Fitne, bozgunculuk ve kargaşa çıkarmak demektir. Her şey normal bir seyirde giderken huzurdan rahatsız olan bazı şeytanlaşmış insanlar, kargaşa ve kan peşinde sarfı zaman ederler. Hadisi şerif, bu tür bozguncular ve gaspçılar için söylenmiştir.
Bu hadisi iyi anlayabilmek için başka hadisler nakletmek icab eder:
Ebu Musa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kıyametten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mü'min olarak sabaha erer, akşama kafir olur; mü'min olarak akşama erer, sabaha kafir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Âdem'in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil)" (Ebu Davud, Fiten Tirmizî, Fiten 33,
***
Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun, Ey Allah'ın Resulü, emrinizdeyim!" dedim.
"İnsanlara (kitle halinde) ölüm isabet edip, kabirlerin (ücretli) hizmetçiler tarafından kazılacağı zaman ne yapacaksın?" buyurdular.
"Benim için Allah ve Resulü neyi ihtiyar buyurursa onu yaparım!" dedim.
"Sabrı tavsiye ederim!" buyurdular -veya "sabredersin" dediler- ve sonra bana tekrar seslendiler:
"Ey Ebu Zerr!"
"Buyurun ey Allah'ın Resûlü, sizi dinliyorum!" dedim.
"Zeyt mıntıkasının taşları kanda boğulduğunu gördüğün zaman ne yapacaksın?"
"Allah ve Resûlü benim için neyi ihtiyar buyurursa onu!" dedim
"Sana kendilerinden olduğun yakınlarını tavsiye ederim!" dedi. Ben sordum:
"Ey Allah'ın Resulü! (O zaman) kılıcımı alıp omzuma koymayayım mı?"
"Böyle yaparsan (fitneci) kavme ortak olursun!" buyurdular.
"Bana ne emredersiniz!" dedim.
"Evine çekil!" buyurdular.
"Evime girilirse?" dedim.
"Eğer kılıcın parıltısının seni şaşırtacağından korkarsan, elbiseni yüzüne ört. Gelen hem senin günahınla, hem de kendi günahıyla dönsün!" buyurdular." (Ebu Davud, Fiten 2; İbnu Mace, Fiten 10,
***
Ebu Hureyre’den nakledildiğine göre, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):
“Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekân bulursa ona sığınsın.” (Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.)
***
Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor: "Ey Ebu Sa'lebe, dedim, şu ayet hakkında ne dersin?":
"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez..." (Maide 105)
- Bana şu cevabı verdi:
"Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sormuştum: Demişti ki:
"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir.
O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir." (Ebu Davud, Melahim 17 Tirmizî, Tefsir, Mâide, İbnu Mace, Fiten 21,
Bölüm 27
Serkan, karakoldaki itirafından sonra tutuklanma istemiyle savcılığa sevk edilmişti.
Bir kaç gün sonra...
‘Anne, abimi tutuklamışlar’ dedi Sezen, Gamze hanıma sarılarak.
‘Kızım, en iyi avukatları tutar kardeşini çıkarırız. O yüzden kendini bu kadar yıpratma' dedi annesi, Sezen'i teselli edercesine.
‘Ah o Lokman olacak adam var ya’ dedikten sonra ağzından küfür dolu sözler çıkmıştı.
‘Kızım, sana yakışıyor mu kötü söz söylemek. Hem sen kötü söz söylemezdin’
‘Ne yapayım anne o adam tüm ayarlarımı bozdu’ dedi Sezen, ardından da ‘kim bilir şimdi hangi deliktedir ve hangi kötülüğün peşindedir. Zaten o değil mi abimi zorla cinayet işlettiren'
‘Haklısın kızım, ama yine de kötü söz söyleme. Hem kızlara yakışmaz kötü söz söylemek. Özellikle de senin gibi narin birine’
‘Anne, abim ne yapıyordur şimdi?’ dedi Sezen, annesinin boynuna sarılarak.