İçeriğe geç

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Anlaşmanın Bedeli

Bölüm 3

3 Yıl

BÖLÜM 3 — ÜÇ GÜN

Nehir Aslanbey o gece uyuyamadı.

Yatağında sağa döndü.

Sola döndü.

Yastığı ters çevirdi.

Sonunda sinirlenip doğruldu.

"Üç yıl."

Önündeki tavana baktı.

"Üç yıl ne demek ya?"

Sonra aklına Kuzey geldi.

Soğuk bakışlar.

Tek kelimelik cevaplar.

O ifadesiz yüz.

Nehir yastığı yüzüne bastırdı.

"Ben bununla üç saat aynı arabada kalamam."

Bir saniye düşündü.

"Gerçi asker. Belki arabada da konuşmaz."

Yastığı kenara fırlattı.

"İyi. Sessizlikten ölmem en azından."

Tam yeniden yatacakken telefonu çaldı.

Haris.

Nehir telefonu açtı.

"Ne var?"

"Uyudun mu?"

"Hayır."

"Ben de."

"Sen niye uyumadın?"

"Senin yüzünden."

Nehir kaşlarını çattı.

"Ben ne yaptım?"

"Annem babamla tartışıyor."

Nehir yatağında doğruldu.

"Ne?"

"Senin evlilik meselesi."

Nehir gözlerini kapattı.

"Ben bu aileyi seviyorum ama bazen gerçekten başka bir aileye evlatlık verilmek istiyorum."

Haris güldü.

"Sabah kahvaltıda konuşacaklarmış."

"Harika."

"Sen ne yapacaksın?"

Nehir hiç düşünmeden cevap verdi.

"Kaçacağım."

"Nereye?"

"Adliyeye."

"Orada seni bulurlar."

"Adliye benim kalem."

Haris güldü.

"İyi geceler, gelin adayı."

Nehir'in sesi yükseldi.

"HARİS!"

Telefon kapandı.

Nehir yastığı kapıp duvara fırlattı.

"Üçüncü abim olmanın verdiği rahatlıkla konuşuyor."

---

Sabah kahvaltı masasında hava beklenenden daha sakindi.

Bu Nehir'i daha da şüphelendirdi.

Aybars gazetesine bakıyordu.

İnanç çay içiyordu.

Haris telefonuyla oynuyordu.

Nehir sandalyeye oturdu.

Üçüne baktı.

"Ne?"

Haris:

"Ne ne?"

"Niye sessizsiniz?"

İnanç:

"Sabah."

Nehir:

"Ben de sabah olduğunu biliyorum."

Aybars gazetesini indirdi.

"Bugün işe gidecek misin?"

"Tabii."

"Akşam?"

"Adliyede kalırım."

Aybars kaşını kaldırdı.

"Neden?"

Nehir kahvesinden bir yudum aldı.

"Evde üç askerî disiplin, bir doktor ve bir evlilik dosyası var. Ben iş yerimi daha huzurlu buluyorum."

Haris:

"Ben doktorum."

"Sen de aile içi komedi uzmanısın."

İnanç güldü.

Aybars ise başını iki yana salladı.

"Nehir."

"Efendim?"

"Üç gün sonra isteme var."

Nehir kahvesini yutarken öksürdü.

"Ne?"

Haris hemen su uzattı.

"Yavaş."

Nehir bardağı aldı.

"İsteme mi?"

Aybars:

"Evet."

Nehir üç kardeşine tek tek baktı.

"Ben daha dün evleneceğimi öğrendim."

İnanç:

"Biz de."

"Ve üç gün sonra isteme mi?"

Haris:

"Takvim hızlı ilerliyor."

Nehir ona baktı.

"Bir gün seni gerçekten döveceğim."

Haris:

"Doktor olarak söylüyorum, şiddet çözüm değil."

"Doktor olarak sus."

---

O gün Nehir adliyeye gittiğinde kendini işe verdi.

Dosyalar.

İfadeler.

Toplantılar.

Telefonlar.

Ama ne yaparsa yapsın aklının bir köşesinde aynı şey vardı.

Kuzey Demirhan.

Derya masasına yaklaşınca Nehir derin bir nefes aldı.

"Ben evleniyorum."

Derya'nın elindeki dosya yere düştü.

"NE?"

Nehir:

"Bağırma."

"Sen mi?"

"Evet."

"Kimle?"

Nehir sandalyesine yaslandı.

"Kuzey Demirhan."

Derya'nın ağzı açık kaldı.

"Şu askerî birlikte tanıştığın adam mı?"

"Maalesef."

"Sen delirdin mi?"

"Ben delirmedim. Ailem delirdi."

Derya birkaç saniye düşündü.

"Sen onunla nasıl evleneceksin?"

"Evlenmeyeceğim."

"Az önce evleniyorum dedin."

"Teknik olarak ailem evlendiriyor."

Derya:

"Kaç."

Nehir:

"Sen de mi?"

"Ben olsam ülke değiştirirdim."

Nehir başını salladı.

"Ben de."

Tam o sırada telefonu titredi.

Bilinmeyen numara.

Nehir açtı.

"Efendim?"

Karşıdan soğuk bir ses geldi.

"Kuzey Demirhan."

Nehir gözlerini kapattı.

"Numaramı nereden buldun?"

"Aileler verdi."

"Tabii."

Kuzey:

"Akşam konuşmamız gerekiyor."

Nehir:

"Niye?"

"İstemeden önce bazı şeyleri netleştirelim."

Nehir sandalyesinde doğruldu.

"Olur."

Kuzey:

"Bir saat sonra?"

"Olur."

Kısa bir sessizlik.

Sonra Nehir:

"Bu arada..."

"Efendim?"

"Telefonda da mı böyle konuşuyorsun?"

Kuzey:

"Nasıl?"

"İki kelime."

"İşimi yapıyorum."

Nehir gülümsedi.

"Tamam, Yüzbaşı."

Telefon kapandı.

Derya ona baktı.

"Ne dedi?"

Nehir telefonunu masaya bıraktı.

"Adamla evlenmeden önce adamın sabrını test edeceğim."

Derya:

"Senin sabrın daha önce test edilmiş."

Nehir:

"Benimki garanti kapsamında."

---

Akşamüstü Nehir, Kuzey'le görüşmek için küçük bir kafeye gitti.

Kuzey çoktan gelmişti.

Her zamanki gibi dik oturuyordu.

Nehir karşısına geçti.

"Geç kalmadım."

Kuzey saatine baktı.

"İki dakika geç kaldınız."

Nehir sandalyeye oturdu.

"İki dakika için tutanak tutacak mısınız?"

"Hayır."

"İyi."

Garson geldi.

Nehir menüyü açtı.

"Ne içiyorsunuz?"

Kuzey:

"Kahve."

Nehir:

"Ben de."

Garson:

"İki kahve?"

Nehir:

"Bir de cheesecake."

Kuzey ona baktı.

"Toplantı yapıyoruz."

"Ben açken ciddi konuşamıyorum."

Kuzey birkaç saniye sustu.

"Tamam."

Nehir şaşırdı.

"İtiraz etmediniz."

"Etmem gereken bir şey yok."

Nehir menüyü kapattı.

"İlginç."

"Ne?"

"Sandığım kadar korkunç değilsiniz."

Kuzey kaşını kaldırdı.

"Benim korkunç olduğumu mu düşündünüz?"

Nehir:

"İlk gün evet."

"Şimdi?"

Nehir düşündü.

"Şimdi sadece aşırı ciddi olduğunuzu düşünüyorum."

Kuzey:

"Ben de sizin aşırı konuştuğunuzu düşünüyorum."

Nehir gülümsedi.

"Tamam. Dengelendik."

Kuzey önündeki dosyayı açtı.

"Üç yıl."

Nehir'in yüzü ciddileşti.

"Evet."

"Bu evliliğin başından itibaren bazı sınırlarımız olmalı."

Nehir:

"Kesinlikle."

"Özel hayatımıza karışmayacağız."

"Tamam."

"Ailelerimize karşı evliliği gerçek göstereceğiz."

"Tamam."

"Birbirimizin işine müdahale etmeyeceğiz."

"Tamam."

Kuzey durdu.

Nehir:

"Başka?"

Kuzey ona baktı.

"Birbirimize aşık olmayacağız."

Nehir birkaç saniye sustu.

Sonra kahvesinden bir yudum aldı.

"Bu madde gereksiz."

"Neden?"

"Çünkü sen benim tipim değilsin."

Kuzey'in kaşı hafifçe kalktı.

"Benim de siz değilsiniz."

Nehir başını salladı.

"Harika."

Kuzey:

"Harika."

Nehir:

"Bu evlilik kesinlikle sorunsuz geçecek."

Kuzey:

"Umarım."

Nehir tam cevap verecekken garson cheesecake'i getirdi.

Nehir'in yüzü aydınlandı.

Kuzey onu izledi.

Nehir çatalı eline aldı.

"Bak."

"Ne?"

"Şu an çok mutluyum."

Kuzey:

"Neden?"

"Çünkü evlenme ihtimalim var ama cheesecake de var."

Kuzey ilk kez belli belirsiz gülümsedi.

Nehir bunu gördü.

Çatal havada kaldı.

"Bir dakika."

Kuzey'in yüzü yeniden ciddileşti.

"Ne?"

"Güldün."

"Hayır."

"Güldün."

"Hayır."

"Ben gördüm."

Kuzey kahvesinden bir yudum aldı.

"Yanlış gördünüz."

Nehir gözlerini kıstı.

"Bu bilgi ileride çok işime yarayacak."

Kuzey:

"Nasıl?"

Nehir gülümsedi.

"Henüz bilmiyorum."

---

Üç gün sonra...

Aslanbey konağında hazırlıklar başlamıştı.

Nehir aynanın karşısında duruyordu.

Üzerindeki elbiseye baktı.

Sonra kapıda beliren üç abisine.

"Ne?"

Haris:

"Çok güzel olmuşsun."

Nehir:

"Sen doktor değil misin?"

"Mesleğimle alakası yok."

İnanç:

"Annem seni çağırıyor."

Aybars ise sessizce Nehir'e baktı.

Nehir onun yanına geldi.

"Abi."

"Efendim?"

"Gerçekten istemiyorsam..."

Aybars hiç düşünmeden cevap verdi.

"Olmaz."

Nehir rahatladı.

"Sağ ol."

Aybars kardeşinin başını hafifçe okşadı.

"Sen ne istiyorsan o."

Nehir gülümsedi.

Tam o sırada kapının dışından araç sesleri geldi.

Haris pencereye koştu.

"Geliyorlar."

İnanç:

"Kim?"

Haris:

"Demirhanlar."

Nehir derin bir nefes aldı.

Kalbi hızlandı.

Aybars kardeşinin yanına geçti.

"Hazır mısın?"

Nehir kapıya baktı.

"Hayır."

Haris:

"Ben de."

İnanç:

"Sen neden hazır değilsin?"

Haris:

"Ben de gelin veriyorum sonuçta."

Nehir:

"Ben eşya mıyım?"

Haris:

"Hayır."

"İyi."

Haris:

"Ama ailede en çok masraf çıkaran sensin."

Nehir yastığı kaptı.

"HARİS!"

Haris kaçarken kahkaha attı.

Aybars gözlerini kapattı.

İnanç başını iki yana salladı.

Ve kapının zili çaldı.

Nehir bir anda sustu.

Çünkü birazdan karşısında...

Üç yıl boyunca hayatını paylaşmak zorunda kalacağı adam duracaktı.

Kuzey Demirhan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.