İçeriğe geç

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 24 · 5 dk okuma

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 24

BÖLÜM 24

Üzeyir Bey, Ayşe’yi hastaneden çıkarıp kendi evine götürürken o sırada da kendi evinde telaşlı ve neşeli bir hava vardı. Ayşe’nin gelmesinden dolayı hazırlık yapılmış onun gelmesini bekliyorlardı. Ayrıca onun için özel sofra da kurulmuştu.

Ayşe, hastaneden çıktıktan sonra içini tuhaf duygular kaplamıştı. Yıllardır gece kondu tipli evde yaşarken şimdi malikânede yaşayacaktı. Babasının kendisinin doğmadan evvel öldüğünü düşünürken oysaki gerçekler bambaşkaydı. Öldüğü düşündüğü babası yaşıyordu, akrabası olmadığını düşünürken amcası ortaya çıkmıştı.

Ayşe, Üzeyir Bey’in arabasına binerken o sırada onları uzaktan izleyen birisi vardı. Üzeyir Bey’i görünce gözlerine inanamamış tekrar takrar bakmıştı. Onları izleyen Lokman’dı.

‘Bu, bu Zübeyr değil mi?’ dedi kendi kendine ‘Ama o ölmüştü’ dedi hayretler içerisinde ‘Tabii ya beni kaçak durumuna düşüren ondan başkası olamaz ki’

‘Ne oldu patron, niçin kendi kendine konuşuyorsun’ bunu diyen adamı Zeynel’di.

Zeynel, onca şeye rağmen patronunu terk etmemiş, hep yanında olmuştu. Polislerin onları aradığını bile bile yine de yanından ayrılmamıştı.

‘Hiç, eski bir tanıdığımı gördüğümü sandım’

‘Bundan sonra ne yapacağı patron, ne elde var ne de avuçta’

‘Merak etme, eskiye döneceğiz tekrardan’

‘Nasıl olacak patron’

‘Şu karşıda giden adamı görüyor musun? İşte onun peşine düşüp işini bitireceğiz. Ondan sonrası kolay zaten’

‘Adamı mı öldüreceğiz patron?’

‘Ya yanındaki kız, onu ne yapacağız?’

‘Onu kaçırabilirsek işimiz kolaylaşır’

Lokman’ın öldürmeye niyetlendiği kişi Üzeyir Bey’di, yanındaki kızda Ayşe’ydi.

Üzeyir Bey, tam arabasına binecekti ki bir el silah sesi duyuldu. Ardından da yere düşen kandamlası.

Bölüm 22

‘Anne, babam geldi mi?’ dedi Şifanur.

‘Hayır, gelmedi kızım’

‘Şimdiye kadar gelmesi gerekirdi’ dedi Şifanur, endişeli bir şekilde.

Kızını, endişelendirmemeye çalışsa da Filiz Hanım’da endişeliydi, çünkü birkaç sefer aramasına rağmen Üzeyir Bey cevap vermemişti. Şoförünü de aramasına rağmen ondan da bir cevap yoktu.

‘Anne, bir daha arasana baba mı?’

‘Kızım, kaç sefer aradım ama cevap yok, hatta şoförünü de aradım ondan da bir cevap gelmedi.

Bir saat sonra…

‘Anne, babam niye cevap vermiyor’ dedi Şifanur, ağlamaklı bir ifadeyle.

‘Kızım endişelenme’ diyordu Filiz Hanım ama kendisi de içten içe endişeleniyordu.

Az sonra telefonları çaldı, arayan Üzeyir Bey’di.

‘Bak kızım, baban arıyor’ dedi Filiz Hanım, telefonunu kızı doğrulatarak. Daha sonra da telefonu açıp ‘alo’ dedi fakat karşıdaki kişi Üzeyir Bey değildi.

‘Hanımefendi’ dedi karşıdaki kişi ‘Ben polis memuru Sait Cemil’

‘Eşimin telefonu sizde ne arıyor’

‘Hanımefendi, eşiniz silahlı saldırıya uğradı’ dediği an Filiz Hanım’ın elleri ayakları boşaldı ve kaskatı kesildi. Bu yüzden de telefon elinden düştü.

‘Ne oldu anne, babama bir şey mi oldu?’ dedi Şifanur, annesini sarsarak.

O, annesini sarsıp kendisine gelmesine çabalarken telefondaki kişi de hanımefendi, hanımefendi diye sesleniyordu.

Şifanur, annesini sarsmayı bırakarak telefonu eline aldı ve ‘alo’ dedi.

‘Hanımefendi, Üzeyir Bey silahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Şu anda … hastanesinde ameliyatta’

Annesi gibi o da duyduğu karşısında şok olmuştu. Ne telefonu kapatabiliyordu ne de cevap verebiliyordu. Birkaç dakika öylece kalakaldı. Daha sonra telefondaki polis memuruna ‘tamam’ dedikten sonra telefonu kapadı. O sırada da annesi şoktan çıkamamıştı. Onun kendisine gelmesi için bira kaç tokat attı.

‘Anne, babam silahlı saldırıya uğramış ve … hastanesinde ameliyata alınmış. O yüzden vakit kaybetmeden … hastanesine gidelim’

Anne ve kız vakit kaybetmeden evden çıktılar. Hastaneye gelene kadar akla karayı seçmişlerdi. Trafik sıkışıklığı, Şifanur’un kullandığı arabanın teklemesi derken hastaneye gidene kadar epey bir zaman geçmişti.

Hastaneye geldiklerinde onları şoförleri karşılamıştı. O da kolundan hafif yaralanmış, bu yüzden de kolu sarılıydı.

‘Ömer, kim yaptı bunu?’ dedi Filiz Hanım, telaşla. Ardından da ona ‘Ayşe, o nerede?’ diye sordu.

‘Bilmiyorum Filiz Hanım, tek bildiğim iki kişi olmaları’

‘Ayşe ablam, o da babamın yanında olmalıydı’ dedi Şifanur, gözleri dolu bir şekilde. Daha sonra da ‘Peki, o nerede?’

‘Şifanur Hanım, Üzeyir Bey’i silahla vuran o kişiler Ayşe Hanım’ı kaçırmaya çalıştılar. Bende onlara engel oldum. Belimdeki silahla ikisine de ateş ederek kaçırmalarına engel oldum’

‘Ayşe, Ayşe’ye bir şey oldu mu?’ dedi Filiz Hanım.

‘Ayşe Hanım’ı onlardan kurtarmak isterken silahımdan çıkan mermiler ona da isabet etti. Bundan dolayı o da şu an ameliyatta’ dedikten sonra da üzgün bir şekilde ‘Özür dilerim, benim yüzümden oldu her şey’

‘Niye senden olsun ki’ dedi Filiz Hanım, şefkatle Ömer’in omzuna dokunarak ‘Her şey olacağına varır o yüzden üzülme’

‘Nasıl üzülmeyeyim Filiz Hanım’ dedi Ömer, başını kaldırmadan ‘Daha dikkatli olabilirdim’

‘Sen gerekeni yapmışsın Ömer abi. O yüzden daha fazla kendini yıpratma’

‘Nasıl üzülmeyeyim Şifanur Hanım, biliyorsunuz ne annem var ne de babam’ dedikten sonra eliyle Filiz Hanım’ı göstererek ‘Annen ve baban benim annen ve babam oldu. Gözlerimi sizin yanınızda açtım, sizler olmasaydınız kim bilir şimdi ne durumdaydım’

Bir saat iki saat derken ameliyat çok uzun sürmüştü. Ameliyat odasından ne giren vardı ne de çıkan. Gece yarısı olduğu halde ameliyat odasından çıkan olmamıştı. Sabaha karşı ancak ameliyat bitmiş ve hemşire kapının önünde görünmüştü.

‘Hastanın yakını siz misiniz?’ dedi hemşire.

Filiz Hanım ve Şifanur ayağa kalkarak:

‘Evet’ dediler onun etrafını sararak.

‘Hastanız hastaneye getirildiğinde kan kaybı fazla olduğu için durumu kritikti. Vücuduna isabet eden beş kurşun vardı. Bu kurşunlar hayati yerlerinde olduğu için ameliyat oldukça zorlu geçti. Hastanemizin stoklarında bulunan kandan hastanıza kan takviyesi yaptık. Fakat tam olarak yetmedi, o yüzden acil kan gerekiyor’

‘Kan gurubumuz onunla uyuşmuyor’ dediler ikisi de. Bunları derken yüzleri asılmıştı.

Ömer, oturduğu yerden kalkarak:

‘Benim kan gurubum uyuşuyor’ dedikten sonra da ‘Ben verebilirim’ dedi gülümseyerek.

Bölüm 23

Mehmet, hastaneden Üzeyir Bey’le beraber çıkmış, fakat onun vurulduğunu görememişti. Aslında görmesi de mümkün değildi, çünkü aklı babasındaydı. Kendisini gördüğü zaman ne tepki verecekti. Ayrıca o gözleri unutamıyordu. Nereye baksa Şifanur’un gözleri aklına geliyordu. Şimdiye kadar böyle duygular hissetmediği için tuhaf hissediyordu.

Kafasında bin bir düşüncelerle arabasına bindi. Yıllar önce Lokman yüzünden terk ettiği baba evine vardı. Etraftaki ağaçlar hariç hiçbir şey değişmemişti. Bir de değişen kapının rengiydi. O zaman kırmızı olan kapı rengi şimdi yeşildi.

Arabasından indikten sonra önce derin bir nefes aldı. Ardından yeşil kapıyı açarak malikânenin olduğu alana girdi. Evin kapısına kadar giden yolda nergisler vardı. İki tane kedi yavrusu oynaşıyorlardı. Anne kedi de onların yanında yatmış mırıldıyordu. Malikânenin bir başka yerinde de dereden de kurbağa sesleri geliyordu.

‘Ağaçlar hariç, hiçbir şey değişmemiş’ dedi kendi kendine.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.