in bakışları yumuşadı.
“Peki ne istiyorsun?”
Bu kez hiç düşünmedim.
“Senden kaçmak istemiyorum.”
Kerem başını eğdi.
“Defne…”
“Biliyorum.”
Sözünü kestim.
“Her şeyin kolay olmayacağını biliyorum.”
“İnsanlar konuşacak.”
“Biliyorum.”
“Ailemiz bunu kabul etmeyebilir.”
“Bunu da biliyorum.”
Kerem gözlerimin içine baktı.
“Yine de?”
“Yine de.”
Aramızdaki mesafe birkaç adım kadardı.
Ama sanki yıllardır aşamadığımız bütün duvarlar bir anda önümüzden kalkmıştı.
Kerem sessizce elimi tuttu.
“Ben senden hiçbir zaman vazgeçmek istemedim.”
“Biliyorum.”
“Bazen senden uzak durmam gerektiğini düşündüm.”
“Ben de.”
“Peki neden şimdi?”
Gülümsedim.
“Çünkü ilk defa birbirimizi seçmek için geçmişimizin bize izin vermesini beklemiyoruz.”
Kerem gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
Sonra alnını alnıma yasladı.
“Bana bir söz ver.”
“Ne?”
“Ne olursa olsun, bir daha benden gerçeği saklama.”
Gülümsedim.
“Sen de benden saklama.”
“Söz.”
Bir süre öylece kaldık.
Sonra uzaktan bir araba sesi duyuldu.
İkimiz de dönüp baktık.
Araba durdu.
Kapı açıldı.
Yusuf indi.
Bana baktı ve gülümsedi.
“Konuşmamız gereken bir şey daha var.”
Kaşlarımı kaldırdım.
“Yine mi sır?”
Yusuf güldü.
“Hayır.”
Yanımıza geldi.
“Bu kez sır yok.”
Elindeki küçük kutuyu bana uzattı.
“Bu Elif’indı.”
Kutuyu açtım.
İçinde ince, eski bir kolye vardı.
Çocukluğumdan hatırladığım kolyenin aynısıydı.
Yusuf konuştu.
“Annen bunu senin için saklamıştı.”
Parmaklarım kolyeye dokundu.
“Artık benim.”
“Evet.”
Gözlerim doldu.
“Teşekkür ederim.”
Yusuf bana sarıldı.
Bu kez sarıldığım adamın kim olduğunu biliyordum.
Biyolojik babamdı.
Ama bundan daha önemlisi…
Artık hayatımda olmasını istediğim biriydi.
Yusuf geri çekildi.
Kerem’e baktı.
İkisi kısa bir süre sessizce birbirlerine baktılar.
Sonra Yusuf gülümsedi.
“Onu üzme.”
Kerem de gülümsedi.
“Üzmeyeceğim.”
Yusuf gittikten sonra Kerem bana döndü.
“Sanırım artık gerçekten bitti.”
Başımı salladım.
“Hayır.”
Şaşırdı.
“Ne?”
Gülümsedim.
“Bence bizim hikâyemiz şimdi başlıyor.”
Kerem’in yüzünde uzun zamandır görmediğim o sıcak gülümseme belirdi.
Elimi tuttu.
Ve birlikte eve doğru yürüdük.
Bu kez geçmişin gölgesinde değil.
Kendi seçtiğimiz geleceğe doğru.
Ama bilmiyorduk…
Bazen en büyük sırlar çözüldüğünde bile, bazı hikâyelerin bitmesi için son bir sayfa gerekir.
Ve bizim son sayfamız henüz yazılmamıştı.