Amcasının geldiğini gören Ayşe:
‘Amca, bizi silahla vuran kimdi biliyor musun?’
‘Hayır, kızım kimin ateş ettiği ortaya çıkmadı’
‘Babamın veyahut sizin her hangi bir düşmanınız var mıydı?’
‘Lokman Nihat Gazel’den başka bir düşmanımız yok kızım’ dedi Ayşe’nin babası.
Bu seferde babasına dönerek:
‘O kim baba?’
‘Yıllarca bizden uzak yaşamana sebep olan kişi’
‘O vurdurtmuş olabilir mi?’
‘Bilemiyorum ki kızım, fakat ondan başka da bize husumet besleyen kimseyi de tanımıyorum’
‘Bundan sonra ne olacak, hep onun stresi ile mi yaşayacağız’
‘Merak etme kızım, en kısa sürede onu bulup adalete teslim edeceğim’ bunu diyen Üzeyir Bey’di. Ardından da ‘taburcu olduğuna göre babanla gidecek misin?’
‘Gideceğim amca’
‘Öyleyse sizi daha fazla tutmayayım’
Baba ile kızı kol kola girip ayrılacaklarken polislerin geldiklerini gördüler.
Onları gören Üzeyir Bey:
‘İşte polisler geliyor, umarım bizi vuranlar ortaya çıkmıştır’ dedi abisine.
‘Durun bakalım, ne diyecekler’ dedi abisi.
Polisler geldikten sonra onlara:
‘Bizi silahla yaralayanlar ortaya çıktı mı?’ dediler.
‘Lokman Nihat Gazel’i tanıyor musunuz?’ dedi polis memurlarından biri.
‘Evet, tanıyorum’ dedi Üzeyir Bey ‘Yoksa bizi silahla yaralayan o muydu?’
‘Evet, size silahlı saldırı yapan o ve adamlarıymış’ dedi bir başka polis memuru.
‘Biliyordum onun yaptığını’ dedi Üzeyir Bey.
‘O zaman siz mi azmettirdiniz?’ dedi ilk konuşan polis memuru.
‘Ne azmettirmesi, anlayamadım’
‘Lokman Nihat Gazel, kendi arabasında boğazı kesilerek öldürülmüş bir şekilde bulundu’
‘Nee öldürüldü mü?’ dediler hep bir ağızdan.
‘Evet, cinayeti işleyen bir kadın olarak görünüyor. Arabası uçurumda bulundu. İntihar şüphesi verilmeye çalışılmış’
‘O kadın Serap İlker olabilir mi?’ bunu diyen Mehmet’ti.
‘Yine mi sen’ dedi Filiz Hanım ‘Ne kadar yüzsüz birisin, o kadar lafıma rağmen yine geliyorsun’ dedikten sonra da ‘Hem ne biliyorsun Serap’ın cinayeti işlediğini. Hele dur yoksa sen işlemiş olmayasın. Suçunu da Serap’ın üstüne atmaya çalışıyorsun’
‘Hanımefendi, dediğiniz o kişiyi yıllardır görmedim. Bakın görmedim diyorum, evet onu tanıyorum. Fakat onu görmeyeli yıllar oldu. Nereden tanıyorum derseniz o babamın eski ortağıydı. İhanet ettiği için babam onu kovdu. Ayrıca onun yüzünden yıllardır yurt dışındaydım’
‘Bakın, bakın itiraf etti işte, azmettirici o’ dedi Filiz Hanım.
‘Filiz, kendine gel’ dedi Üzeyir Bey, kızgınlıkla ona bakarak.
‘Serap İlker kim?’ dedi polis memuru.
‘O, bizim komşumuz’ dedi Ayşe, ‘Öldürülen annemle çok yakın arkadaşlardı. Ayrıca annem öldükten sonra da bana çok yardımcı oldu’
‘Öldürülen anneniz demişken onun katili olarak görülen Serkan Gazel…’
‘Bir dakika memur bey, Serkan Gazel benim oğlum’ dedi Üzeyir Bey.
‘Nasıl sizin oğlunuz oluyor?’
‘Uzun mesele memur bey’
‘Serkan Gazel, cinayeti işledim diyerek teslim oldu. Şu an hapishanede ve üç gün sonra da mahkemesi var. Yalnız burada bir sorun var. Cinayeti kendisi işlediğini zannediyor, fakat asıl cinayeti işleyen Lokman Nihat Gazel. Bu bilgi de bize birkaç gün evvel geldi’ dedi polis memuru.
Oğlunun hapiste olduğunu duyan Üzeyir Bey’in başı döner gibi oldu. Bundan dolayı da sandalyeye oturmak zorunda kaldı.
‘Beyefendi iyi misiniz?’ dedi polis memuru.
‘İyiyim, iyiyim’ dedi Üzeyir Bey, eliyle iyiyim dercesine hareket ederek.
‘İsterseniz, daha sonra konuşalım’
‘Lokman, yıllar evvel eşimi öldürdü ve oğlumu kaçırdı. Bununla da yetinmeyip tuzak kurup beni öldürmeye çalıştı. Onun saldırısında ağır yaralandım. Şu an ki eşim olmasa çoktan ölmüştüm. Uzun süre tedavi gördüm. Tedavim bitip geri döndüğümde o çoktan sırra kadem basmıştı. O yüzden onu yıllarca aradım durdum. Bu arada Ayşe’nin annesini de aramızda kan davası var diyerek kandırmış. Kadıncağız korkusundan kızını da alıp kayıplara karışmış. Fakat ne yazık ki korktuğu başına geldi’
‘Lokman Nihat Gazel ile aranızdaki sorun neydi?’
‘O, bizim mal varlığımıza göz koymuştu. İstediğini alamayınca da yalan dolana başvurdu’
‘Öldürülen kadının kocası yok muydu ki Lokman Nihat Gazel, onu kandırdı’
‘O sıralar yurt dışındaydım’ dedi Ayşe’nin babası.
‘Geri döndüğünüzde onu öldürmeyi düşündünüz mü?’
‘Hayır, asla’ dedi Ayşe’nin babası ‘Onun bize çok zararı olsa da kafamdan asla öyle bir düşünce geçmedi’
‘Şimdilik bu kadar’ dediler polis memurları. Ardından da oradan ayrıldılar.
Bölüm 36
Serap Hanım, evine gelmişti ama perişan bir haldeydi. Elleri titreyerek kapıyı açmış ve doğruca banyoya gitmişti. Üstünü başını çıkarıp çamaşır makinesine atmış, ondan sonra da duş almıştı.
Figen eve geldiğinde annesini koltuğun üzerinde bir noktaya bakarken buldu.
‘Ne oldu anne, bir şeyin mi var?’ dedi merak içerisinde.
Serap Hanım, kızının sözleri üzerine korkmuş koltuğa iyice yapışmıştı.
‘Anne, korkutuyorsun beni’
Lokman’ı ani bir kararla öldürmüş, bir anlık rahatlama hissetmişti. Fakat o rahatlık fazla sürmemişti, çünkü Lokman’ın boğazı kesik hali sürekli gözünün önüne geliyordu. Bu yüzden de kızının sesinden dolayı korkmuştu.
‘Anne, ne oluyor sana’ dedi annesini sarsarak. Tam o anda dışarıdan polis sirenleri duyuldu.
‘Kızım, örtüleri kapat’ dedi Serap Hanım ‘Beni sorarlarsa evde yok de’
‘Anne, kimden korkuyorsun’
‘Hiiç’ dedi Serap Hanım, gözlerini kızından kaçırarak.
‘Nasıl hiç anne, baksana haline’
‘Yok, bir şey dedim ya’
‘Anne, sen hiçbir zaman bana karşı sesini de yükseltmezdin’ dedi Figen ‘Allah aşkına bir şey olduysa söyle, söyle ki halledebilelim’
‘Üzerime gelirsen elbette sesimi yükseltirim’
‘Bir şeyin yoksa niye tedirgin oluyorsun?’
‘Yeter, kes sesini’ dedi annesi ‘Bir şeyim tok dediysem yoktur’
‘Tamam, anne yeter ki kızma’ dedi Figen. Ardından da odasına gitti.