İçeriğe geç

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 21 · 4 dk okuma

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 21

BÖLÜM 21

Telefon bir türlü susmak bilmiyordu. Bu yüzden açmak zorunda kaldı Serkan:

‘Niye açmıyorsun lan telefonu’ dedi Lokman.

‘Baba, bir kere olsun düzgün konuşamaz mısın?’

‘Sen beni mi sorguluyorsun’ dedi Lokman, ardından küfür dolu söz söyledi.

‘Baba, bıktım artık seni kötü söz söylemenden’

‘Ulan, bırak laf salatasını da çabuk eve gel, annen rahatsızlandı’

‘Kim bilir yine ne yaptın ki rahatsızlandı’

‘Lafını keste çabuk eve gel’

‘Tamam, geliyorum’ dedi Serkan, sinirle. Ardından arabasını hızlandırdı. Öyle hızlı gidiyordu ki, hılı gittiğinin farkında bile değildi. Bu yüzden trafik cezası yemek zorunda kalmıştı.

Eve gelir gelmez hızla içeriye girdi ‘Anne, anne’ diye bağırdı.

‘Sus, bağırma annen odasında yatıyor’ dedi Lokman.

‘Ne yaptın, yine mi dövdün onu?’ dedi Serkan, çıkışarak.

‘Bu sefer bir şey yapmadım’

‘O zaman ne oldu anneme’

‘Şey’ dedi Lokman ‘İflas etmek üzereyiz, elimizde ne var ne yok satışa çıkardım, annen bu durumu öğrenince kriz geçirdi’ dedikten sonra da ‘Tutma beni, haciz işlemleri yapılmadan kaçıyorum’ dedi ve arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı.

‘Baba, ne demek iflas ettik. Ne demek haciz geldi’ diye arkasından bağırdı Serkan, ama o adımlarını öyle hızlı atıyordu ki kendisine seslenildiğini duyması bile imkânsızdı.

‘Buraya elbet döneceksin, işte o zaman seninle hesaplaşacağız’ dedi Serkan, eliyle yumruk yaparak. Daha sonra da ‘Annem, annem’ dedi ‘Çok çektin annem, ama artık çekmeyeceksin. En kısa sürede işe girip seni yanıma alacağım. Bakalım o zamanda beyefendi bize el kaldırabilecek mi?’

O babasının arkasından bakıp söylenirken hizmetçi koşarak geldi:

‘Serkan Bey, anneniz sizi acil bir şekilde çağırıyor’ dedi, nefes nefese.

‘Tamam, Cemile sen işin başına geç’

Hizmetçi, işinin başına geçerken Serkan’da hızlı adımlarla annesinin yanına geçti. Annesi o sırada yattığı yerden doğrulmuş onu bekliyordu.

‘Oğlum, canım oğlum’ dedi gözleri dolu bir şekilde ‘Bugün babandan öyle bir şey duydum ki, duyduklarımdan dolayı aklım başımdan gitti’

‘Şu iflas meselesi mi?’

‘Hayır, o değil oğlum. Böyle olacağını başından beri biliyordum’

‘Senin kriz geçirmene sebep olan sebep neydi öyleyse?’

‘Bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Beni dinledikten sonra ‘anne’ dememenden korkuyorum’

‘Bu nasıl söz anne, elbette ki sen benim annemsin’

‘Bunu şimdiye kadar bende bilmiyordum. O baba dediğin adam hepimizi kandırmış, hatta kız kardeşini bile’

‘Anne, eveleyip gevelemede ağzındaki baklayı çıkar’

‘Gel yanıma otur, sana iyice sarılayım. Anlattıklarımdan sonra sarılma imkânı bulamayabilirim’

Serkan, annesinin yanına oturup ona sarıldıktan sonra:

‘Bilmece gibi konuşma anne, ne diyeceksen çabuk de. Zira haciz işlemi yağmak için gelenler yoldaymış’

‘Oğlum’ dedi annesi yutkunarak ‘Sende kardeşin Sezen’de bizim evladımız değilsiniz’ evladımız değilsiniz derken içi kor ateşi ile yanmıştı ‘Hatta sen Sezen’le kardeş bile değilsin’

Serkan, duydukları karşısında yutkundu, daha sonra da hastanede yaşlı adamın söylediği aklına geldi. Demek ki onun dediği doğruydu, ama nasıl olmuştu bu iş. Kendisini anlıyordu, fakat kardeşi o nasıl kendi kardeşi değildi. Oysaki annesinin hamile olduğuna ve kardeşini dünyaya getirdiğine şahit olmuştu.

‘Oğlum’ dedi Beyhan Hanım Serkan’a sıkıca sarılarak. Ardından hıçkıra hıçkıra ağladı.

‘Anne’ dedi Serkan, Beyhan Hanım’a sarılarak ‘Ne olursa olsun sen benim annemsin’ dedi oda hıçkırıklara boğularak.

‘Oğlum, hiç şaşırmadın?’ dedi Berna Hanım.

‘Şimdiye kadar bana evladım demedi, bundan dolayı anlamıştım bir şeyler olduğunu. Hele şu hastanede karşılaştığım yaşlı adam kafamı iyice karıştırmıştı’ dedi Serkan ‘Demek ki doğruymuş onun söyledikleri’

‘Hangi adamdan bahsediyorsun?’

‘İsmini bilmiyorum, ama daha öncede karşılaşmıştım. Kanlımız olan Fatma’yı öldürdükten sonra kızını da öldürmeye gittiğimde rastlamıştım’

‘Ah be oğlum, Lokman hem seni hem de beni yıllarca kandırdı’

‘Bizim hiçbir zaman kanlılarımız olmadı, o Lokman’ın bir uydurmasıydı. Onun korkusundan yıllarca susmak zorunda kaldım’

Serkan, aniden ayağa kalkarak:

‘Bile bile nasıl yalan söylersin anne, yalanların yüzünden masum bir insanı öldürdüm’

Bölüm 19

‘İmdat, kurtarım beni?’ dedi Sezen, kilitli tutulduğu yerde bağırarak.

Sezen’in tutulduğu mahzen zifiri karanlıktı ve ses geçirmeyen bir yerdi. O yüzden bağırması boşunaydı.

Mahzene atılmasından bir saat evvel…

‘Bu mektup da nedir baba’ dedi Sezen, ‘Mektubun üzerinde benim ismim yazıyordu. O yüzden alıp okudum’ dedi elindeki mektubu Lokman’a fırlatarak.

‘Neymiş ver bakalım’

‘Al bak’ dedi Sezen, sinirle kâğıdı Lokman’a fırlatarak. Fırlattığı anda içindeki dekontlar ve fotoğraflar da etrafa saçılmıştı.

Mektubu eline alıp okuyan Lokman, renkten renge girmişti.

Mektupta şöyle yazıyordu ‘Lokman efendi sana söylemiştim bana vaat ettiğin parayı zamanında öde diye. Fakat sen ne yaptın hem paramı ödemedin hem de kapından kovdun. İşte bunu yapmayacaktın Lokman Efendi. Mademki paramı vermeyeceksin öyleyse bende kızına gerçekleri söylerim. Söylemekle kalmam bana ödediğin paranın dekontlarını da gönderirim. Hatta hastanedeki raporları ve kızın anasından nasıl aldığını gösteren fotoğrafları da gösteririm’ diye yazıyordu.

‘Bu yazılanlar doğru mu baba?’ dedi Sezen, sinirle babasına bağırarak.

‘Hayır, hayır yalan bunlar’

‘Mademki yalan neden renkten renge girdin’

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.