‘Anne rahat bırak beni’
‘Kızım, aç kapıyı da konuşalım'
‘Anne’ dedi Şifanur ağlayarak, daha sonra da kapıyı açtı. Ardından da annesine sarılarak ‘Serkan benim abim değil mi?’
‘O nasıl söz kızım, elbette ki senin abin’
‘Öyleyse hastanede neden o sözü söyledi?’
‘Kızım, hastanede neler oldu, tam olarak anlatır mısın?’
Şifanur, hastanede olanları atlattıktan sonra:
‘İşte anne, Serkan abim bana bunları söyledi’
‘Bak şunun söylediklerine' dedi annesi ‘kızım, sen onun dediklerine inandın mı?’
‘Hayır, tabii de, ama ne bileyim'
‘Kızım, o yıllardır bir yalana inandırılmış. Gerçeği hemen kabul etmesi elbette ki beklenemez'
‘Bende biliyorum anne, ama onun öyle söylemesi çok ağrıma gitti'
‘Haklısın kızım, senin yerinde kim olsa aynısını yapardı. O yüzden affet kızım abini’
‘Affetmesini affederim, fakat abim ne zaman gerçeği anlayacak onu bilmiyorum'
‘Her şeyi zamana bırak kızım, zamanı gelince o da gerçeği anlayacaktır'
‘Ya Ayşe ablam ona ne olacak’
‘Şimdilik bizde kalacak kızım, babası iyileşene kadar’
‘Ya amcam iyileşmezse, o zaman bir daha yıkılır Ayşe'
‘Dua edelim kızım, dua edelim ki amcan iyileşsin’
‘Elbette ki anne, duanın yapamayacağı şey yoktur. En dar zamanda dua sayesinde Allah Teâlâ kuluna yetişir'
‘Aynen kızım, dua öyle bir şeydir ki taş kalpleri bile yumuşatır’
‘Duanın önemi nedir anne?’
‘Sözlük anlamı ile dua “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir. Dinî bir terim olarak ise insanın bütün benliğiyle Allah’a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O’na arz etmesidir. Temeli, insanın Allah’a hâlini arz etmesi ve O’na niyazda bulunması olduğuna göre dua, Allah ile kul arasında bir irtibattır. Duada daima tâzim (Allah’ı yüceltme) ve bu tâzimle birlikte istekte bulunma anlamı vardır. Dua aynı zamanda zikir ve ibadettir. Böylece duada biri zikir ve saygı, diğeri de dilek olmak üzere iki unsur hep yan yana bulunur. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.s.), “Dua, ibadetin özüdür.” (Tirmizî, De‘avât, 2 [3371]) buyurmuştur. Aynı sebeple en önemli ibadet olan namaz, dua (salât) kelimesiyle ifade edilmiştir (el-En'âm, 6/52; el-Kehf, 18/28). Diğer bir âyette de; “De ki; duanız (kulluğunuz) olmasa Rabbim size ne diye değer versin.” (el-Furkân, 25/77) buyrulmak suretiyle insanın ancak Allah’a olan bu yönelişiyle değer kazanabileceği belirtilmiştir. Duanın sadece Allah’a yöneltilmesi; Allah’tan başkasına, putlara veya kendilerine üstün nitelikler izafe edilen başka yaratıklara dua ve ibadet edilmemesi Kur’ân’da ısrarla vurgulanmıştır (eş-Şuarâ, 26/213; el-Kasas, 28/88)’
‘Dua etmek ne güzelmiş anne' dedikten sonra ‘amcamın yanına ne zaman gideceğiz anne'
‘Hele bir Ayşe gelsin, o zaman düşünürüz’
‘Ya o gelmeden amcam vefat ederse'
‘Allah korusun kızım'
‘Âmin anneciğim ama ölümün ne zaman geleceği belli mi?’
‘Kızım, ölüm lafını ağzına alma artık' dedi Filiz Hanım ‘Allah'ın izniyle amcan iyileşecek ve kızıyla beraber uzun yıllar yaşayacaklar’
‘Ha, bir şey daha var anne?’ dedikten sonra bir müddet sustu Şifanur.
Kızının susması üzerine Filiz Hanım:
‘Susmasana kız, ne diyeceksen çabuk de de çatlatma adamı'
‘Hani şu babamın arkadaşı Ufuk Bey vardı ya. Ayşe ablamın sevdiği gencin babası'
‘Eee, ne olmuş ona'
‘Oğlu geri dönmüş’
‘Onun Mustafa'dan başka oğlu da mı varmış?’
‘Evet, anne yıllar evvel Lokman yüzünden babasıyla küsmüş. Yıllar sonra da geri dönmeye karar vermiş'
‘Yine mi Lokman' dedi Filiz Hanım kızgınlıkla ‘Her taşın altından o çıkıyor’
‘Bir görsen anne, babasıyla buluşmak için can atıyor. Birde Allah var, çok da yakışıklı’ bunu derken yüzü kızarmış, utanmıştı.
Onun yüzünün kızarması annesinin gözlerinden kaçmamıştı. Bu yüzden de kızına:
‘Kız, ne oluyor sana, hiç kimseye böyle bir şey demezdin, yoksa…’
‘Aman anne, olur mu öyle şey’
‘Niye olmasın kızım, sonuçta evlenecek yaştasın’
‘Evlenmek istemediğimi kaç kere söyleyeceğim anne’
‘Ne bileyim kızım, sen yakışıklı genç deyince belki gönlün düşmüştür diye düşündüm’
‘Olsun veya olmasın anne, hem gel bakalım bekâr mı değil mi?’
Bölüm 21
‘Amca, beni annemin kabrine götürür müsün?’ dedi Ayşe.
‘Elbette ki kızım, yalnız şimdilik eve gidelim. Bir müddet dinlendikten sonra gideriz’ dedi Üzeyir Bey.
‘Hangi eve amca, ev mi kaldı?’ dedi Ayşe, sıkıntılı bir şekilde.
‘Kızım, bundan sonra benim evim senin evindir’
‘Amca, ya babam onu görebilir miyim?’
‘Tabii ki kızım, istersen hemen gidelim’
‘Şu an kendimi hazır hissetmiyorum amca’
‘Kızım, seni anlıyorum fakat babanın durumu çok ciddi. Her an onu kaybetme ihtimalimiz var’
‘Amca, eve gidelim önce bir dinleneyim daha sonra gideriz’
‘Tamam, kızım sen nasıl istersen’