İçeriğe geç

Aramızdaki yasak

Bölüm 13 · 5 dk okuma

Aramızdaki yasak

Bölüm 13

Son saklanan

BÖLÜM 13

“Çünkü senin baban, Defne’nin gerçek babasının kim olduğunu öğrendiğinde…”

Annemin sesi titriyordu.

“En çok senden korktu.”

Kerem’in yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Benden neden korksun?”

Annem cevap vermedi.

“Anne.”

Bu kez ben konuştum.

“Artık yeter.”

Annem gözlerini bana çevirdi.

“Bunca yıldır sustun. Babam sustu. Onun babası sustu. Herkes bir şeyleri sakladı.”

Elimdeki fotoğrafı masaya bıraktım.

“Ama artık susmayacaksın.”

Annem derin bir nefes aldı.

“Tamam.”

Kerem de sessizce oturdu.

“Her şeyi anlat.”

Annem başını eğdi.

“Sen doğduğunda baban senin biyolojik baban olmadığını biliyordu.”

Gözlerim doldu.

“Ama beni yine de kendi kızı gibi büyüttü.”

“Evet.”

“Peki gerçek babam kim?”

Annem dudaklarını birbirine bastırdı.

“Adı…”

Sustu.

“Adı ne?”

“Yusuf.”

Bu isim bana hiçbir şey ifade etmedi.

“Kim bu Yusuf?”

“Babanın eski bir arkadaşı.”

“Peki neden benim gerçek babam?”

Annem gözyaşlarını sildi.

“Çünkü sen doğmadan önce onunla bir ilişkim vardı.”

Kerem gözlerini yere indirdi.

Ben ise anneme bakmaya devam ettim.

“Babam bunu biliyor muydu?”

“Sonradan öğrendi.”

“Ve beni yine de büyüttü.”

“Evet.”

“Peki Yusuf nerede?”

Annem uzun süre sustu.

Sonra:

“Öldü.”

İçimde garip bir boşluk oluştu.

“Ne zaman?”

“Sen doğmadan önce.”

“Nasıl?”

Annem cevap vermedi.

Kerem ayağa kalktı.

“Baba.”

Herkes ona döndü.

Kerem’in babası hâlâ kapının yanında duruyordu.

“Sen Yusuf’u tanıyordun.”

Bu bir soru değildi.

Adam başını eğdi.

“Evet.”

“Ne kadar yakından?”

“Çok yakından.”

Kerem’in yüzü sertleşti.

“Bana neden hiç anlatmadın?”

“Çünkü anlatacak bir şey kalmadığını düşünüyordum.”

“Bence çok şey kaldı.”

Adam gözlerini bana çevirdi.

“Yusuf öldüğünde onunla ilgili bazı belgeler bana kaldı.”

“Belgeler?”

“Evet.”

“Ve benim adım o belgelerde vardı.”

Adam başını salladı.

“Doğru.”

“Peki neden sakladın?”

“Çünkü Yusuf’un ölümünden sonra bazı insanlar seni aramaya başladı.”

“Kim?”

“Onu bilmiyorum.”

“Yalan.”

Adam sustu.

Kerem bir adım ona yaklaştı.

“Baba, yıllardır bu konuyu kapatıyorsun.”

“Çünkü seni de korudum.”

“Beni neden koruyasın?”

Adamın cevabı herkesi susturdu.

“Çünkü Yusuf’un ölümünden önce bana söylediği son şey…”

Durdu.

“Kerem’i bu işten uzak tut.”

Kerem dondu.

“Beni mi?”

“Evet.”

“Niye?”

Adam cevap vermedi.

Ben araya girdim.

“Peki babam?”

Adam bana baktı.

“Baban gerçeği öğrendiğinde Yusuf’un ölümünün sıradan bir ölüm olmadığını fark etti.”

Kalbim hızlandı.

“Yani babam öldürülmedi mi?”

“Bilmiyorum.”

“Bilmiyorum deme!”

Sesim titredi.

“Bunca yıldır herkes aynı şeyi söylüyor.”

Adam gözlerini kapattı.

“Babanın ölümünden önce elinde bir dosya vardı.”

“Bu dosya mı?”

“Hayır.”

Başını iki yana salladı.

“Başka bir dosya.”

O gece annem odasına çekildi.

Kerem’in babası da konuşmadan yukarı çıktı.

Ben salonda tek başıma kaldım.

Bir süre sonra Kerem yanıma geldi.

“İyi misin?”

“Hayır.”

Yanıma oturdu.

“Ben de değilim.”

Bir süre sessiz kaldık.

Sonra ona baktım.

“Benden neden korkmuş olabilirler?”

“Bilmiyorum.”

“Senin ailenden neden sürekli bahsediliyor?”

Kerem bana baktı.

“Çünkü babam bazı şeyleri saklamış.”

“Sen de mi?”

“Hayır.”

“Emin misin?”

Bu soru onu incitti.

Gözlerini kaçırdı.

“Eminim.”

Bir süre sessiz kaldık.

“Defne…”

“Efendim?”

“Bana güvenmediğini hissediyorum.”

“Güvenmek istiyorum.”

“Bu yeter.”

“Değil.”

Ona döndüm.

“Çünkü senden hoşlanıyorum.”

Kerem bir anda sustu.

Bu kelimeyi ilk kez bu kadar açık söylemiştim.

“Ve bundan korkuyorum.”

Kerem’in bakışları yumuşadı.

“Ben de.”

“Peki neden hâlâ yanımdasın?”

“Çünkü ne olursa olsun seni yalnız bırakmak istemiyorum.”

Gözlerim doldu.

Tam o sırada Kerem elini uzattı.

Ama bana dokunmadan durdu.

Sonra elini geri çekti.

“Bazen sana yaklaşmak istiyorum.”

Kalbim hızlandı.

“Ama yapmamam gerektiğini biliyorum.”

Başımı eğdim.

“Ben de.”

Aramızda birkaç santim vardı.

Ama sanki kilometrelerce uzak gibiydik.

Çünkü ikimiz de biliyorduk.

Hislerimiz gerçekti.

Ama içinde bulunduğumuz durum kolay değildi.

Ertesi sabah mutfakta kahvaltı yapıyordum.

Annem sessizdi.

Kerem de.

Tam çayımı alırken telefonum titredi.

Emre.

Mesajı açtım.

Emre: Dosyayla ilgili yeni bir şey buldum.

Hemen yazdım.

Defne: Ne?

Cevap geldi.

Emre: Yusuf’un ölüm tarihi yanlış.

Kaşlarımı çattım.

Defne: Nasıl yani?

Emre: Resmî kayıtta başka tarih var. Ama eski belgelerde başka bir tarih.

Kalbim hızlandı.

Defne: Kaç gün fark var?

Bir süre cevap gelmedi.

Sonra:

Emre: Üç gün.

Telefonu elimden düşürecek gibi oldum.

Kerem bunu fark etti.

“Ne oldu?”

“Emre bir şey bulmuş.”

Kaşları çatıldı.

“Ne?”

“Yusuf’un ölüm tarihiyle ilgili.”

Kerem hemen ayağa kalktı.

“Ne diyor?”

Mesajı ona gösterdim.

Okudu.

Yüzü değişti.

“Bu önemli.”

“Biliyorum.”

Tam o sırada telefonuma yeni bir mesaj geldi.

Bu kez numara kayıtlı değildi.

Bilinmeyen Numara.

Mesajı açtım.

“Yusuf ölmedi.”

Nefesim kesildi.

Kerem telefonu elimden aldı.

“Bu kim?”

Bilmiyordum.

Yeni bir mesaj geldi.

“Ve seni yıllardır uzaktan izliyor.”

Kerem’in yüzündeki bütün renk çekildi.

“Defne…”

“Ne?”

Telefonu bana uzattı.

“Bunu görmen lazım.”

Ekranın altında yeni bir fotoğraf vardı.

Fotoğrafı açtım.

Bir adam.

Yaşlanmıştı.

Ama yüzünü ilk bakışta tanıdım.

Çünkü annemin eski fotoğrafında gördüğüm adamdı.

Yusuf.

Fotoğrafın altında tarih vardı.

Dün.

Nefesimi tuttum.

“Bu…”

Kerem başını salladı.

“Evet.”

“Yusuf yaşıyor.”

O gün akşam saatlerinde annemle tekrar konuştum.

Fotoğrafı önüne koydum.

“Bu adamı tanıyor musun?”

Annem fotoğrafı görünce olduğu yerde dondu.

Elindeki bardak yere düştü.

Parçalanan camın sesi evin içinde yankılandı.

“Anne?”

Annem fotoğrafa bakıyordu.

Dudakları titredi.

“Bu imkânsız.”

“Demek tanıyorsun.”

“Hayır.”

“Yalan söyleme.”

Annem ağlamaya başladı.

“Defne, senin bunu bilmeni istemedim.”

“Beni yıllardır kandırdınız!”

“Hayır!”

“Yusuf yaşıyor!”

Annem bir anda sustu.

Ve o sessizlik…

Bana cevabın kendisiydi.

“Sen biliyordun.”

Annem gözlerini kapattı.

“Evet.”

“Ne zamandır?”

“Altı aydır.”

“Altı aydır mı?”

Başımı geriye attım.

“Altı aydır babamın yaşadığını biliyorsun ve bana söylemedin?”

“Çünkü sana ulaşmaya çalışacağını biliyordum.”

“Bana neden ulaşsın?”

Annem yüzüme baktı.

Ve yıllardır sakladığı son parçayı söyledi.

“Çünkü sen onun kızı değilsin.”

Donup kaldım.

“Ne?”

Annem ağlayarak devam etti.

“Yusuf senin biyolojik baban.”

“Bunu zaten söyledin.”

“Hayır.”

Başını salladı.

“Ben sana gerçeğin tamamını söylemedim.”

Kalbim hızlandı.

“Ne tamamı?”

Annem fısıldadı:

“Yusuf senin baban…”

Bir an sustu.

“ama seni dünyaya getiren kişi…”

Gözlerimi kapattım.

Annemin söyleyeceği kelimeyi bekledim.

“Ben değilim.”

Gözlerimi açtım.

Dünyam yeniden sessizliğe gömüldü.

Annem ağlıyordu.

Ben hiçbir şey söyleyemiyordum.

Çünkü yıllardır annem sandığım kadın…

beni doğuran kadın değildi.

Ve bütün bu sırların sonunda…

Beni dünyaya getiren kişinin kim olduğunu öğrenmek için yalnızca bir tek kişi kalmıştı.

Yusuf.

Ve o artık hayattaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.