İçeriğe geç

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 26 · 4 dk okuma

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 26

BÖLÜM 26

Gamze Hanım, duydukları karşısında hem şok olmuş hem de üzülmüştü.

‘Ne duruyoruz burada bizde gidelim’

‘İkimiz birden çıkarsak Mustafa şüphelenebilir. O yüzden sen burada dur ve bizden haber bekle’ dedi Ufuk Bey, daha sonra da o da çıkıp hastaneye gitti.

Bölüm 24

‘Anne, babam ona baba bile diyemiyorum. Çünkü o benim babam değilmiş – değilmiş lafının üstüne basa basa söylemişti – neden yıllarca gözümüzün içine baka baka yalan söyledi’

‘Bilmiyorum oğlum, bilmiyorum. Artık hiçbir şey bilmiyorum. Yıllarca aynı yastığa baş koyduğumuz adamın bunları niçin yaptığını bilmiyorum’

‘Beni geçtim anne, kardeşimin başkasından alındığını da mı fark etmedin?’

‘O zaman yeni doğumdan çıkmıştım ve narkozun etkisi tam olarak geçmemişti. Hayal meyal hatırlıyorum, hemşire bana üzgün bir şekilde kızınız öldü demişti. Dediğim gibi narkozun etkisindeydim ve onun ne dediğini anlayamamıştım. O şekilde odama geldikten ve narkozun etkisinden çıktıktan sonra Lokman’a kızımızı sordum. O da bana kaçamak cevaplar vermiş ve kızımızın iyi olduğunu söylemişti. Oysaki Sezen’i annesinin elinden zorla almış’

‘Bu ne ya! Zorbalıktan başka bir şey değil’ dedi Serkan, daha sonra da ‘Sezen’in ailesi polise gitmemişler mi?’

‘Mevsimlik işçi oldukları için gidememişler’

‘Sen bunları nereden öğrendin?’

‘Lokman ortadan kaybolmadan evvel her şeyi açıkladı bana. Bunları başkasına anlatırsam gelip beni öldüreceğini söyledi. Daha sonrası da bildiğin gibi’

O sırada da Sezen kendine gelmiş polise ifadesini vermişti.

O ifadesini verdikten birkaç dakika sonrası…

‘Serbestsiniz’ dedi bir polis memuru nezarethanenin kapısını açarak.

Serkan, nezarethaneden çıktıktan sonra annesine:

‘Anne, o kadını öldürdüğümü gidip itiraf edeceğim’ dedi annesinin boynuna sarılarak. Daha sonra da polis memuruna ‘bir itirafta bulunacağım’ dedi ve onunla beraber komiserin yanına gittiler. Komiserin odasında babasıyla beraber yaptıklarını anlattı. Daha sonra da kanlısını öldürdüğünü söyledi. İtirafından sonra tekrar nezarethaneye atıldı.

Gamze Hanım, yalnız başına çıkmıştı karakoldan. Şimdi nereye gidecekti bilemiyordu. Daha düne kadar her şeyleri varken bugün hiçbir şeyi kalmamıştı, tıpkı Lokman’la ilk evlendiği gün gibi. Kocası yüzünden çalışanlarına yapmadığı kalmamıştı. Onların yanına da gidemezdi. Ya Sezen’in onun yanına gidebilir miydi? Gerçi o da tek başına kalmıştı. Onun yanına gitse beraber bir şeyler yapabilirlerdi. Çünkü az da olsa Sezen’in hesabında parası vardı.

Umutsuz bir şekilde telefonunu eline aldı ve ‘alo, kızım’ dedi.

‘Efendim anne’ dedi Sezen

‘Kızım, bilmiyordum’ dedi Gamze Hanım ‘Bilseydim, daha önce sana haber verirdim. Lokman seni kandırdığı gibi beni de kandırmış’

‘O … olası adamın adını anma anne’

‘Kızım, öyle söyleme’ dedi Gamze Hanım ‘Ne de olsa o sana yıllarca babalık yaptı’

‘Olmaz olsun öyle baba’ dedi Sezen, telefonda kükreyerek ‘Beni biyolojik anne ve babamdan koparmış hem de zorla. Ne için senin mutluluğun için. Bir kişinin mutluluğu için bir başkasını üzmek insanlığa sığar mı anne’

‘Kuzum, benim kınalı kuzum’

‘Bana kınalı kuzum deme anne. Ben senin kınalı kuzun değilim artık’

‘Beni bir dinle kızım’ dedi Gamze Hanım, yutkunarak.

‘Seni dinlemek istemiyorum artık’

‘Serkan, abin…’ Sezen, abisini o öz abisi olmasa bile çok seviyordu. Onun ismini duyunca kendisi için akan sular dururdu. Çünkü başına bir iş gelse hep Serkan koşmuş ve sıkıntısını gidermişti.

‘Abime ne oldu çabuk söyle’

‘Abini tutukladılar’

‘O herif yine yaptı yapacağını değil mi?’ dedikten sonra ‘yerini söyle hemen geliyorum’

Sezen’in sözlerinden sonra Gamze Hanım yerini söylemiş ve telefonunu kapamıştı. Yaklaşık bir saat sonra da Sezen uzaktan görünmüştü. Yüzü gözü şişmiş ve morarmıştı. Hafiften topallıyordu ve kolu da sarılıydı Sezen’in.

‘Lokman, çok mu hırpaladı seni?’

‘Onun adını anma demedim mi anne?’ dedi Sezen, hırlayarak.

‘Özür dilerim kızım, her şey için özür dilerim. Öz kızım olmasan bile, ömrüm boyunca kızım olarak kalacaksın’

‘Yeter’ dedi Sezen, eliyle dur işareti yaparak ‘abimin durumunu öğrenmeden asla, asla bana kızım deme’

Tam, bir şey daha diyecekti ki Serkan karakolun önünde görüldü. Elleri kelepçeli bir şekilde zırhlı araca bindiriliyordu.

‘Abi, abi merak etme kurtulacaksın’ dedi Sezen, uzaktan abisine bağırarak.

Serkan, onun sesini duymuş eğik olan başını kaldırmıştı. Daha sonra da gülümseyerek zırhlı araca binmişti.

Bölüm 25

Mehmet, gelen mesajdan sonra endişeli bir şekilde arabasına bindi. Bir an evvel hastaneye ulaşmak istiyordu ama olmuyordu, trafik sıkışıklığı ve kırmızı ışıklar derken hastaneye gelene kadar epey bir zaman geçmişti. Hastaneye gelir gelmez Üzeyir Bey’in ve Ayşe’nin nerede olduklarını sordu. Danışmadaki görevli Üzeyir Bey’in ameliyatta olduğunu, Ayşe’nin de ameliyattan sonra yoğun bakıma alındığını söyledi. Daha sonra da ameliyathanenin nerede olduğunu sordu. Onu dinleyen görevli aşağıya doğru inen merdiveni göstererek:

‘Merdivenlerden aşağıya indikten sonra karşınıza asansör çıkacaktır. O asansöre binin ve -3 inin orada ameliyathaneyi bulabilirsiniz’

Danışmadaki görevlinin talimatı üzerine merdivenlere yöneldi. Bir kat aşağıya indikten sonra asansöre bindi ve -3’e bastı. Aşağıya indikten sonra ameliyathaneye yöneldi. O sırada Ömer kan vermiş ameliyathanenin önündeki koltuklardan birinde dinleniyordu. Onu ilk gören Şifanur olmuştu.

‘Sana bahsettiğim genç geldi’ dedi annesine onu göstererek.

‘Ufuk Bey’in büyük oğlu mu?’ dedi annesi

‘Evet, anne o’

‘Bayağı da yakışıklıymış’ dedi annesi Mehmet’e göz ucuyla bakarak.

‘Anne şimdi sırası mı?’ dedi Şifanur, çıkışarak ‘Babam canıyla uğraşıyor, sen ne düşünüyorsun’

‘Haklısın kızım, ama bunun burada bittiğini sanma. Baban iyileşir iyileşmez sorup soruşturacağım, nasıl birisi diye’

‘Anne, evlenmek istemediğim söylemiştim’ bunu derken sesli bir şekilde söylemiş, söylediği söz ister istemez Mehmet’in kulağına da gitmişti.

‘Bunu da kaçırma, kaçırırsan bu gidişle evde kalacaksın’

‘Sus anne, duyacak şimdi bizi’

‘Duyarsa duysun’ dedi Filiz Hanım, omuz silkerek. Daha sonra da ‘Hele gelsin bakalım, neyin nesiymiş’

Onlar aralarında fısıldaşırken Ömer onu görmüş, yağa kalmıştı.

‘Beyefendi, kimi arıyorsunuz?’ dedi ona.

Mehmet, tam bir şey diyecekti ki Şifanur araya girerek:

‘Ömer abi, o babamı görmeye gelmiş olmalı’ bunu derken yüzü kızarmış, Mehmet’e doğru bakamamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.