İçeriğe geç

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 5

İsteme Öncesi

BÖLÜM 5

İsteme gecesine iki gün kalmıştı.

Aslanbey konağında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan hareketlilik, öğlene doğru resmen askerî operasyona dönüşmüştü.

Nehir mutfaktan gelen seslerle gözlerini açtı.

Bir şeyler devriliyor.

Birileri bağırıyor.

Birileri gülüyor.

Ve kesinlikle birileri gereğinden fazla heyecanlıydı.

Nehir yatağından doğruldu.

"Ev yanıyor?"

Kapı açıldı.

Haris kafasını içeri uzattı.

"Hayır."

"Deprem?"

"Hayır."

"İnanç'la Aybars kavga mı ediyor?"

"Henüz."

Nehir yorganı üzerinden attı.

"Ne oluyor?"

Haris sırıttı.

"Temizlik."

Nehir'in yüzü düştü.

"Ne temizliği?"

"İsteme."

Nehir birkaç saniye tavana baktı.

Sonra tekrar yatağa uzandı.

"Ben yokum."

Haris kapıyı açtı.

"Annem seni çağırıyor."

"Duymadım."

"Gayet net duydun."

"Ben sağır oldum."

Haris içeri girdi.

"Nehir."

"Efendim?"

"Kalk."

"Hayır."

"Annem dedi ki..."

Haris durdu.

"Ne dedi?"

Haris sırıtarak:

"Beş dakikaya aşağı inmezsen Aybars'ı gönderiyorum."

Nehir anında yataktan fırladı.

"Ben hazırım."

Haris kahkahayı bastı.

"Binbaşının adını duyunca asker gibi hizaya geçiyorsun."

Nehir saçlarını toplarken:

"Çünkü senin aksine onun şakası yok."

Haris:

"Ben şaka yapmıyorum."

"Sen yürüyen şakasın."

---

Aşağı indiğinde evin hâli karşısında Nehir'in ağzı açık kaldı.

Salonun bütün eşyaları yer değiştirmişti.

Halılar silkelenmiş.

Perdeler yıkanmak üzere çıkarılmış.

Masalar siliniyor.

Mutfaktan tabak çanak sesleri geliyor.

Ve ortada...

Aybars.

Elinde temizlik bezi vardı.

Nehir gözlerini kırpıştırdı.

"Abi."

Aybars dönüp baktı.

"Efendim?"

"Sen..."

Bir an durdu.

"Temizlik mi yapıyorsun?"

Aybars gayet ciddi:

"Evet."

Nehir gülmeye başladı.

"Sen binbaşısın."

"Evet."

"Ve şu an cam siliyorsun."

"Evet."

"Hayatımda gördüğüm en güzel manzara."

Aybars bezini Nehir'e uzattı.

"Al."

Nehir'in gülümsemesi anında kayboldu.

"Ben neden?"

"Sen de bu evde yaşıyorsun."

"Ama ben savcıyım."

Haris mutfaktan seslendi.

"Ben de doktorum."

İnanç salondan bağırdı.

"Ben askerim."

Aybars:

"Ve hepiniz temizleyeceksiniz."

Nehir ellerini beline koydu.

"Bu ayrımcılık."

Aybars:

"Hayır."

"Ne?"

"İş bölümü."

Nehir bezini aldı.

"Ben bu ailede hakkımı arayacağım."

Haris:

"Sen zaten savcısın."

Nehir:

"İyi dedin."

---

Öğlene kadar evin her köşesi temizlenmişti.

Ama asıl savaş mutfakta yaşanıyordu.

Annesi masanın başında oturmuş, yapılacakları sıralıyordu.

"Baklavalar hazır mı?"

"Hazır."

"Türk kahvesi?"

"Hazır."

"Çikolatalar?"

"Hazır."

"Çay?"

"Hazır."

Nehir elindeki listeye baktı.

"Anne."

"Efendim?"

"Biz isteme yapıyoruz, devlet zirvesi değil."

Annesi ona baktı.

"İsteme gecesi."

"Evet."

"Her şey kusursuz olacak."

Nehir başını salladı.

"Ben Kuzey'in ailesinin önüne kahve koyacağım. Kahvenin yanında Birleşmiş Milletler sözleşmesi de sunalım mı?"

Haris mutfaktan kahkahayla çıktı.

"Ben kahveye tuz koyayım."

Nehir anında döndü.

"Sen onu yaparsan seni bu evden ben atarım."

Haris:

"Şaka yaptım."

İnanç:

"Senin şakaların bir gün başımıza iş açacak."

Haris:

"Belki de gelenek."

Aybars mutfağa girdi.

"Ne oluyor?"

Üçü birden:

"Hiç."

Aybars şüpheyle baktı.

"Bu evde 'hiç' kelimesini duymaktan nefret ediyorum."

---

Öğleden sonra sıra Nehir'in kıyafetine gelmişti.

Annesi odasına girip birkaç elbise çıkardı.

"Hangisini?"

Nehir yatağın üzerine serilen kıyafetlere baktı.

"Bilmiyorum."

"Şunu dene."

"Çok resmi."

"Bu?"

"Çok sade."

"Bu?"

Nehir elbiseyi eline aldı.

"Bu güzel."

Annesi gülümsedi.

"Onu giy."

Nehir aynanın karşısına geçti.

Tam o sırada kapı çaldı.

Haris kafasını uzattı.

"Anne, Aybars beni çağırıyor."

Nehir ona baktı.

"Niye?"

Haris:

"Kravat bağlayamıyormuş."

Nehir kahkahayı bastı.

"Binbaşı kravat bağlayamıyor mu?"

Haris:

"Bağlıyor."

"Ee?"

"Benimkini düzeltmemi istiyor."

Nehir:

"Senin bağladığın kravatı mı?"

Haris:

"Ben doktorum. El becerim var."

Nehir:

"Senin el becerin sadece insanları sinirlendirmeye yetiyor."

Haris:

"İyi geceler."

"Akşam daha başlamadı."

"Ben şimdiden yoruldum."

---

Akşamüstü evin son hâli tamamlanmıştı.

Salon kusursuzdu.

Mutfakta her şey hazırdı.

Tatlılar dizilmişti.

Kahveler hazırlanmıştı.

Aybars'ın emriyle herkes düzgün giyinmişti.

İnanç kravatını düzeltirken aynaya baktı.

Haris yanına geldi.

"Yakışmış."

İnanç:

"Sen de düzgün giyin."

Haris:

"Ben doktorum."

"Doktor olman kravatı yamuk takabileceğin anlamına gelmiyor."

Haris aynaya baktı.

Kravat gerçekten yamuktu.

"Ben böyle seviyorum."

İnanç düzeltmek için elini uzattı.

Haris geri çekildi.

"Dokunma."

"Yardım ediyorum."

"Hayır."

"Kravatın yamuk."

"Ben de özgünüm."

İnanç gözlerini devirdi.

---

Nehir odasında son kez aynaya baktı.

Saçları hazırlanmıştı.

Elbisesi tam isteme elbisesiydi bordo güzel fiziğini gösteren bü elbiseydi.

Yüzünde abartısız bir makyaj vardı elbisesine uyumlu.

Kapı açıldı.

Aybars içeri girdi.

Nehir aynadan ona baktı.

"Nasıl?"

Aybars birkaç saniye kardeşini izledi.

"Çok güzelsin abicim."

Nehir gülümsedi.

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten."

Aybars sarıldı kardeşine, alnından öptü. "Her ne kadar evlenmemeni istemesende seninde bi hayatın olmalı kim bilir belki gerçekten aşık olursunuz birbirinize."

Sonra Aybars'ın yüzü ciddileşti.

"Bir şey ters giderse bana bak."

Nehir güldü.

"Abi, isteme."

"Farkındayım."

"Ne ters gidebilir?"

Aybars:

"Sen."

Nehir'in ağzı açık kaldı.

"Ben mi?"

"Sen."

"Ben bugün hiçbir şey yapmayacağım."

Aybars:

"İşte bundan korkuyorum."

Nehir güldü.

Tam o sırada aşağıdan Haris'in sesi geldi.

"NEHİR! KAHVE MAKİNESİ ÇALIŞMIYOR!"

Nehir gözlerini kapattı.

"İşte şimdi başladı."

Aybars:

"Ben hallederim."

Nehir:

"Hayır, ben gideyim."

Aybars:

"Sen kal."

"Niye?"

"Çünkü Haris'e sen yardım edersen ikiniz kavga edersiniz."

Nehir:

"Doğru."

---

Akşam yaklaşırken konağın önü hareketlenmeye başladı.

Arabaların sesi duyuluyordu.

Nehir salonda oturmuş ellerini dizlerinin üzerinde birleştirmişti.

Haris yanına eğildi.

"Heyecanlı mısın?"

"Hayır."

"Yalan."

"Biraz."

İnanç:

"Normal."

Nehir:

"Ya çok saçma bir şey söylersem?"

Haris:

"Kesin söylersin."

Nehir ona baktı.

"Sağ ol."

"Rica ederim."

Aybars:

"Haris."

"Tamam."

Nehir derin bir nefes aldı.

Kapının önünden araç sesleri geldi.

Herkes bir anda sustu.

Nehir'in kalbi hızlandı.

Annesi ayağa kalktı.

Babası ceketini düzeltti.

İnanç kapıya yöneldi.

Haris saçını kontrol etti.

Aybars ise kardeşinin yanına geldi.

"Başlıyor."

Nehir başını salladı.

"Başlıyor."

Kapı zili çaldı.

Nehir gözlerini kapattı.

Ve o an aklına yalnızca tek bir şey geldi.

Kuzey Demirhan.

Üç gün önce tanıştığı o soğuk asker...

Şimdi ailesiyle birlikte onun için geliyordu.

Ve Nehir'in henüz bilmediği şey, bu gecenin sadece bir isteme gecesi olmayacağıydı.

Çünkü bazı anlaşmalar masada yapılırdı.

Bazılarıysa...

Bir bakışla başlardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.