Serap, kendi can derdine düştüğünden onun yakalandığını görememişti. Bu yüzden kaçmaya çalıştı, tam düğün salonunun çıkışına gelmişti ki üzerine biri atladı. Bu Mustafa’nı abisi Mehmet’ti.
Mehmet, onu yakalar yakalamaz maskesini açtı. Karşısında onu görünce de şaşırmamış gibi bakarak:
‘Serap Hanım, senin bir şeyler çevirdiğini anlamıştım’ dedi ve hızlı bir tokat yüzüne.
O Serap’ı yakalayıp bir yere bağlarken dışarıda ise ambulansların biri gelip biri gidiyordu. İçeride yaşanan kaostan dolayı yaralanmalar olmuştu. En önemlisi de Ayşe’nin babası tarafından vurulmasıydı.
Ayşe, hastaneye kaldırılırken Üzeyir Bey ve Mehmet’te polis araçlarıyla karakola gidiyorlardı.
Bir polis karakolu…
‘Anlat, sen mi öldürdün Lokman Nihat Gazel’i’ dedi polis memurlarından biri.
Serap başta inkâr etse de bütün deliller onun aleyhineydi. Bu yüzden her şeyi anlattı. O anlatırken Üzeyir Bey ve Serkan’da onu dinliyordu.
‘Vay be şuraya bak!’ dedi Serkan ‘Yıllarca baba dediğim adamın bir kardeşi varmış da haberimiz yokmuş. Bunlar yetmezmiş gibi birde kardeşim dediği kişi tarafından öldürülmüş’ dedi.
‘Ahmet Hennan ile ilişkiniz nedir?’ diye sordu polis.
‘O da kim, tanımıyorum onu’ dedi Serap.
‘Bizimle oyun oynama, bal gibi tanıyorsun’
‘Gerçekten kim olduğunu bilmiyorum’
‘Demek tanımıyorsun’ dedi polis, sinirlenerek. Ardından da önüne bir belge bırakarak ‘Bak şu fotoğrafa’ dedi bağırarak.
Serap, önündeki fotoğrafa baktıktan sonra:
‘Bu, bu patronum Polat Bey’ dedi yutkunarak.
‘Hani tanımıyordun?’ dedi polis memuru, hiddetle elini masaya vurarak.
‘Onun adı Ahmet Hennan mı?’ dedi Serap, şaşkınlıkla ‘Hani şu ünlü çini yemek tabaklarının ortağı olan’
‘Evet, ta kendisi’ dedi polis memuru.
‘O adam zengin olduğu halde, neden böyle bir işe kalkıştı ki’ dedi Serap.
‘Bunu bizde senden öğrenmek istiyoruz’ dedi polis memuru.
‘Bilmiyorum, gerçekten hiçbir şey bilmiyorum’
‘Nasıl tanımazsın onu’ dedi polis memuru ‘Hastalandıktan sonra hemen hemen her gün haberlerde çıkıyor, muhtemelen görmüşsündür’
‘Hayır, diyorum ya size’
‘Bizi oyalama da anlat, nasıl ve nerede tanıştınız?’
‘Gerçekten de tanımıyorum onu, tanısam söylerdim size’ dedi Serap, ter içerisinde kalarak. ‘O benim ve adamlarının yanında hep maske takıyordu. Bu yüzden tanımıyorum onu’ dedikten sonra da hem hasta değil ki o. Hem hasta bir insan bu kadar çevik olabilir mi?’
‘Orası bizi ilgilendirmez’ dedi polis memuru.
Serap, bir süre düşündü sonra aklına bir şey gelmiş gibi davranarak:
‘Evet, evet tanıdım onu’ dedi iç geçirerek ‘Ahmet Hennan, kızım Figen’in babası.
Serap’ın son sözü bomba gibi düştü camın arkasından onu dinleyenlerin arasına.
‘Nasıl kızın babası oluyor?’ dedi polis memuru agresif bir ifadeyle.
Serap, Ahmet Hennan ile aralarında geçen ilişkiyi ve İkram’ın bunu anlamamasından bahsederek:
‘İşte böyle, bu yüzden kızımın babası o dedim’
‘Emin misin?’ dedi polis memuru.
‘Evet, eminim kızımın babası o’ dedi Serap ‘Şimdiye kadar karşıma hep maskeli bir şekilde çıktığı için tanıyamamıştım. Fakat düğün baskınından sonra tanıdım onu. Nasıl tanıdığıma gelince’ dedikten sonra sözünü şöyle tamamladı ‘O yakalandığında maskesi yere düşmüştü ve ilk defa maskesiz olarak gördüm yüzünü. Evet, oydu kızımın babası oydu’
Onu sorgulayan polis memuru çıkmış, bir başka polis memuru gelmişti sorgu odasına.
‘Söyle, uyuşturucuyu nereden temin ediyor ve satıyordunuz?’
‘Ne uyuşturucusu, siz neden bahsediyorsunuz?’ dedi Serap bilmezliğe vererek.
‘Bize yalan söyleme’ dedi polis memuru, kükrercesine konuşarak ‘Sen ve öldürdüğün Lokman Nihat Gazel’in uyuşturucu işiyle uğraştığınızı tespit ettik.
Kaçacak bir yerin olmadığını anlayan Serap:
‘Bizim evin bodrum katında üretip satıyorduk’ dedi, köşesine sinerek.
‘Fatma Eren’i Lokman Nihat Gazel ile beraber planlayarak mı öldürdünüz?’
‘Hayır, bu konuda benim hiçbir bilgim yok. Sadece Lokman Nihat Gazel’den talimat alır ona göre davranırdım’
‘Ne yani Fatma Eren’i Lokman Nihat Gazel tek başına mı planlayarak öldürdü?’
‘Bilmiyorum diyorum size’ dedi Serap köşeye sıkışmış bir şekilde ‘Bütün bildiklerim bu kadar’
Serap’ı dinleyenler arasında kızı Figen ve kocası İkram da vardı. Onu dinledikçe renkten renge giriyorlar, şimdiye kadar gerçek yüzünü nasıl anlamadıklarına yanıyorlardı.
İkram, duydukları karşısında artık daha fazla tahammül edemedi ve oturduğu yerden kalkarak sorgu odasına daldı.
‘Seni alçak kadın, gözümüzün içine baka baka nasıl yaptın?’ dedi bağırarak. O anda polis memuru onu tutmasa Serap’ı parçalayabilirdi. Polis memuru onun kolundan tutup sorgu odasından çıkarırken o halen daha bağırıyordu ‘Alçak kadın, seninle en kısa sürede boşanacağım ve ömür boyu da kızını göremeyeceksin’ diyordu. Dışarı çıkarıldıktan sonra daha fazla dayanamamış kalbine yenik düşmüştü hem de Figen’in gözleri önünde.
Asıl şoku Figen yaşamıştı, yıllarca baba dediği adam öz babası değildi. Yıllarca can yoldaşım dediği Ayşe’ de onun üvey kardeşiydi. Demek ki bundan dolayı onu en yakın arkadaşı değil de kardeşi gibi görüyordu.
Üzeyir Bey’in asıl merak ettiği konu abisiydi. Neden öyle davranmıştı? Neden öz kızını vurmaya yeltenmişti?
Serap’ın sorgusu bittikten sonra onu tutuklanma istemiyle savcılığa sevk ettiler. Sıra gelmişti Ahmet Hennan’a, asıl sorgulanması gereken oydu ve polisler bunu çok iyi biliyorlardı.