İçeriğe geç

Aptal Arkadaşlar

Bölüm 10 · 4 dk okuma

Aptal Arkadaşlar

Bölüm 10

10. Bölüm: Leydi Mary Jane

Aidan'dan

Okulun bahçe kapısında durmuş arabayı bekliyordum. 8 dakika geç kalmışlardı. Olan bana olacaktı ama bunu düşünmüyorlardı. Biri omuzlarıma baskı uyguladı. Kahve kokusundan tanıdığım küçük STARK'ın iki bacağını kavrayıp belime dolanmasını sağladım.

Mary: 1. Selam. 2. Napıyorsun?

Aidan: Seni sırtımda taşıyorum.

Mary: Bir gören olacak indir.

Aidan: Görsünler. Nolcak?

Mary: Mesela fotoğraf ve video çekip internete koyabilirler. Hani benim mirasçı olduğu bir şirket var ya.

Aidan: İnsanların ne düşündüğünü umursamamalısın.

Mary: Umursamıyorum. Umursadığım tek şey şirketin ve kendi geleceğim.

Ona bir geleceği olamayacağını söylemek istedim. Yapamadım. Sadece sustum. En sonunda konuyu değiştirme kararı aldım.

Aidan: Gelecekte kendini nerde ve kimlerle görüyorsun?

Mary: Sanırım şirketin başında arkadaşlarımla olurum.

Aidan: Peki aşk hayatı? Biriyle evlenmeyi planlıyor musun?

Şuan görmesem de kızardığından emindim. Bir süre sustu. Sonrasında hafif öksürdü.

Mary: Sanırım hayır.

Aidan: Peki birinde hoşlanıyor musun?

Mary: Galiba evet.

Aidan: Peki sana söylediği en güzle söz neydi?

Mary: Sanırım...

Dediği sırada önümüzde bir araba durdu. Arka kapı açıldı ve içinden Tegan çıktı. Tam da gelicek zamanı buldun gerizekalı. Tegan'ın ailesiyle ailem arkadaş olduğu için bu kız peşimi bırakmak bilmiyordu. O olmasa hayat daha rahat olur. Birde üstüne görevlerde gelip beni kontrol (!) ediyordu.

Tegan'ı görünce Mary Jane'in gerildiğini hissettim. Sırtımda indiği gibi sağıma geçip dümdüz ileriye bakmaya başladı.

Tegan: Naber Aidy? Bende seni almaya gelmiştim.

Aidan: Sadece şoför göndermen yeterliydi.

Tegan: Başka kişilerin gözü kalmasın diye geldim.

Bunu söylerken Mary Jane'e bakmıştı. Mary Jane'se onu duymamış gibi davranıp ciddi bir yüz ifadesiyle karşısına bakmaya devam ediyordu.

Tegan: STARK

Mary: TAYLOR

Aidan: Siz tanışıyor musunuz?

Mary: Ne yazık ki.

Tegan: Öyle demem ama Mary Jane. Sen ona bakam Aidy küçükken çok iyi anlaşırdık.

Mary: İyi anlaşırdık dediği ihalelerde aynı otelde kaldığımız için beni zorbalardı.

Tegan: Ama çok eğlenceliydi değil mi Mary Jane'cim?

Mary: Mary Jane'in batsın.*diye fısıldadı

Tegan: Efendim Mary Jane?

Mary: İyi günler demiştim Bayan Taylor.

Sonra dönüp bana baktı. Bakmaz olaydı. Onunla görevlendirildiğimden beri gözlerinde ilk defa kar tanelerini gördüm. İlk defa böyle bakıyordu bana. Hayır. Bu soğuk değildi. Bu ölümün ta kendisiydi. Gözleri "Ben ölüme alışkınım" der gibi bakıyordu.

Mary: Görüşmek dileğiyle Bay Gallagher.

Sonrasında yüzüme bakmadan geldiğini yeni fark ettiğim arabaya doğru ilerledi. Şoför kapısı açılınca içerden Mary Jane'in asistanı Irithel indi. Tegan'a dönüp iyi halt yedin bakışı attım. Sonrasında Irithel'in uzaklaştığı şoför koltuğuna doğru yönelen Mary Jane'in arkasından koşarak gittim. O ise çoktan koltuğa oturmuş kemerini takmaya çalışıyordu. Uzanıp kemeri tutan elini tutum. Neyse ki Irithel konuşacağımızı anlayıp arabadan uzaklaşmıştı. Gözleri bana döndüğünde öfke göreceğimi zannettim. Ama gördüğüm tek şey kaybetme korkusuydu.

Aidan: Hey, Noldu birden?

Mary: Hiç bir şey.

Aidan: Hadi ama Küçük Hanım. Üzüldüğünü görebiliyorum.

Üzerine eğildiğimi fark edince doğruldum ve kapının yanına çöktüm. Dizlerinden tutup onu kendime çevirdim.

Mary: Sadece... Sana bir şey olmasından korkuyorum.

Başardım. Duymak istediğim şey buydu. Ellerimi beline koyup onu kendime çektim ve sarıldım. Ellerini omuzlarıma koyup oda bana sarıldı. Bana bir şey olmasından korkması bir geleceği hatta bir geleceğimiz olması anlamına geliyordu. Sana söz veriyorum Küçük Hanım. Seni yaşatmak için gerekirse kendim ölücem. Ama şunu bil. Seni anne ve babanın yanına göndermeye gelen bir ne aşık oldun.

Kafamdaki düşüncelerden kurtulup kahve kokusunu içime çektim. Kokusu benimle aynıymış. İkimizde kahve aşığıydık. O yüzden birbirimizin kokularını çok seviyorduk. Kafmada boş boş konuştuğum yerden çıkmamın nedeni Mary Jane'in hafif geri çekilip gözlerime bakmasıydı.

Aidan: Bir şey mi oldu?

Mary: Sadece gözlerini izlemeyi seviyorum.

Aidan: Seni öpebilir miyim?

Mary: Ne?

Aidan: Hani geçen öpücektim yarım kalmıştı.

Şu anda ketçap reklamlarındaki domatesten bir farkı yoktu. Ama yine de onu öpmek istiyordum. Aşırı tatlı gözüküyordu.

Aidan: Eee, öpebilir miyim?

Mary: Ya ben şimdi hatırladım benim acil gitmem gerek.

Aidan: Neden?

Mary: Iıııııııı... Jesoo'nun kedisini veterinerden alıcam.

Aidan: Bence bir kaç dakika geciksen bir şey olmaz.

Mary: İlla öpüceksin değil mi?

Aidan: Hı-Hı.

Mary: Ne diyim öp bari.

Aidan: İstemiyorsan öpmem.

Mary: Öpçeksen öp-

Cümlesini bitmeden dudaklarımı dudağına bastırdım. Hemen geri çekildiğimde tüm duyguları aynı anda yaşıyan bir Mary Jane gördüm. Bana şaşkınlıkla bakıyordu. Önce bir duraksadı. Sonrasında hafif öksürüp gözlerini benden kaçırdı.

Mary: Benim gitmem gerek.

Ayağa kalkıp sağ elini tutum. Elinin üstüne küçük bir öpücük bıraktım.

Aidan: Görüşürüz Leydi Mary Jane.

Ondan ayrılıp kendi arabama doğru ilerledim. Ben arabaya binerken Irirhel çoktan arabalarına binmiş Mary Jane'de gazı köklemişti. Oturduğum yerden camdan dışarıyı izlerken büyük bir hata yaptığımı fark ettim.

Ben küçük Stark'a aşık olmuştum. Ve bu ikimizin de sonunu getirebilirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.