Kızı odasına gittikten sonra örtülü olan pencereden baktı. Daha sonra iç çekerek:
‘Ah be Serap, bu senin son çırpınışların’ dedi kendi kendine ‘İşte polisler geliyor, artık bundan sonra kaçışın yok’
Kapının önünde polisleri gören Figen, odasından aşağıya inerek:
‘Anne, kapının önünde polisler var’ dedi merak içerisinde ‘acaba niçin geldiler ki?’
‘Bilemiyorum ki kızım’ aslında biliyordu Serap Hanım, ama yaptığının ortaya çıkmaması için bilmiyormuş gibi yapıyordu.
Az sonra zilleri çaldı. Kapıya gelen polisler, Üzeyir Bey’i sorgulayan polislerdi.
‘Serap İlker siz misiniz?’
‘Evet, benim’
‘Lokman Nihat Gazel’i tanıyor musunuz?’
‘Hayır, tanımıyorum’
‘Mademki tanımıyorsunuz öyleyse niçin sizin adınızı verdi’
‘Kim, kim verdi adımı’ bunu derken, elleri ayakları titriyor bit pot kırmamak için elinden geleni yapmaya çalışıyordu.
‘Lokman Nihat Gazel verdi adınızı’
‘Hayır, o vermiş olamaz. Çünkü o, o öldü’
‘Hani tanımıyordunuz?’ dedi polis memuru.
‘Evet, tanımıyorum’
‘Öyleyse niçin öldü dediniz?’
‘Gazete de gördüm onu’ dedi sesi boğuk bir şekilde ‘Öldürüldüğü yazıyordu’
‘O bu sabah öldürülmüş bir halde bulundu. Hiçbir medyaya bu verilmediği halde siz gazete gördüm diyorsunuz’
‘Şey, ben, ben’
‘Hanımefendi, onu tanıyor musunuz, tanımıyor musunuz?’
‘Tanımıyorum dedim ya’ dedi Serap, ardından da ‘Hem siz hangi hakla beni sorguluyorsunuz’
‘Annem, tanımıyorum diyor ya size, niye anlamak istemiyorsunuz?’ dedi Figen.
‘Hanımefendi, biz işimizi yapmaya çalışıyoruz?’
‘Gidin başka bir yerde işinizi yapın, annemi üzerek değil’
‘Sizi rahatsız ettiysek özür dileriz’ dediler polis memurları. Daha sonra da Serap Hanımın evinden ayrıldılar.
Bir polis karakolu…
‘Komiserim, adı geçen kadını sorguladık. O sorgulamamız da çelişkili ifadeler verdi. Öyle görünüyor ki suçlu bu kadın’
Komiser önündeki raporu inceledikten sonra:
‘Uçurumdaki arabanın raporları geldi. Yapılan analize göre çeşmenin orada bulunan elbise parçasıyla arabanın içinde bulunan bulgular birbirleriyle uyuşuyor. Ayrıca otopsi raporuna göre de bulgular aynı’
‘Komiserim, kadını araştıracak mıyız?’
‘Araştıralım, onda bulduğumuz bulgularla rapordaki bulgular uyuşuyorsa katil o demektir’
‘Tamam, komiserim hemen harekete geçiyoruz’ dedi komiser yardımcısı.
Bölüm 37
‘Şamil Bey, Serkan hakkında o belgeyi hemen avukatıma ulaştırın’ dedi Üzeyir Bey.
‘Elbette Üzeyir Bey, fakat bu aceleniz nedir?’
‘Şamil Bey, oğlum Fatma Hanım’ı öldürdüm diyerek teslim olmuş. Mahkemesi de üç gün sonra olacakmış’
‘Tamam, Üzeyir Bey’
Üzeyir Bey, telefonu kapadıktan sonra eşine dönerek:
‘Söyle bakalım, Mehmet oğlumla sorununuz nedir?’
Filiz Hanım, tam ağzını açıp bir şeyler söyleyecekti ki Mehmet, onun konuşmasını susturdu. Daha sonra da:
‘Onu ben söyleyeyim Üzeyir amca’ dedi Filiz Hanım’ın yüzüne sertçe bakarak ‘Ne olacak Serap İlker yüzünden’
‘Şu bana s…. mısın diyen kadın mı?’
‘Evet, amca ta kendisi’
‘Ne olmuş ona’
‘Aramıza fitne soktu, onun yüzünden yanınıza bile gelemez oldum. Hatta Ayşe’ye kardeşim Mustafa’nın nişanlandığını söylemiş, hâlbuki öyle bir şey yok. Mustafa, Ayşe’nin hastalandığını duyduktan sonra kendini kaybetmiş. Yurt dışından döndüğümde yeni yeni kendine geliyordu. Tam iyileşti derken şimdi de epilepsi hastalığı ortaya çıktı’ dedikten sonra Ayşe’ye dönerek ‘Ayşe, kardeşim seni çok seviyor, inan ki çok seviyor. Senin adını söylediği zaman görsen gözlerindeki ışığı, o zaman sende anlarsın çok sevdiğini’
‘Doğru mu bunlar Filiz’
Filiz Hanım, utana sıkıla ‘Doğru’ dedi.
‘Ben sana demedim mi, o kadın hakkında dikkatli ol diye. Bak gördün mü ne yaptığını’
‘Amca, Serap ablanın şimdiye kadar kötülüğü görmedim ki’ dedi Ayşe ‘Hatta hep korudu bizi, biz bir yere gitmek istesek gitmememiz için elinden geleni yapardı. Hatta hastanede yattığım günlerde hep o yanımdaydı’
‘Sana bir şey sormak istiyorum Ayşe’ dedi Mehmet ‘Sana refakat ederken dikkatini çeken bir durum var mıydı?’
‘Evet, vardı’ dedi Ayşe ‘Sanki suçluymuş gibi bana bakıyordu. Sürekli tedirgin bir hali vardı ve eli sürekli telefonundaydı. Ona ne olduğunu sorduğumda kaçamak cevaplar veriyordu’
‘Amca, Serap abladan niçin şüpheleniyorsun?’
‘Annenin cenazesi kaldırılırken herkeste hüzün varken o gülüyordu, oh gitti de kurtulduk dercesine bakıyordu sağa sola’
‘Amca, cenazelerde herkes hüzünlü olacak diye bir kaide yok ki’
‘Haklısın kızım, ama ben insan sarrafıyım. İnsanların hal ve hareketlerinden ve mimiklerinden tanırım o kişiyi’ dedikten sonra sağa sola bakarak ‘Şifa Nur nerede, onu göremiyorum’
‘Amca, onu da Filiz Hanım’a sor?’ dedi Mehmet, sitem dolu bir ifadeyle.
‘Bunda da mı Serap’ın parmağı var?’
‘Özür dilerim Üzeyir’ dedi Filiz Hanım ‘Ona inanmak istemesem de ağzımdan girdi burnumdan çıktı. Sonunda da kendine inandırdı’
‘Yahu nasıl bir kadın böyle’ dedi Üzeyir Bey ‘Herkesi birbirine düşürmüş’
‘İyi de amca, bunda ne çıkarı olabilir ki?’
‘Bunu bende bilemiyorum’
Üç gün sonra…
‘Bugündü değil mi senin mahkemen’ dedi Vahdet.
‘Evet, abi bugün’ dedi Serkan
Az sonra koğuşun kapısı açıldı ve kapının önünde gardiyan görüldü.
‘Serkan Gazel, hazırlan duruşmaya gidiyorsun’
Gardiyanın seslenmesinden sonra Serkan, üstünü giydi, daha sonra da gardiyanın peşine gitti.