İçeriğe geç

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 6

Allah'ın Emriyle…

Bölüm 6

konağının kapısı açıldığında içerideki herkes bir anda ciddileşti.

Az önce Haris'in çikolata çalarken yakalandığı evden eser kalmamıştı.

Nehir salonda dimdik oturuyordu.

Yanında annesi ve babası vardı.

Karşı tarafta Aybars, İnanç ve Haris sıralanmıştı.

Haris'in kulağına İnanç eğildi.

“Düzgün otur.”

“Düzgün oturuyorum.”

“Bacağını sallama.”

“Heyecandan.”

“Senin heyecanın bile gürültülü.”

Haris bacağını durdurdu.

Nehir'in bakışları istemsizce Kuzey'i buldu.

Kuzey de ona baktı.

Nehir'in dudakları kıpırdadı.

“Ciddi dur.”

Kuzey:

“Sen de.”

“Ben zaten ciddiyim.”

“Yastığı saklamışsınız.”

Nehir'in gözleri büyüdü.

“Onu nereden gördün?”

Kuzey'in yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Gördüm.”

Nehir:

“Sus.”

Kuzey:

“Tamam.”

Haris uzaktan ikisini izliyordu.

İnanç'a eğildi.

“Bunlar kavga ederken bile fısıldaşıyor.”

İnanç:

“Sen de her şeyi görmesen olmaz.”

---

Herkes yerini aldı.

Kahveler hazırlanmıştı.

Nehir'in elleri hafifçe titriyordu.

Annesi bunu fark edip elini tuttu.

“Heyecan yapma.”

Nehir fısıldadı:

“Anne, ben savcıyım. Mahkemede hiç heyecanlanmıyorum.”

Annesi gülümsedi.

“Bu başka.”

“Evet.”

Nehir karşısındaki Kuzey'e baktı.

“Bu adam yüzünden.”

Kuzey tam o sırada ona baktı.

Nehir hemen başka tarafa döndü.

Haris bunu fark etti.

“Yakalandın.”

Nehir dişlerinin arasından:

“Sus.”

---

Bir süre hâl hatır soruldu.

Sonra Nehir'in babası öne doğru eğildi.

“Biz artık sözü büyüklere bırakalım.”

Demirhan ailesinin büyüğü başını salladı.

Kısa bir sessizlik oldu.

Nehir'in kalbi hızlandı.

Çünkü artık gerçekten o an gelmişti.

Kuzey de önündeki kahve fincanına baktı.

Aybars kardeşinin yüzünü izliyordu.

Nehir onun bakışını yakaladı.

Aybars sessizce başını salladı.

İyi misin?

Nehir de çok hafif başını salladı.

İyiyim.

Sonra Demirhan ailesinin büyüğü konuşmaya başladı.

“Biz bu iki gencin birbirine uygun olduğuna inanıyoruz.”

Nehir'in parmakları birbirine kenetlendi.

“İki aile olarak da bu birlikteliği hayırlı görüyoruz.”

Kuzey'in yüzü ciddiydi.

Adam devam etti.

“Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle…”

Nehir'in gözleri bir an kapandı.

Haris, İnanç'ın koluna hafifçe dokundu.

“Başlıyor.”

İnanç:

“Sus.”

“Tamam.”

“...kızınız Nehir Aslanbey'i, oğlumuz Kuzey Demirhan'a istemeye geldik.”

Salonda sessizlik oldu.

Nehir'in kalbi sanki göğsüne sığmıyordu.

Annesi kızına baktı.

Babası Kuzey'in ailesine döndü.

“Allah hayırlı etsin.”

Sonra Nehir'e baktı.

“Biz de uygun görüyoruz.”

Nehir'in gözleri Kuzey'e kaydı.

Kuzey de ona bakıyordu.

Bu kez bakışlarında alıştığı soğukluk yoktu.

Daha sakindi.

Daha dikkatliydi.

Sanki gerçekten onun vereceği cevabı bekliyordu.

Nehir hafifçe nefes aldı.

“Ben…”

Haris hemen başını eğdi.

İnanç fısıldadı:

“Sus.”

“Bir şey demedim.”

Nehir'in yüzünde istemsiz bir gülümseme oluştu.

Sonra annesine baktı.

Annesi gözleri dolu dolu gülümsüyordu.

Nehir birkaç saniye düşündü.

Sonunda:

“Ben de uygun görüyorum.”

Haris'in ağzı açık kaldı.

İnanç ona baktı.

Aybars'ın yüzünde ilk kez rahatlamış bir ifade belirdi.

Kuzey ise yalnızca başını eğdi.

“Ben de.”

Nehir ona baktı.

“Bu kadar mı?”

Kuzey:

“Ne söylememi bekliyorsunuz?”

Nehir:

“Bilmiyorum.”

Kuzey:

“Ben de uygun görüyorum.”

Nehir:

“Tamam.”

Kuzey:

“Tamam.”

Haris kısık sesle:

“Bunların aşk dili bu galiba.”

İnanç dirseğiyle onu dürttü.

---

Sıra kahvelere geldi.

Herkes bir anda Nehir'e baktı.

Nehir mutfağa geçti.

Kahveleri hazırlamaya başladı.

Annesi yanına geldi.

“Kuzey'in kahvesini sen götür.”

Nehir:

“Niye ben?”

Annesi gülümsedi.

“Senin kahven.”

“Benim mi?”

“Gelin sensin.”

Nehir derin bir nefes aldı.

“Tamam.”

Kahvesini hazırladı.

Sonra aklına bir fikir geldi.

Haris mutfağa girdiğinde Nehir ona baktı.

“Bir şey soracağım.”

Haris:

“Ne?”

“Sen olsan damadın kahvesine tuz koyar mıydın?”

Haris'in gözleri parladı.

“Kesinlikle.”

Nehir:

“Tamam.”

Haris:

“Gerçekten mi?”

Nehir:

“Hayır.”

Haris'in yüzü düştü.

“Umutlandım.”

Nehir kahveyi tepsiye koydu.

“Ben Kuzey'i sinirlendireceğim ama öldürmeye çalışmayacağım.”

Haris:

“Olgunlaşmışsın.”

“Çık.”

---

Nehir tepsiyi salona getirdi.

Önce büyüklere dağıttı.

Sonra Kuzey'in önüne geldi.

Kahveyi uzattı.

Kuzey fincana baktı.

Sonra Nehir'e.

“Şeker yok.”

Nehir kaşını kaldırdı.

“Acı içiyorsun.”

“Ben de öyle düşündüm.”

Nehir:

“İç.”

Kuzey fincanı aldı.

Bir yudum içti.

Yüzünde hiçbir değişiklik olmadı.

Nehir şaşırdı.

“Nasıl?”

Kuzey:

“Güzel.”

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

Nehir hafifçe gülümsedi.

“Demek kahve yapabiliyormuşum.”

Kuzey:

“Bunu bilmiyor muydunuz?”

“İlk kez damat kahvesi yaptım.”

Kuzey birkaç saniye ona baktı.

“Damat mı?”

Nehir'in yüzü kızardı.

“Yani…”

Kuzey'in dudaklarının kenarı kıvrıldı.

“Anladım.”

Nehir hemen uzaklaştı.

---

Kahveler içildikten sonra sohbet yeniden başladı.

Aybars'ın bakışları hâlâ Kuzey'in üzerindeydi.

Kuzey sonunda ona döndü.

“Bir şey söylemek istiyorsanız söyleyin.”

Aybars:

“Sadece kardeşimi üzmemen gerektiğini söylüyorum.”

Kuzey başını salladı.

“Üzmeyeceğim.”

Nehir uzaktan bunu duydu.

Bir an durdu.

Sonra Haris'e baktı.

“Abi.”

“Efendim?”

“Bence bu adam sandığım kadar kötü değil.”

Haris gözlerini kocaman açtı.

“Üç gün önce 'bununla üç saat aynı arabada duramam' diyordun.”

Nehir:

“Fikir değiştiremez miyim?”

“Değiştirirsin.”

İnanç araya girdi.

“Ama yavaş değiştir.”

Nehir:

“Niye?”

İnanç:

“Senin hızına yetişemiyoruz.”

Nehir güldü.

---

Gece ilerledikçe isteme yavaş yavaş sona erdi.

Demirhan ailesi kalkmaya hazırlanırken Nehir kapının yanında duruyordu.

Kuzey yanından geçerken durdu.

“Görüşürüz.”

Nehir:

“Görüşürüz.”

Kuzey bir an duraksadı.

“Savcı Hanım.”

“Efendim?”

“Bugünkü kahve güzeldi.”

Nehir gülümsedi.

“Bir dahakine daha iyisini yaparım.”

Kuzey:

“Daha iyisi mi?”

“Evet.”

Kuzey hafifçe başını eğdi.

“Bekliyorum.”

Nehir onu izlerken Haris arkasından belirdi.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

“Yine mi?”

Nehir gülümsedi.

“Hiç.”

Haris gözlerini kıstı.

“Bu evde 'hiç' kelimesi tehlikeli.”

Nehir:

“Senin için özellikle.”

---

Kapı kapandı.

Demirhanlar gittikten sonra evde birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Haris ellerini havaya kaldırdı.

“GELİNİ VERDİK!”

Nehir:

“HARİS!”

İnanç gülerek kolundan tuttu.

“Kaç.”

Haris:

“Niye?”

“Çünkü geliyor.”

Haris kaçmaya başladı.

Nehir peşinden koştu.

Aybars başını iki yana sallarken annesi gülüyordu.

Ama kimsenin fark etmediği bir şey vardı.

Nehir, Kuzey'in arkasından baktığı o son anda...

Dudaklarında küçük bir gülümseme kalmıştı.

Ve Kuzey de arabaya binerken, istemsizce elindeki kahve fincanını hatırlıyordu.

İkisi de hâlâ bunun yalnızca üç yıllık bir anlaşma olduğunu sanıyordu.

Ama kalp, yapılan hiçbir sözleşmenin maddelerine uymuyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.