Aynadan kendimle bakışıyordum. Güzel oldu gibi. Aynanın başından ayrılıp dolabımdan beyaz bir el çantası aldım. İçine ihtiyacım olan şeyleri koydum. Masamın önündeki oyuncu koltuğuna oturup ayaklarımı yatağıma uzattım. Aniden kapım çalınca oyuncu koltuğunda dönüp kapıya baktım. Keila kapıdan kafasını uzatmış bana bakıyordu.
Keila: Kocalarımız geldi gelin hanım. Hadi aşağı.
Mary: Tamam geliyorum.
Yatağımın üstündeki çantayı kaptığım gibi merdivenlere yöneldim. Merdivenlerden inerken kızların anlamadığım konuşmalarına şahit oldum.
Jesoo: İdaa'ya varım ki kalp krizi geçirecek.
Keila: Bence çilek kıza dönüşecek.
Olivia: Bayılcak bence.
Lily: Görüpte öğrenelim.
Mary: Noluyoz?
Keila: Görürsün şimdi ;)
Anlamaz gözlerle onlara bakarken kapıya doğru ilerledik. Kapı aralıktı. Dışarıdan çocukların sesi geliyordu.
Aidan: Abi iyi mi?
Tom: Kaç defa daha mükemmel demeliyiz?
Aidan: Mümkünse Mary Jane gelene kadar.
Kapıtı açtığımda düşecek gibi oldum. Aidan benim seçtiğim siyah beyaz smokinin içinde elinde beyaz güllerle bana ona baktığım gibi hayranlıkla bakıyordu. İkimizde biribirimize yutkunarak bakınca Keila kahkaha patlattı. Kafasını omzuna eğerek gözlerini benden kaçırdı ve batan güneşin ışığı ile taç yaprakları parlayan beyaz gül buketini uzattı.
Aidan: Bunları sana aldım.
Şaka yapıyor olmalısın Gallagher.
***
Uçakta kızlarının doğum gününe yetişmeye çalışan Tony Stark ve Pepper Potts. Uçağın arızalanması ve Atlantik Okyanusuna düşmesi. Pilot dahil 5 ölü. Ve geriye kalan 2 yaşında yetim ve öksüz bir kız. İşte hayatımın özeti bu kadar. Yani en azından şuan izlediğim video öyle söylüyor.
Şirketin yemek salonundayız. Bir tarafımda Jesoo, diğer tarafımda da Aidan oturuyor. Sırtımdan soğuk terler akıyordu. 1 dakikadan kısa bir süre sonra sahneye çıkıcaktım. Konuşma yapmam gerekiyordu. Sunucu sahneye çıktı.
Sunucu: Bayanlar, baylar hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada Tony Stark'ın ve Pepper Potts'un 15. ölüm yıl dönümlerinde onları anmak için toplandık. Şimdi konuşmasını yapması için kızları Mary Jane Stark'ı sahneye davet ediyorum.
Yerimden kalktım. Tam masadan uzaklaşacağım sırada Aidan elimi tutu.
Aidan: Sakin ol biz yanındayız.
Ona endişeli bir tebessüm gönderip masadan uzaklaştım. Masaların arasında ilerlerken insanlara el salladım. Battım. Kurtarın beni. Bir Batman yok mu beni kurtarıcak? Aslında masamda vardı da neyse. Sahneye çıktım. Sunucuyla el sıkıştıktan sonra adam sahneden inip beni koca sahnede yalnız bıraktı. Kürsüye çıkıp mikrofonu kendime göre ayarladım.
Mary: Hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada hem anne ve babamı anıyorum, hem de doğum günümü kutluyorum. Evet. Doğum gününde daha tanımadığın aileni kaybetmek üzücü. Bunu biliyorum ama Peter amcamdan öğrendiğim kadarıyla babam hep şunu dermiş. "Kim ne derse desin, ne yaparlarsa yapsınlar sen her zaman mutlu ol. İnsanların ne dediğini umursama." dermiş daha bebek olan bana. Ve şunu da biliyorum. Anne ve babam ölüm yıl dönümlerinde ağlamam yerine sevdiklerimle doğum günümü kutlamamı isterlerdi. Bu yüzden ziyafet başlasın!
Gülümseyerek sahneden indim. Bizim masadakiler kalkmış dans pistinin ortasında beni bekliyorlardı. Keila ve Jesoo'nun elinde onlara özel getirdiğim çikolatalar vardı. Beni beklemeden başlamışlardı. Onlarla aramda 5 adım kala salonda ardı ardına 5 ses salonu yarıp geçti. Çok az bir zaman sonra Yeonjun, Jackson, Olivia, Lily ve Peter Amcam yerde kanlar içinde yatıyordu. Tam kalplerinin olduğu yerden vurulmuşlardı. Ben daha ne olduğunu anlamdan çığlıklar yükselmeye başladı. Hareket edemiyordum. Neden yerdeler? Kalkıp sandalyede uyuyabilirler. Ben olayı kavrayamadan garson kılığında bir Keila'yı sırtından bıçakladı. Bıçağı Keila'nın sırtında aşağı indirirken Keila yere yığıldı. Adam tam Jesoo'nun boğazını kesiyordu ki Jesoo geri çekildiği için sadece kolu kesildi. Güvenlik gelip garsonu götürürken dizlerim titremeye başladı. Bacaklarım beni daha fazla taşıyamadı ve dizlerimin üstüne düştüm. Yeşil elbiseme sıcak kırmızı kan yayılırken aklımda bir soru vardı.
O dosyada yazanlar doğru muydu?