Kafede oturmuş elimizdeki içecekleri içiyorduk. Saat altıyı geçmişti. Biz saatlerdir elbise denemekten çocuklarsa poşetleri taşımaktan gebermiştik. Yarın okulda deneme sınavı olmasına rağmen hala oturmuş birbirimizle bakışıyorduk. Keila en sonda isyan ederek bana baktı.
Keila: Bak çocuk, bizi yemek yemeye götür yoksa mide özsuyumu üstüne kusarım.
Mary: İyi hadi kalkın bir restorana gidelim.
Jesoo: Ben çiğköfte istiyorum.
Olivia: Ben hamburger istiyorum.
Lily: Ben sushi istiyorum.
Mary: Lan Allah'ın zekileri hepsinin olduğu bir restorana gideriz. Garson muyum ben sipariş verir gibi saydırıyorsunuz.
Aidan: Kalkın o zaman gidelim.
Hesabı ödeyip kapının önünde içinde şoförün beklediği araca bindik.
Koruma: Nereye gitmek istersiniz efendim?
Mary: Bizi herhangi bir restorana götür. Şunalar bir şeyler yesin.
Koruma: Nasıl isterseniz efendim.
Keila: Lahmacun satsın ona göre.
Koruma: Tabii efedim.
Araba hareket etmeye başlayınca arkadan sohbet sesleri gelmeye başladı. Keila ile kocası Jaws ise birbirleriyle şakalaşıyordu. Aidan'la bense boş boş oturmuş ileriye bakıyorduk.Çok yorulmuştuk. İkimizde 40'a yakın kıyafet denemiş ve prova yapmıştık. Ve bu benim gibi üşengeç biri için işkenceden farksızdı.
Mary: Uykum geldi.
Aidan: Koy kafanı uyu. Vardığımızda ben seni uyandırırım.
Yorgunluktan normalde yapsam domatese döneceğim bir şey yapıp kafamı Aidan'ın omuna yasladım. Gerildiğini hissettim. Kafasını eğip bana soran gözlerle baktı. Gözlerimi kapattım ve kafamı iyicene omzuna oturtum.
Mary: Sakın laf etme. Yoruldum.
Aidan: İyi uykular, Küçük Hanım.
Uykuya dalmaya başladığımda Jesoo'nun çılığını duydum. Her halde Tom onu sikti.
10 dakika sonra...
Sesler duymaya başladığımda uyandım. Bizimkiler dışarı çıkıyordu. Kafamın yumuşak bir yerde olduğunu hissetiğim de hafif doğrulup kafamı koyduğum yere baktım. Bakmaz olaydım. Aidan arkasındaki cama yaslanmış beni göğsüne çekmişti. Bir yandan saçlarımı okşuyor bir yandan da beni izliyordu. Arabanın otomatik kapısı kapanınca onunla yalnız kaldığımı anladım. Başımı kaldırıp baktığımda yeşil gözleri beni izliyordu.
Mary: Affedersin. Ben bu kadar yayılacağımı düşünmüyordum.
Yanaklarıma kan hücum ederken kalkmak istedim. Ama belimde olduğunu anca anladığım eli beni kendisine bastırdı. Tamam. Şuan çilek kıza dönüştüğüme eminim.
Aidan: Nereye?
Mary: Restorana gelmedik mi?
Aidan: Geldik.
Mary: Eee, inelim o zaman.
Aidan: İnmeyelim.
Mary: Why? (Neden?)
Aidan: Becuase , You will be my wife. So I can kiss you everywhere. (Çünkü sen benim karım olacaksın. Yani seni her yere de öpebilirim.)
Mary: What the fucking shit?!
Aniden içeri Jesoo içeri girdiği ve ne halde olduğumuza bakmadan bağırmaya başladı.
Jesoo: Amına koyduğum birbirini sikçek kişiler, ben çiğ köfte yemek için sizi beklemiyeceğim.
Sonra kızarmış yanaklarıyla Aidan'ın üstünde yatan beni fark etti. Sonra dönüp Keila'ya seslendi.
Jesoo: Keila, bunlar birbirini sikti.
Keila: Yanlış görmüşsündür.
Jesoo: Yanlış görmedim. Gel kendin bak.
Ben daha Aidan'ın üstünden kalkmadan Keila arabanın kapısında belirdi. Ayaklarımızdan bizi süzmeye başlayan kızın gözleri daha fazla şaşkınlıkla açılıyordu.
Keila: Öpüştüğünüzü söylerseniz şuracıkta mide özsuyumu üstünüze kusarım.
Aidan: Tam öpçektim Jesoo içeri girdi.
Keila yanımıza doğru adımladı. İkimizin kafalarını alıp birbirine bastırdı. Tam kalkmaya yeltendiğimde Keila Rogers sayesinde Aidan Gallagher'la ilk defa dudaklarımız birbirine değdi. Kapattığım gözlerimi açtığımda karşımda benim gibi yanakları kızarmış bir Aidan görmeyi beklemiyordum.
Keila: Heh, şükür. Çektin mi Jess'im?
Jesoo: Çektim aşkem.
Keila: Behlül kaçar.
Kafalarımızı bırakıp Jesoo'yla beraber kaçtı. Aidan'la bense hala aynı pozisyonda birbirimize bakıyorduk. Ben gözlerimi kırpıştırıp Aidan'a baktığımda Aidan kendisine gelip geri çekildi.
Aidan: İlkimizin böyle olacağını bilseydim önceden hazırlanırdım, Küçük Hanım.
Saçlarımdaki elini aşağı indirdi ve elinin tersiyle kızarmış yanağımı okşadı.
Aidan: Seni ne kadar bu halinle tekrar öpmek istesem de artık insek iyi olacak. Yoksa arkadaşlarımız bizi diri diri kesicek.
