Bölüm 4
‘Üzeyir Bey, kendinizi neden tanıtmadınız?’ dedi yaşlı adamın baş koruması.
‘Daha zamanı var Fahri’ dedi yaşlı adam ‘Ayşe ve annesine yapılanların intikamı alınmadan kendimi tanıtmayacağım onlara'
‘Anladım efendim'
‘Hastanenin çevresine adamlarını yerleştirdin mi Fahri’
‘Yerleştirdim Üzeyir Bey'
‘Güzel, yalnız dikkat etsinler. Kendilerini açık edecek hal ve hareketten kaçınsınlar'
‘Tamam, efendim'
‘Ufuk Bey’in oğlu Mustafa, onun durumunu da kontrol etmeyi unutmayın'
O sırada başka bir yerde...
‘Serkan, hani Fatma’nın kızı yoktu’ dedi babası, sinirle ‘Oysaki kızı hastanede yatıyormuş'
‘Olamaz baba, Fatma kızım bizi terk etti demişti'
‘Kızını korumak için size yalan söylemiş'
‘Tüh, o kadın son nefesini verirken bir şeyler söylemeye çalıştı ama fırsat vermedik ki kadına’
‘Aptal, aptal' dedi babası, Serkan’ın kafasına vurarak ‘senin bu aptallığın bir gün beni öldürecek'
‘Öyle söyleme baba, darılıyorum'
‘Nerden sende o darılmak. Öyle kalın kafalısın ki...’
‘Artık fazla oluyor baba'
‘Bana bak kalın kafalı, o kızın işini bir an evvel bitirirsin ya da bütün mal varlığımdan mahrum kalırsın’ dedi babası, tehdit edercesine ‘Yani anlayacağın o çok sevdiğin arabanı, apartman dairelerini, otellerini ve fabrikanı elinden alırım. Böylece beş kuruşsuz ortada kalırsın. Parasız kaldığın andan itibaren de kız arkadaşın seni terk eder'
‘Kız arkadaşım ne alaka baba'
‘Aptal herif bilmediğimi mi zannediyorsun. O kız paran var diye seninle çıkıyor. Hele bir parasız kal, bak o zaman seni seviyor mu sevmiyor mu' dedi babası.
‘Tamam, baba istediğini yapacağım’ dedi Serkan, gardını indirerek.
Serkan, babasının tehditlerinden sonra arkadaşlarını da alarak hastaneye gitti. O sırada yaşlı adamın adamları da onları takip ediyordu.
‘Fahri Bey, Serkan ve adamları hastaneye doğru geliyorlar, şimdi ne yapalım' dedi Cemil.
‘Siz takipte kalın, ben Üzeyir Bey'e haber vereyim' dedi Üzeyir Bey’in baş koruması Fahri.
‘Tamam, Fahri Bey biz takibe devam ediyoruz'
Fahri, telefonu kapadıktan sonra Üzeyir Bey'e telefon açtı.
‘Üzeyir Bey, Serkan ve adamları hastaneye geliyormuş, ne yapalım?’
‘Bırakın gelsin, ben gerekeni yaparım. Zaten onun bende bir emaneti var. Yalnız adamlarına izin vermeyin”
“Siz nasıl isterseniz efendim”
Serkan ve adamları başlarına gelecekleri bilemeden hastaneye vardılar.
“Bizim yaptığımız anlaşılmaması için her biriniz farklı yerlerden gireceğiz. Ardından da Ayşe'nin odasında birleşeceğiz” dedi Serkan.
“Tamam, Serkan Bey"
“Bana bakın bu seferde başaramazsak babamın yüzüne bakamam, anlaşıldı mı bakamam"
“Anlaşıldı Serkan Bey"
Aralarındaki konuşmalar burada son bulmuştu. Şimdi icraat vaktiydi onlar için.
Adamları ayrılıp her biri farklı yerlerden hastaneye girerken o da acilden hastaneye girmişti. Üzeyir Bey'in adamları da onların peşinden girmiş, kimseye fark ettirmeden etkisiz hale getirmişlerdi.
Serkan’a gelince o adamlarının yakalandığının farkına varamadan Ayşe'nin odasına gelmişti. Dakikalarca bekledi adamlarının gelmesini, fakat ne gelen vardı ne de giden.
“Nerede kaldı bu adamlar. Hele bir gelsinler göstereceğim onlara" dedi kendi kendine.