BÖLÜM 4
Kapının zili ikinci kez çaldı.
Nehir olduğu yerde kaldı.
Bir elinde tuttuğu yastık hâlâ Haris'in peşinden fırlatılmaya hazırdı.
Haris kapının diğer tarafında saklanmış, gülmemek için kendini zor tutuyordu.
İnanç kravatını düzeltti.
Aybars ise herkese tek tek baktı.
"Kimse saçmalamasın."
Haris elini kaldırdı.
"Ben bir şey söyleyecektim."
Aybars:
"Söyleme."
Haris:
"Tamam."
Nehir yavaşça yastığı koltuğa bıraktı.
"Ben hazır değilim."
Aybars:
"Geç kaldın."
"Abi moral vermeye çalış."
"Gerçeği söylüyorum."
İnanç kapıya doğru yürüdü.
"Ben açarım."
Haris:
"Niye sen?"
"Çünkü sen açarsan ilk beş dakikada kavga çıkar."
Haris:
"Ben mi?"
Nehir:
"Evet, sen."
Haris:
"Ben çok sakin bir insanım."
Üçü aynı anda ona baktı.
Haris:
"Tamam, değilim."
Kapı açıldı.
Demirhan ailesi içeri girdi.
Nehir'in bakışları istemsizce en arkadaki adama kaydı.
Kuzey.
Siyah takım elbise giymişti.
Üniforma yoktu ama yine de asker olduğu her hâlinden belliydi.
Dik duruşu.
Ciddi yüzü.
Ve o meşhur, insanın konuşurken cümlesini unutturan bakışları...
Kuzey de Nehir'e baktı.
Bir anlığına ikisi de konuşmadı.
Sonra Kuzey'in bakışları Nehir'in eline kaydı.
Yastığa.
Nehir hemen yastığı arkasına sakladı.
Kuzey'in kaşı hafifçe kalktı.
Nehir dudaklarını kıpırdattı.
"Sonra anlatırım."
Kuzey:
"Merak etmedim."
Nehir'in gözleri büyüdü.
"Çok ayıp."
Kuzey:
"Gerçek."
Nehir:
"Bu gece seninle aynı tarafta olduğumuzu unutma."
Kuzey:
"Unutmadım."
Tam o sırada Haris araya girdi.
"Hoş geldiniz."
Herkes selamlaştı.
Nehir'in üç abisi de Kuzey'e dikkatle bakıyordu.
Özellikle Aybars.
Kuzey bunu fark etmişti.
Aybars'ın bakışı bir askerî değerlendirmeden farksızdı.
Kuzey ona yaklaştı.
"Binbaşı Aybars Aslanbey."
Aybars başını salladı.
"Kuzey Demirhan."
Kısa bir sessizlik.
Haris araya girdi.
"İkiniz de birbirinizi tanıyorsunuz. Harika. Şimdi biri diğerine 'rahat' desin de ortam biraz normale dönsün."
İnanç dirseğiyle Haris'i dürttü.
"Sus."
"Ben ortamı yumuşatıyorum."
"Sen ortamı bozuyorsun."
---
Herkes salona geçti.
Nehir, annesinin işaretiyle Kuzey'in karşısındaki koltuğa oturdu.
Kuzey de karşısına geçti.
Nehir alçak sesle:
"Çok gergin görünüyorsun."
Kuzey:
"Değilim."
"Çeneniz kilitli."
"Normal."
"Senin normalin korkutucu."
Kuzey cevap vermedi.
Nehir hafifçe gülümsedi.
"Bak, bugün burada evlenmeye karar verirsek bile..."
Kuzey hemen:
"Karar vermeyeceğiz."
Nehir:
"Ben de onu diyorum."
Kuzey:
"Öyle demediniz."
"Detay."
---
Bir süre sonra kahveler geldi.
Haris kahve tepsisine bakıp fısıldadı:
"Şeker?"
Nehir:
"Yok."
Haris:
"Sen kahveyi şekersiz içemiyorsun."
Nehir:
"Bugün hayat yeterince acı."
Haris kahkahayı tuttu.
Aybars:
"Haris."
"Tamam."
Nehir kahvesini aldı.
Tam içecekken annesi karşısına oturdu.
"Nehir."
Nehir:
"Efendim?"
"Bugün burada hepinizin önünde konuşulacak bir konu var."
Nehir iç çekti.
"Başlıyoruz."
Babası söze girdi.
"İki aile olarak uzun zamandır birbirimizi tanıyoruz."
Nehir başını salladı.
Kuzey sessizce dinliyordu.
"Bugün burada gençlerin geleceği hakkında konuşmak için toplandık."
Haris başını eğip İnanç'a fısıldadı.
"Gençler mi?"
İnanç:
"Sus."
Haris:
"Ben otuz iki yaşındayım."
İnanç:
"Kimse sana sormadı."
Haris:
"Ben sadece istatistik verdim."
Nehir gülmemek için dudağını ısırdı.
Aybars kardeşlerine sertçe baktı.
Sonunda Demirhan ailesinin büyüğü konuştu.
"Kuzey ve Nehir'in evliliğini uygun görüyoruz."
Nehir'in yüzündeki ifade değişmedi.
Çünkü bunu zaten biliyordu.
Ama herkesin önünde söylenince iş daha gerçek gelmişti.
Kuzey de sakindi.
Aybars söze girdi.
"Bizim için önemli olan Nehir'in kendi isteği."
Nehir'in babası başını salladı.
"Elbette."
Aybars Kuzey'e baktı.
"Sen istiyor musun?"
Kuzey birkaç saniye sustu.
Sonra net bir şekilde:
"İstemiyorum."
Salonda sessizlik oldu.
Nehir başını ona çevirdi.
Kuzey devam etti.
"Fakat ailelerimizin anlaşması ve iki tarafın şartları doğrultusunda bu evliliğin yapılmasını kabul edebilirim."
Nehir gözlerini kıstı.
"Bu nasıl cevap?"
Kuzey ona baktı.
"Gerçekçi."
Nehir:
"Ben hâlâ 'istemiyorum' kısmındayım."
Kuzey:
"Ben de."
Nehir:
"Harika."
Haris elini kaldırdı.
"Bir şey sorabilir miyim?"
Aybars:
"Hayır."
Haris elini indirdi.
"Tamam."
İki saniye sonra yine kaldırdı.
"Yine de soracağım."
Aybars gözlerini kapattı.
"Ne?"
Haris:
"Çocuk meselesi ne olacak?"
Odadaki hava bir anda değişti.
Nehir'in yüzü düştü.
Kuzey'in çenesi gerildi.
Nehir hemen:
"Bir dakika."
Babası:
"Nehir..."
"Hayır."
Ayağa kalktı.
"Ben evliliği konuşmaya tamamım. Üç yılı da konuşuruz. Ama çocuk konusu benim iznim olmadan konuşulamaz. Ben 3 yıllık bi anlaşma için çocuğumu kurban etmem veya 3 yılın anne baba sevgisi olmadan büyütmem."
Kuzey de ayağa kalktı.
"Ben de aynı fikirdeyim."
Nehir ona baktı.
İlk kez gerçekten şaşırmıştı.
Kuzey devam etti.
"Bu konuda karar ikimize ait."
Aybars'ın yüzündeki gerginlik biraz azaldı.
"Doğru."
Kuzey tekrar oturdu.
Nehir de yavaşça yerine geçti.
Haris sessizce İnanç'a eğildi.
"İlk defa aynı fikirde oldular."
İnanç:
"Şu an susarsan daha iyi olacak."
Haris:
"Tamam."
---
Bir süre sonra kahveler yenilendi.
Bu kez Nehir'in kahvesi şekerliydi.
Kuzey fark etti.
"Şeker istememiştiniz."
Nehir ona baktı.
"Hayat yeterince acı demiştim."
"Anladım."
"Ne anladın?"
"Fikrinizi değiştirdiğinizi."
Nehir gülümsedi.
"Sen de sandığımdan daha zekisin."
Kuzey:
"Teşekkür ederim."
Nehir:
"Bu da iltifat değildi."
Kuzey'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Nehir bunu yine yakaladı.
"Yine güldün."
"Hayır."
"Gördüm."
"Yanlış gördünüz."
Nehir:
"Senin şu gülme olayını çözeceğim."
Kuzey:
"Uğraşmayın."
"Artık geç."
---
Sohbetin sonlarına doğru Nehir'in babası ayağa kalktı.
"Öyleyse gençler kendi aralarında da konuşsun."
Haris hemen:
"Ben gideyim mi?"
Aybars:
"Sen kal."
Haris:
"Niye?"
"Çünkü bir şey yaparsın."
Haris:
"Ben hiçbir şey yapmıyorum."
İnanç:
"Bu cümle bile şüpheli."
Nehir gülmeye başladı.
Kuzey ona baktı.
"Ne?"
Nehir:
"Abilerim."
"Fark ettim."
"Üçü de deli."
Kuzey kısa bir süre düşündü.
"Benim de iki kardeşim var."
Nehir:
"Onlar normal mi?"
Kuzey:
"Hayır."
Nehir gülümsedi.
"Tamam. Belki anlaşırız."
Kuzey:
"Belki."
Nehir elindeki kahve fincanına baktı.
Sonra ona döndü.
"Üç yıl."
"Evet."
"Bu üç yıl boyunca birbirimize saygı göstereceğiz."
"Evet."
"İşimize karışmayacağız."
"Evet."
"Ailelerin yanında sorun çıkarmayacağız."
"Evet."
Nehir elini uzattı.
"Anlaştık."
Kuzey birkaç saniye eline baktı.
Sonra elini uzatıp onun elini sıktı.
"Anlaştık."
Kuzey:
"Benimde bi şartım var. Yanın karşı cins herhangi birini gördüğümde hesabını sorarım ona göre."
Nehir:
"Aynısı senin içinde geçerli canım."
Nehir elini çekti.
"Bir şart daha."
Kuzey:
"Nedir?"
"Ben sabahları konuşmam."
Kuzey:
"Ben de."
Nehir gülümsedi.
"Harika. İlk ortak noktamız."
Kuzey:
"İkincisi?"
Nehir:
"İkimiz de bu evliliği istemiyoruz."
Kuzey ona baktı.
"Bu ortak nokta sayılmaz."
"Neden?"
"Çünkü artık kabul ettik."
Nehir birkaç saniye sustu.
Sonra hafifçe başını salladı.
"Doğru."
O sırada Aybars uzaktan onları izliyordu.
İnanç yanına geldi.
"Ne düşünüyorsun?"
Aybars:
"Hiç."
İnanç:
"Yalan."
Aybars:
"Kuzey iyi biri gibi."
İnanç:
"Ben de öyle düşündüm."
Haris arkadan geldi.
"Ben hâlâ adamın fazla ciddi olduğunu düşünüyorum."
Aybars:
"Sen de fazla konuşuyorsun."
Haris:
"Benim dengem o."
Üçü aynı anda Nehir'e baktı.
Nehir ise Kuzey'le konuşuyordu.
Haris kısık sesle:
"İkisinin başına gelecekleri hissediyorum."
İnanç:
"Ne gibi?"
Haris omuz silkti.
"Başta birbirlerinden nefret ederler."
Aybars:
"Sonra?"
Haris gülümsedi.
"Sonrasını hayat bilir."
Aybars kardeşlerine baktı.
"Şimdilik tek istediğim, Nehir'in mutlu olması."
---
Gece sona ererken Kuzey ailesiyle birlikte kapıya yöneldi.
Nehir de onları uğurlamak için dışarı çıktı.
Kuzey arabaya binmeden önce ona döndü.
"Yarın görüşürüz."
Nehir kaşını kaldırdı.
"Nerede?"
"İş yerinizde."
"Niye?"
"Dosya için."
Nehir gülümsedi.
"Ben de bir an evlilik için sandım."
Kuzey:
"Daha üç gün var."
Nehir:
"Ne üç günü?"
Kuzey:
"Resmî işlemler."
Nehir'in yüzü düştü.
"Doğru."
Kuzey arabaya bindi.
Nehir kapıda kaldı.
Araba uzaklaşırken arkasından baktı.
Haris yanına geldi.
"Ne düşünüyorsun?"
Nehir iç çekti.
"Hiçbir şey."
Haris:
"Yalan."
Nehir:
"Benim de abim doktor."
Haris:
"Mesleğimi kullanarak seni sustururum."
Nehir:
"Denersen hastaneni değiştiririm."
Haris kahkaha attı.
Nehir tekrar yola baktı.
Az önce elini sıktığı adam...
Artık hayatının bir parçası olacaktı.
Üç yıl.
Sadece üç yıl.
En azından ikisi de böyle düşünüyordu.