İçeriğe geç

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 19 · 3 dk okuma

ANNEME NASIL KIYDINIZ

Bölüm 19

BÖLÜM 19

‘Kızınız hastaneye gelmek üzere’

‘Ona söyle hastaneye gelmesin, Serkan’la karşılaşırsa foyamız ortaya çıkar’

‘Tamam, Üzeyir Bey siz nasıl isterseniz’

O sırada bir başka yerde…

‘Mehmet Bey, işte Ayşe’nin yattığı hastane burası’ dedi Serap Hanım.

‘Müstakbel gelin adayımızla tanışacağız desenize’

‘Evet, aynen öyle’

‘Eee, ne duruyoruz öyleyse’

Mehmet, babasının aynı hastanede yattığını bilemeden ilerliyordu, içeriye girdikten sonra bir an için durdu.

‘Ne oldu Mehmet Bey, niçin durdunuz?’ dedi Serap Hanım.

‘Bilemiyorum Serap Hanım, sanki önemli bir şey olacak gibi hissettim. O yüzden durdum’

‘Ayşe’yi göreceğiniz için olmasın’

‘Hayır, bu çok farklı bir şey’

‘Hadi hayırlısı bakalım’ dedi Serap Hanım, gidelim dercesine işaret yaparak’

Servis alanına geldikten sonra:

‘İşte bu oda’ dedi Serap Hanım ‘Bir iki dakika kapıda bekle ben seni çağırayım’

‘Tamam, Serap Hanım böylesi daha uygun olur’

O beklerken Şifanur, Fikri Bey’in sözünü dinlememiş hastaneye gelmişti.

‘Şunun dediğine bak’ dedi Şifanur, kendi kendine söylenerek ‘Babam hastanede yatarken ben öylece bekleyeceğim öyle mi? İşte bu olmaz’ dedikten sonra merdivenleri hızla çıkmaya başladı. Öyle hızlı çıkıyordu ki önünü bile göremiyordu. Sonunda da Ayşe’nin odasının kapısının önünde bekleyen Mehmet’le çarpıştı.

‘Hanımefendi, bir şeyiniz yok ya’ dedi Mehmet Bey

Şifanur, düştüğü yerden kalkarak üzerindeki tozları temizledi. Daha sonra da:

‘Yok, yok bir şeyim yok’ dedi, ona bakmadan.

‘Hanımefendi özür dilerim sizden, biraz dikkatsizdim’

‘Asıl ben sizden özür dilerim’ dedi Şifanur, Mehmet’in gözlerinin içine bakarak.

Bu ilk bakış, ikisinin de kalbine kor ateşi düşürmüştü. Şifanur’un ela gözleri, Mehmet’in de mavi gözleri. Hani derler ya gözler kalbin aynası. İşte ikisi de gözleriyle aşık oldum dercesine bakıyorlardı.

O sırada Şifanur’un sesini duyan Serkan, sinirle yattığı odasından kalkarak kapının önüne çıktı. Onu görünce de:

‘Yine mi sen’ dedi sinirle.

Şifanur, yönünü Serkan’a döndürünce sus pus oldu. Onun hastanede olduğunu bilmediğinden sus pus olmuştu.

‘Bu var bu hep böyle, önüne gelene çarpıp duruyor’ dedi Serkan, Mehmet’e bakarak.

‘Beyefendi onun bir suçu yok, asıl dikkatsiz olan bendim’ dedi Mehmet Bey

‘Bunun yüzünden işim yarım kaldı’ dedi Serkan, elini yumruk yaparak. Ardından da Şifanur’un üzerine yürüyecekken Mehmet onu durdurdu.

‘Hop, orada dur bakalım’ dedi Mehmet, çakmak çakmak gözlerle.

‘Ne yapacaksın, dövecek misin beni’

‘Gerekirse evet’

‘Sanırım canın dayak istiyor’ dedi Serkan, dedikten sonra da tam Mehmet’in üzerine yürüyecekken ikisinin de kulakları birileri tarafından tutuldu. Onların kulaklarını tutan Üzeyir Bey’di.

‘Siz ikiniz derhal kavgayı bırakın’ dedikten sonra Şifanur’a dönerek ‘Kızım sana demedim mi hastaneye gelme diye’

Onların baba kız olduğunu öğrenen Serkan:

‘Oh ne ala dünya’ dedi, eliyle hareket ederek ‘Babası neredeyse kafamı kırsın, kızı da beni sapık yerine koysun’

‘Abi, yapma böyle’ dedi Sifanur.

‘Ne abisi, sen neden bahsediyorsun?’ dedi Serkan, duydukları karşısında.

‘Sus kızım, şimdi sırası değil’ dedi Üzeyir Bey, eliyle sus işareti yaparak.

‘O benim abim baba’ dedi Şifanur ‘Artık daha fazla saklamak istemiyorum’ dedikten sonra da Serkan’a dönerek ‘Evet, sen benim öz abimsin. O baba dediğin alçak yıllar evvel seni kaçırmış, anlıyor musun?’

‘Ne abisi, ne kaçırması siz neden bahsediyorsunuz?’ dedi Serkan, duyduklarına inanamazcasına.

‘Kızım, ne olur şimdi sırası değil. Zamanı gelince her şey ortaya çıkacak zaten’

‘Susmayacağım baba, susmayacağım’ dedi Şifanur, babasına diklenerek ‘Onun baba dediği adam, yengemi yani Elif Hanımı öldürmedi mi?’

‘Kızım, doğru ama şimdi sırası değil’

‘Ayşe ablam, onun yüzünden neredeyse aklını kaybediyordu’ dedi Şifanur, sitemli bir şekilde ‘kalkmış bana şimdi sırası değil diyorsun. Şimdi sırası değilse ne zaman baba’

Bağırtıları duyan Ayşe’de yattığı odasından kalmış koridora çıkmıştı ve Şifanur’un söylediklerini duymuştu.

‘Durun bir dakika’ dedi Ayşe ‘Siz annemi nereden tanıyorsunuz?’

‘Açıkla bakalım Şifanur Hanım’ dedi Üzeyir Bey, kızına, ayıkla pirincin taşını der gibi ona bakarak.

‘Sen amcamın kızısın’ dedi Şifanur, ona dönerek.

‘Benim hiç akrabam yok ki, sen neden bahsediyorsun’

‘Ayşe, evet biliyorum açıklaması zor bir durum ama hakikat bu’ dedi Şifanur ‘Sen benim amcamın kızısın’

Serap Hanım araya girerek:

‘Sen onun amcanın kızıysan ispatla o zaman’

Burada Üzeyir Bey, devreye girerek:

‘Kızım babanı hatırlıyor musun?’

‘Nasıl hatırlayabilirim ki, ben bebekken babam ölmüş’

‘Annen mi anlattı bunları sana’

‘Evet, başka kim anlatabilir ki’

‘Senin baban ölmedi kızım, o yaşıyor fakat durumu oldukça kritik’

‘Size inanmıyorum bayım’

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.