İçeriğe geç

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 29 · 3 dk okuma

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 29

BÖLÜM 29

Bir hapishane...

‘Allah kurtarsın kardeş' dedi mahkûmlardan biri.

‘Sen ne için hapistesin?’ dedi bir başka mahkûm.

‘Cinayet’ dedi Serkan ‘cinayetten dolayı tutukladılar'

‘Ooo desene sende bizdensin’ dedi pos bıyıklı mahkûm.

‘Keşke babama uymasaydım, onun sözünü dinlemeseydim. Şimdi bu durumlara düşmezdim’ dedi Serkan büyük bir pişmanlıkla.

‘Herkes aynı şeyleri diyor’ dedi az önceki pos bıyıklı mahkûm. Ardından da ayağa kalkarak Serkan’ın yanına geldi. Daha sonra da ona ‘Kalk orası benim’ dedi parmak sallayarak.

‘Burası boş diye oturdum’ dedi Serkan.

‘Boş değil, hatta koğuştaki bütün yerler benim. Senin olmanı istiyorsan kirasını vereceksin’ dedi pos bıyıklı mahkûm.

‘Benim param yok’ dedi Serkan, sinirle. Ardından da ayağa kalktı.

‘Demek paran yok, öyleyse şurada yatarsın’

Pos bıyıklı mahkûmun gösterdiği yerde hiçbir şey yoktu, betondan başka.

‘Ben orada yatamam, hatta hiç kimse yatamaz orada’

‘Sen bana karşı mı geliyorsun?’ dedi pos bıyıklı mahkûm, ardından da elini kaldırıp vuracakken Serkan onun elini sert bir şekilde tuttu. Daha sonra da ona:

‘Ben orada yatamam dedim o kadar’ dedikten sonra da mahkûmun elini hızlı bir şekilde geriye itti.

Diğer mahkûmlar sonunda ne olacak diye birbirlerine bakarken adı Bünyamin olan pos bıyıklı mahkûm cebinden bıçak çıkarıp Serkan’a doğru savurdu. Serkan son anda geri çekilmese bıçak boğazını kesebilirdi. İkinci defa savuruyordu ki Serkan onun elini tuttu. Daha sonra da kafa attı. Bünyamin bunu beklemediği için yediği darbeyle sarsılmıştı.

Bünyamin, ilk defa böyle bir şeyle karşılaşmıştı. Daha önce gelen mahkûmlar onun tehditleri karşısında sus pus olmuş, dediğini yapmak zorunda kalmışlardı.

‘Eline sağlık, hepimizi canımızdan bezdirmişti’ ismi Zahit olan mahkûm.

Zahit, Serkan ile konuşurken Bünyamin’de kendi toparlamıştı. Zahit’in onunla konuştuğunu görünce de kan beynine sıçramıştı.

‘Ben demedim mi benden izin almadan kimse konuşmayacak diye’ dedi bağıra bağıra.

‘Bu insanların konuşmasını kısıtlayamazsın’ dedi Serkan, çakmak çakmak gözlerle.

‘Sanane sana mı sordum’ dedikten sonra da ‘Sende bana itaat edeceksin’

‘Etmezsem ne olur?’ dedi Serkan, bir adım öne çıkarak.

‘İtaat edene kadar dövdürürüm seni’

‘Kim yapacakmış bunu’ dedi Serkan, iyice Bünyamin’e yaklaşarak.

Mahkûmlardan biri ayağa kalkarak ikisini de durdurarak:

‘Bünyamin, şimdi sırası değil. Zamanı gelince o da öğrenecektir. O yüzden şimdilik burada kalsın’ bunu diyen içlerinden en yaşlı mahkûm olan Vahdet’ti.

Bünyamin, Vahdet’in yakasından tutarak kendine çekti. Ardından da ona:

‘Yeni gelen mahkûma buranın kuralını öğret. Öğretmezsen hem sen dayak yersin hem de o. Ayrıca bana kafa atmanın cezasını da daha sonra ona soracağım’

‘Tamam, Bünyamin Bey yalnız o daha çocuk’

‘Ben çocuk mocuk anlamam, ben alacağım paraya bakarım’ dedi Bünyamin, daha sonra da burnundan soluya soluya yerine geçti.

O yerine geçtikten sonra Vahdet, Serkan’ın yanına oturarak:

‘Allah kurtarsın kardeşim’ dedi Serkan’ın sırtına şefkatle dokunarak. Daha sonra ona ‘Benim adım Vahdet, bu koğuşta en yaşlı mahkûm benim. Bana hafız da derler, hafız olduğum için bana bu lakabı taktılar. Uzun süredir hapisteyim, elimden geldiği kadar koğuştaki mahkûmlara doğru yolu göstermeye çalıştım ama senin de gördüğün gibi Bünyamin hep engel oldu. Onun zorbalığı ve telkinleri diğer mahkûmlar üzerinde daha etkili oldu’

‘O tek başına nasıl zorbalığa başvurabiliyor. Oysaki koğuştaki mahkûmlar daha fazla’ dedi Serkan, hayret içerisinde.

‘Tek başına değil evlat, gardiyanlar ve içimizden bir kişi ona yardım ediyorlar. Yardımları karşılığında da Bünyamin onlara uyuşturucu temin ediyor’

‘Nasıl, uyuşturucu mu?’

‘Evet, uyuşturucu’ dedi Vahdet.

‘İyi de nasıl sokabiliyor hapishaneye?’

‘Bildiğim kadarıyla bağlantıları var. Bağlantıları sayesinde rahatlıkla sokabiliyor uyuşturucuyu’

‘Hapishane müdürünün haberi yok mu bu işte’

‘Olmaz olur mu evlat, o da bu işin içinde. Anlayacağın çok büyük işler dönüyor’

‘Bu bağlantısı var dediğin kişiler kim, bilgin var mı bu konuda’

‘Pek bir bilgim yok ama sadece isim olarak biliyorum. Onu da aramızda konuşurken ağzından kaçırmıştı’

‘Kimmiş o bağlantısı’

‘Lokman Nihat Gazel, diye birisiymiş’

Serkan, duyduğu isim karşısında oldukça şaşırmıştı.

‘Niye öyle şaşırdın evlat, yoksa tanıyor musun?’ dedi Vahdet.

‘Evet, tanıyorum’ dedi Serkan ‘O benim babam, aslında babam değil. Anlayacağın karışık işler. Fakat onun uyuşturucu işiyle uğraştığını sizden duyuyorum’

‘Aman, sakın baban olduğunu söyleme’ dedi Vahdet.

‘Niçin, uyuşturucuyu ondan aldığını söylememiş miydin?’

‘Evet, uyuşturucuyu ondan temin ediyor ama oldukça da nefret ediyormuş ondan. Çünkü bu işlere onun yüzünden bulaşmış ve yine onun yüzünden hapse düşmüş’

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.