‘Eh yeter be!’ dedi Lokman ‘Sen beni sorgulayamazsın’ dedikten sonra da ‘Evet, sen benim kızım değilsin. Abini bir başkasından zorla aldığım gibi senide annenin kucağından zorla aldım’
Sezen, duydukları karşısında bütün dünyası başına yıkılmıştı. Yıllardır baba bildiği adam, onun babası değildi. Üstelik ailesinden zorla alınmıştı.
O, ne yapacağını bilemeden öylece kalakaldı Lokman’ın karşısında. Kafası bomboştu sanki bu yüzden de hiçbir şey düşünemiyordu. Kulakları uğulduyor, başı dönüyordu. Ayakta daha fazla duramayacağını anlayınca da yere çöktü.
‘Neden, ne istedin bizden?’ dedi, çöktüğü yerden.
‘Annen ve baban olacak o adamdan alacağım vardı. Borçlarını zamanında ödemedikleri için borçlarına karşılık seni zorla ellerinden aldım’
‘Ya Serkan, onun ailesinden ne istedin?’
‘Onun babasıyla, daha doğrusu dedesiyle husumetliydik. Bu husumet sonucu ölümle sonuçlandı. Dedesi ortadan kalkınca babası beni mahkemeye verdi. Avukatımız aracılığıyla bu işi kendi lehimize çevirdik. Buna dayanamayan Serkan’ın babası Zübeyir üzerime geldi, ama onunda sonu babası gibi oldu’
‘Dedesini öldürdüğün gibi babasını da mı öldürdün?’
‘Evet, kız kurusu ya ne sandın?’
‘Senin kötü bir insan olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum’
‘Eee prenses ummadığın taş baş yararmış’
‘Elbet bunun hesabını bir gün vereceksin alçak herif’
‘İşte bu dediğin hiçbir zaman olmayacak’ dedi Lokman, ardından Sezen’in çırpınışlarına aldırış etmeden onu karanlık mahzene hapsetti’
Bir hafta sonra…
‘Bu kapı neden kilitli?’ mahzenin kapısının önünde birileri.
‘Burası babamın arabasını koyduğu yer’ dedi Serkan
‘Açın kapıyı, buraya bakmamız lazım’
‘İçeride bir şey yok beyefendi, babam bu sabah çıkıp gitti. Nereye gittiğini de bilmiyorum’
Dışarıdaki sesleri duyan Sezen zorlada olsa sürüne sürüne kapının önüne geldi. Önce ‘İmdat’ dedi, bunu derken sesi oldukça cılız çıkmıştı. Daha sonra da var gücüyle bağırdı:
‘İmdat kurtarın beni, burada zorla tutuyorlar’
‘İçerideki kim, kimi saklıyorsunuz?’
Serkan’da annesi de duydukları ses karşısında şaşırmıştı. Zira Sezen’in evden kaçtığını biliyorlardı.
‘Niye sustunuz cevap versenize, içeride kimi saklıyorsunuz?’ dedi görevli daha sonra da ‘Şimdi polisi arıyorum’ dedikten sonra da polisi aradı.
Serkan’da Beyhan Hanım’da öyle şaşkındılar ki görevlinin polisi aradığının bile farkında değillerdi. Ancak polisin kapılarına dayandığı an farkına varabilmişlerdi.
‘Bunlar içeride birilerini saklıyor polis bey’ dedi görevli.
Polis memuru, görevli memuru dinledikten sonra Serkan’a dönerek:
‘Açın kapıyı’ dedi sert bir tavırla.
Serkan, polisin ikazından sonra koşarak eve gitti. Mahzenin yedek anahtarını alarak geldi. Elleri titreyerek kapıyı açtı. Açar açmaz bir çığlık koptu.
‘Aman Allah'ım! Kızım' dedi Beyhan Hanım, çığlık atarak.
Sezen, bir haftadır bir şey yemeyip içmediği için oldukça zayıflamış ve bitkin düşmüştü. Adeta bir deri bir kemik kalmıştı.
‘Alın götürün şunları, karakolda hesap verecekler’ dedi Komiser ‘Ambulansı çağırın, kızı hastaneye götürsünler’
Serkan ve Beyhan polis aracına bindirilirken haciz memurları da işlemleri bitmiş, malikâne de ne var ne yok alıp götürüyorlardı. Evin hizmetçilerini de kendilerinden haber beklemeleri için kendi evlerine yollanmışlardı.
Bir polis karakolu...
‘Anlatın bakalım, o kız kimdi ve ne için hapsetmiştiniz?’ dedi Komiser.
Beyhan Hanım, konuşamayacak kadar titriyordu. Bu yüzden söze Serkan karıştı.
‘Komiserim' dedi ‘O benim kardeşim. Onu evden kaçtı olarak biliyorduk'
‘Mademki evden kaçtı. O zaman niçin kayıp başvurusunda bulunmadınız?’
‘Babam izin vermedi komiserim'
Komiser, birden bire hiddetlenerek:
‘Yalan söylemeyin, zira bu sizin açınızdan daha kötü sonuçlar meydana getirebilir'
‘Yalan söylemiyorum komiserim. Size söylediğim gibi kardeşimin evden kaçtığını biliyorduk'
‘Öyleyse neden oradaydı, hem de aç ve susuz bir şekilde'
‘Bilmiyorum komiserim, bilmiyorum'
Beyhan Hanım, biraz da olsa kendine gelmişti. Komiser ile Serkan’ın konuşmalarını duymuş araya girmek istemişti. Fakat şimdiye kadar konuşmaya mecali olmadığı için konuşamamıştı.
‘Komiserim, bizim suçumuz yok’ dedi Beyhan Hanım ‘Bundan bir hafta evvel Sezen, evden kaçtı. Daha önceleri de evden kaçıyor, bir kaç gün geçtikten sonra da geri dönüyordu. Bu sefer geri dönmesi uzun sürünce polise gidip kayıp ihbarında bulunmak istedim fakat Lokman, yani kocam buna engel oldu’
‘Hanımefendi, doğruyu söyleyin kızınızı neden hapsettiniz?’ dedi Komiser, sert bir tavırla.
‘Komiserim, annem doğruyu söylüyor. Kardeşim evden kaçtıktan sonra onu aramamıza babam engel oldu' dedi Serkan.
‘İkide bir Lokman diyorsunuz, hani nerede o?’ dedi komiser elini masaya vurarak.
Onun eliyle masaya vurması her ikisini korkutmuştu.
‘Ne o korktunuz mu?’ dedi Komiser, karşındaki kişileri küçümseyerek. ‘Eğer gerçekleri anlatmazsanız daha çok korkarsınız'
‘İnanın doğruyu söylüyoruz komiserim’ dedi Serkan.
‘Komiserim, elimizde ne var ne yok her şey gitti’ dedi Beyhan Hanım ‘daha onun acısını bile yaşamadan buraya getirildik. İşlemediğimiz bir suçtan dolayı da sorgulanıyoruz. Söyleyin şimdi biz hangi birine yanalım’
‘Anne, sakin ol, elbet bizim suçsuz olduğumuz anlaşılacaktır'
‘Anlaşıldı, siz konuşmayacaksınız' dedikten sonra odadaki polis memuruna işaret ederek ‘atın şunları nezarethaneye orada belki akılları başlarına gelirde konuşurlar'
Bölüm 20
Şifanur, hastaneden ağlayarak gelmişti evine. Hiç kimseye bir şey demeden odasına kapandı. Şimdiye kadar hiç kimseden böyle ağır ithamlar işitmemişti.
Filiz Hanım, onun ağlayarak eve geldiğini görmüştü. Bu yüzden kızının odasına çıkarak kapısını çaldı. Ardından da ona:
‘Kızım, ne oldu hastanede mi sorun çıktı?