BÖLÜM 18
Kerem’in babasının bıraktığı dosyaya uzun süre baktım.
Artık elimde cevaplanmamış çok az soru kalmıştı.
Ama içimde hâlâ tek bir soru vardı.
Yusuf.
Biyolojik babam.
Bunca yıl nerede olduğunu bilmiyordum.
Beni neden bıraktığını anlamaya çalışıyordum.
Ve en önemlisi…
Beni gerçekten sevmiş miydi?
Telefonum çaldı.
Ekranda kayıtlı olmayan bir numara vardı.
Açtım.
“Defne?”
O sesi duyduğum anda kalbim hızlandı.
Yusuf.
“Sen misin?”
“Evet.”
Gözlerim doldu.
“Neredesin?”
“Gelirsen konuşabiliriz.”
“Sen gel.”
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
“Bu kez kaçmayacağım.”
Telefon kapandı.
Kerem bana baktı.
“Gidecek misin?”
“Evet.”
“Ben de geleceğim.”
Başımı salladım.
“Hayır.”
Kaşlarını çattı.
“Defne…”
“Bu konuşmayı kendim yapmalıyım.”
Bir süre yüzüme baktı.
Sonra sessizce başını salladı.
“Ama döndüğünde burada olacağım.”
O cümle içimi garip bir şekilde rahatlattı.
Yusuf’la buluştuğumda hava kararmaya başlamıştı.
Karşımda duran adama baktım.
Fotoğraflardan tanıdığım yüz…
Ama hiç tanımadığım bir baba.
Yıllar yüzüne işlenmişti.
Beni görünce gözleri doldu.
“Büyümüşsün.”
Gülümsedim ama gözyaşlarımı tutamadım.
“Sen de yaşlanmışsın.”
Başını eğdi.
“Bunu hak ettim.”
“Beni neden bıraktın?”
Soruyu sorarken sesim titredi.
“Beni neden başka bir aileye verdin?”
Yusuf derin bir nefes aldı.
“Çünkü seni yaşatmak istedim.”
“Bana hiç ulaşmadın.”
“Ulaşsaydım seni bulurlardı.”
“Peki annem?”
Gözleri doldu.
“Elif seni gördüğü son anda bile seni düşündü.”
“Onu gerçekten sevdin mi?”
Yusuf hiç düşünmeden cevap verdi.
“Hayatım boyunca.”
“Peki neden onun yanında değildin?”
Başını eğdi.
“Çünkü o öldüğünde ben de hayatımın yarısını kaybettim.”
Sessizlik oldu.
Sonra çantasından eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Elif vardı.
Kucağında küçücük bir bebek.
Ben.
Yusuf fotoğrafı bana uzattı.
“Bu fotoğrafı son gördüğümde sen birkaç günlük bile değildin.”
Fotoğrafa dokundum.
“Beni hiç kucağına aldın mı?”
Yusuf’un gözlerinden yaş süzüldü.
“Bir kez.”
“Hatırlıyor musun?”
“Hayatım boyunca unutmadım.”
Bir süre konuşamadım.
Sonra içimde yıllardır biriken o cümleyi söyledim.
“Ben seni affetmek istiyorum.”
Yusuf başını kaldırdı.
“Ama hemen yapamam.”
“Biliyorum.”
“Çünkü beni korumak için yaptığını şimdi anlıyorum. Ama çocukken bunu anlayamazdım.”
“Benden nefret etmen normal.”
“Hayır.”
Başımı salladım.
“Senden nefret etmiyorum.”
Bir adım yaklaştım.
“Sadece yıllarımı geri istiyorum.”
Yusuf ağladı.
“Ben de.”
İlk kez ona sarıldım.
Ve ilk kez “baba” kelimesi içimde yabancı gelmedi.
“Baba…”
Kolları titreyerek bana sarıldı.
“Buradayım.”
Eve döndüğümde Kerem kapının önündeydi.
Beni görünce hemen ayağa kalktı.
“İyi misin?”
Başımı salladım.
“Evet.”
“Ne oldu?”
“Babamla konuştum.”
Bir an durdu.
“Ve?”
Gülümsedim.
“Artık yalnız değilim.”
Kerem’in yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.
“Bunu duymak güzel.”
Yanına oturdum.
Bir süre sessizce gökyüzüne baktık.
Sonra Kerem konuştu.
“Defne.”
“Efendim?”
“Babam yarın evi bırakacak.”
Şaşırdım.
“Nereye gidecek?”
“Bilmiyorum.”
“Peki sen?”
Kerem bana baktı.
“Ben de bir süre ayrı kalacağım.”
Kalbim sıkıştı.
“Gitmek zorunda mısın?”
“Hayır.”
“Öyleyse?”
“Çünkü sana seçim hakkı vermek istiyorum.”
Ne demek istediğini anladım.
Aramızdaki şeyi.
Bu evde, bütün bu karmaşanın içinde başlayan duygularımızı.
Kerem gözlerini benden kaçırdı.
“Bunca şeyin arasında seni kendime mecbur bırakmak istemiyorum.”
Elini tuttum.
“Beni hiçbir zaman mecbur bırakmadın.”
Gözlerimiz buluştu.
“Ben sadece…”
Sözüm yarım kaldı.
Çünkü ikimiz de aynı şeyi düşünüyorduk.
Bazen bir hikâyenin mutlu sonla bitmesi için önce insanların birbirinden uzaklaşması gerekiyordu.
Ve belki de bizim hikâyemizin son sınavı buydu.
Kerem elimi sıktı.
“Ne olursa olsun, seni beklemeyeceğim.”
Şaşırdım.
“Ne?”
Gülümsedi.
“Çünkü artık senin benim için bir karar vermeni istemiyorum.”
Ayağa kalktı.
“Kararı kendin için vereceksin.”
Sonra kapıya doğru yürüdü.
Ben arkasından baktım.
Tam çıkacakken durdu.
“Defne?”
“Efendim?”
“Bana abi demediğin için hiç pişman olmadım.”
İlk kez güldüm.
“Ben de.”
Kapı kapandı.
Ve evde ilk defa gerçekten yalnız kaldım.
Ama bu kez yalnızlık korkutmuyordu.
Çünkü artık geçmişin bütün gölgeleri dağılmıştı.
Geriye sadece…
Benim vereceğim son karar kalmıştı.