BÖLÜM 7
İsteme gecesinin üzerinden iki gün geçmişti.
Nehir, sabah alarmı çalmadan önce uyandı.
Gözlerini tavana dikti.
Sonra istemsizce aklına önceki gece geldi.
“Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle…”
Gözlerini kapattı.
“Ben gerçekten evleniyorum.”
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra yorganı kafasına çekti.
“Hayır. Anlaşmalı evleniyorum.”
Yorganın altından mırıldandı.
“Daha da kötü.”
Tam o sırada kapısı üç kez tıklatıldı.
Nehir:
“Kim?”
Aybars'ın sesi geldi.
“Ben.”
Nehir:
“Ne oldu?”
“Hazırlan.”
“Niye?”
“Bir yere gideceğiz.”
Nehir yorganın altından çıktı.
“Sabahın yedisinde mi?”
“Evet.”
“Abi, ben savcıyım. Nöbetçi asker değilim.”
Kapının ardından kısa bir sessizlik geldi.
“Beş dakikan var.”
Nehir yataktan fırladı.
“Beş dakika mı?”
Aybars:
“Dört kaldı.”
“ABİ!”
---
Nehir aşağı indiğinde herkes kahvaltı masasındaydı.
Haris elinde ekmekle onu süzdü.
“Beş dakikada hazırlanmış.”
Nehir sandalyesine oturdu.
“Çünkü hayatımı seviyorum.”
İnanç:
“Niye?”
“Aybars beni beş dakikada hazırlanmaya zorluyor.”
Aybars çayından bir yudum aldı.
“Bugün önemli bir işimiz var.”
Nehir:
“Ne?”
Babası masanın üzerine bir dosya bıraktı.
Nehir dosyaya baktı.
“Bu ne?”
Aybars:
“Evlilik sözleşmesi.”
Nehir'in eli havada kaldı.
“Şimdi mi?”
Haris:
“Düğünden sonra mı imzalayacaktın?”
Nehir ona baktı.
“Sen bugün özellikle mi sinir bozucusun?”
Haris:
“Her gün.”
Nehir dosyayı açtı.
Sayfaları çevirmeye başladı.
“Üç yıl.”
Aybars:
“Evet.”
“Sonra herkes kendi yoluna.”
İnanç:
“Evet.”
“Birbirimizin işine karışmıyoruz.”
“Evet.”
Nehir bir sayfayı daha çevirdi.
“İkamet?”
Aybars:
“Konuşuldu.”
Nehir kaşlarını çattı.
“Ne konuşuldu?”
Haris hemen araya girdi.
“Bence aynı ev.”
Nehir:
“Bence sen sus.”
Haris:
“Tamam.”
Nehir dosyayı kapattı.
“Ben bunu Kuzey'le birlikte okuyacağım.”
Aybars başını salladı.
“Doğrusu bu.”
Nehir:
“İyi.”
Sonra üç abisine baktı.
“Peki siz niye benimle geliyorsunuz?”
İnanç:
“Destek.”
Haris:
“Gözetim.”
Nehir:
“Sen niye?”
Haris:
“Merak.”
Nehir:
“En azından dürüstsün.”
---
Bir saat sonra Aslanbey ailesi, Demirhanlarla görüşmek üzere yola çıktı.
Nehir arka koltukta oturuyordu.
Yanında Haris vardı.
Ön tarafta Aybars ve İnanç.
Arabanın içinde yaklaşık on dakikadır kimse konuşmuyordu.
Nehir sonunda dayanamadı.
“Bu sessizlik niye?”
Haris:
“Ben konuşursam Aybars kızıyor.”
Aybars dikiz aynasından baktı.
“Çünkü çok konuşuyorsun.”
Nehir:
“Ben de konuşuyorum.”
İnanç:
“Senin konuşman normal.”
Haris:
“Benimki anormal mi?”
Nehir:
“Biraz.”
Haris:
“İşte ailem.”
Nehir gülmeye başladı.
---
Demirhanların evine geldiklerinde Kuzey kapıda bekliyordu.
Nehir arabadan indi.
Kuzey'in bakışları doğrudan ona kaydı.
Nehir:
“Günaydın.”
Kuzey:
“Günaydın.”
Nehir onun kıyafetlerine baktı.
“Sen de mi sözleşme için geldin?”
Kuzey:
“Evet.”
“Ben de.”
Kuzey birkaç saniye sustu.
Sonra:
“İyi görünüyorsunuz.”
Nehir şaşırdı.
“Teşekkür ederim.”
Kuzey:
“Rica ederim.”
Haris arkadan fısıldadı.
“Bunlar iltifat etmeyi yeni öğreniyor.”
Nehir dönmeden:
“Duydum.”
Haris:
“Ben de seni duyman için söyledim.”
Aybars:
“Haris.”
“Tamam.”
---
İçeri geçtiklerinde iki aile büyükleri salonda yerlerini aldı.
Ama Nehir'in gözü sürekli Kuzey'in üzerindeydi.
Kuzey ise masadaki dosyayı inceliyordu.
Nehir yanına oturdu.
“Hazır mısın?”
“Evet.”
“Ben değilim.”
“Fark ettim.”
Nehir:
“Bunu belli mi ediyorum?”
Kuzey:
“Biraz.”
“Nasıl?”
“Kalemin kapağıyla beş dakikadır oynuyorsunuz.”
Nehir elindeki kaleme baktı.
Gerçekten de kapağı açıp kapatıyordu.
“Ben fark etmemişim.”
Kuzey'in dudaklarının kenarı kıvrıldı.
Nehir hemen:
“Yine güldün.”
Kuzey:
“Hayır.”
“Artık inkâr etme.”
“Peki.”
“Ne?”
“Güldüm.”
Nehir zafer kazanmış gibi gülümsedi.
“İşte.”
Kuzey:
“Mutlu oldunuz mu?”
“Biraz.”
---
Sözleşme okunmaya başlandı.
İlk maddeler bekledikleri gibiydi.
Üç yıl.
Karşılıklı saygı.
Özel hayat.
İş hayatına müdahale etmeme.
Ailelere karşı evliliği gerçek gösterme.
Nehir her maddeyi dikkatle okudu.
Sonra bir yerde durdu.
“Bir dakika.”
Kuzey ona baktı.
“Ne oldu?”
“Burada 'ortak sosyal sorumluluklar' yazıyor.”
Kuzey:
“Evet.”
“Bu ne?”
Aile büyüklerinden biri açıkladı.
“Özel günler, aile toplantıları, davetler…”
Nehir:
“Yani birlikte gitmek zorunda olduğumuz her şey?”
“Evet.”
Nehir Kuzey'e baktı.
“Hazır mısın?”
Kuzey:
“Neye?”
“Benim ailemle uğraşmaya.”
Kuzey:
“Benim ailem de var.”
Nehir:
“Doğru.”
Kuzey:
“Öyleyse eşitiz.”
Nehir başını salladı.
“Bu iyi.”
Tam imzaya geçilecekken Haris dosyaya eğildi.
“Bir madde eksik.”
Herkes ona baktı.
Aybars:
“Nedir?”
Haris son derece ciddi bir ifadeyle:
“Gelinle damadın birbirlerinin kardeşlerine karşı sabırlı olması.”
Nehir:
“Bence özellikle senin için eklenmeli.”
Haris:
“Ben gayet sabırlıyım.”
İnanç:
“Değilsin.”
Aybars:
“Kesinlikle değilsin.”
Haris:
“İnsan kendi ailesinden bu kadar darbe yer mi?”
Nehir:
“Sen hak ediyorsun.”
Haris elini kalbine koydu.
“Kalbim kırıldı.”
---
Sözleşmenin son sayfasına gelindiğinde herkes sessizleşti.
Nehir kalemi eline aldı.
Kuzey de kendi kalemini aldı.
Bir an birbirlerine baktılar.
Nehir:
“Son bir şey.”
Kuzey:
“Dinliyorum.”
“Bu gerçekten üç yıl mı?”
Kuzey:
“Evet.”
“Üç yılın sonunda kimse birbirinden hiçbir şey talep etmeyecek.”
“Evet.”
Nehir başını salladı.
“Tamam.”
Kuzey imzasını attı.
Sonra dosyayı Nehir'e çevirdi.
Nehir imzasını attı.
Kalemi bıraktığında derin bir nefes aldı.
“Bitti.”
Kuzey:
“Başladı.”
Nehir ona baktı.
“Ne?”
Kuzey dosyayı kapattı.
“Üç yıl.”
Nehir:
“Doğru.”
---
Akşamüstü eve döndüklerinde Nehir doğrudan odasına çıkmak istedi.
Ama kapıda üç abisi vardı.
Haris:
“Nasıl geçti?”
“İmzaladık.”
Haris'in ağzı açık kaldı.
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
İnanç:
“İyi.”
Aybars kardeşine baktı.
“Pişman mısın?”
Nehir bir süre düşündü.
“Bilmiyorum.”
Aybars:
“Zorunda değilsin.”
Nehir hafifçe gülümsedi.
“Biliyorum.”
Haris:
“Peki Kuzey?”
Nehir:
“Ne olmuş Kuzey'e?”
“İyi mi?”
“İyi.”
“Yakışıklı mı?”
Nehir bir anda sustu.
İnanç kahkahayı bastı.
Aybars kaşını kaldırdı.
Haris sırıttı.
Nehir:
“Ne?”
Haris:
“Cevap vermedin.”
“Çünkü alakasız.”
Haris:
“Demek yakışıklı.”
Nehir:
“Ben öyle bir şey demedim.”
İnanç:
“Demene gerek yok.”
Nehir üçüne birden baktı.
“Allah'ınızdan bulun.”
Haris:
“Bulduk. Sen varsın.”
Nehir yastığı kaptı.
Haris kaçtı.
---
O gece Nehir yatağında otururken telefonuna bir mesaj geldi.
Kuzey Demirhan:
Yarın sabah saat 08.00'de birlikte olmam gerekiyor. Sizi de almamı istiyorlar.
Nehir kaşlarını çattı.
Hemen cevap yazdı.
Nehir:
Beni mi alacaksın?
Kuzey:
Evet.
Nehir:
Gerek yok. Kendim gelirim.
Kuzey:
Emir değil. Teklif.
Nehir birkaç saniye düşündü.
Nehir:
Tamam. Ama erken gelme.
Kuzey:
Ne kadar erken?
Nehir:
07.59.
Kuzey:
Bu erken.
Nehir gülümsedi.
Sen askersin. Alışıksındır.
Mesajın altında birkaç saniye sonra cevap belirdi.
İyi geceler, Savcı Hanım.
Nehir telefonu kapatmadan önce gülümsedi.
İyi geceler, Yüzbaşı.
Telefonu komodinin üzerine bıraktı.
Sonra kendi kendine fısıldadı:
“Bu adamla üç yıl nasıl geçecek?”
---
Ertesi sabah saat 07.55'te kapının zili çaldı.
Nehir salona indi.
Haris kapıyı açtı.
Karşısında Kuzey vardı.
Haris bir an durdu.
Sonra Nehir'e baktı.
“Gelin damat geldi.”
Nehir:
“Haris.”
Kuzey:
“Günaydın.”
Haris:
“Günaydın damat bey.”
Nehir:
“Bir daha dersen seni evden atarım.”
Haris:
“Tamam gelin hanım.”
Nehir yastığı kaptı.
Kuzey ilk kez açıkça güldü.
Nehir ona döndü.
“Sen de mi?”
Kuzey:
“Üzgünüm.”
“Değilsin.”
“Değilim.”
Nehir başını iki yana salladı.
“Bu evlilik daha başlamadan beni delirtti.”
Kuzey kapıyı açtı.
“Alışacaksınız.”
Nehir onun yanından geçerken:
“Sen de alışacaksın.”
Kuzey:
“Neye?”
Nehir ona baktı.
“Bana.”
Kuzey birkaç saniye cevap vermedi.
Sonra çok sakin bir şekilde:
“Sanırım en zor kısmı o olacak.”
Nehir'in yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.
Çünkü Kuzey'in sesi şaka yapıyor gibi değildi.
Ve ikisi de henüz farkında değildi...
Üç yıllık bir anlaşma diye başladıkları şeyin, hayatlarının en gerçek kararına dönüşmesine çok az kalmıştı.