İçeriğe geç

ANLAŞMALI EVLİLİKMİŞ

Bölüm 28 · 4 dk okuma

ANLAŞMALI EVLİLİKMİŞ

Bölüm 28

28.BÖLÜM🎀

Kucağımda arafla aşağıya indim. Acıkmış obur şey. Bu gün tam 1 haftalık olmuştu. Ay gotunu yediğimi bir görseniz sizde götünü yemek istersiniz.

Emir koltukta kısık sesli televizyonu izliyordu. Önünden geçip yanında Oturduğumda televizyonu tamamen kapattı.

"Babacım" diyerek, aynı kendisi gibi kokan araf'ın boynunu öptü.

Gülümsedim. Araf'ı kucağıma yan şekilde alıp tişörtümü kaldırdım. Zaten sutyen sevmediğimi daha önce söylemiştim. Tabii ki de oğlum sanki hiç onu yedirmiyormuşuz gibi yumuldu.

"Bu çocuk kime çekmiş böyle. Tamam daha bebek yemesi lazım ama bu da yani" diye sızlandım.

Emir elimi tutup elimin üzerini öptüğünde hala elinin üzerindeki iyileşmemiş, kendi sebep olduğum izleri gördüm.

"Emir" dedim gözlerim dolarken. Bana ne oldu dercesine baktı. Yaralı elini avucumun içine alıp tüm izleri tek tek öptüm. "Özür dilerim. Sen doğursan daha az acı çekerdin" dediğimde gözlerinde gördüğüm kesinlikle büyük bir sevgi, aşk ve şefkatti.

Şakağımın üzerine öpücükler koydu. Sonra gözleri göğüslerime kaçınca, bu sefer gözlerindekinin tutku olduğu açıktı. Ama kendini dizginlemeye çalışarak "Oğlunun rızkına göz dikemezsin Emir. Ama oda senin rızkına göz dikti. Sonuçta karım benim rızkım. Onu ben yemeliyim" Dedi.

Gülüşümü zor dizginledim. Manyak ya. "Petek şimdi sana süt yapan yiyecekler getiriyorum ve sende itiraz etmeden hepsini yiyiyorsun." Dedi.

Hemen itiraz modu aktif. "Ya ama Emir dolduruyorsun sen bütün herşeyi tabağıma. Yiyemiyorum o kadar."

"Hamileyken hep yiyiyordun. Seni hiç tok görmedim"

"Sence tok görmeye fırsatın mı vardı süper zeka. 2. Aydan hamileydim bile." Dediğimde sırıttı. Oğluşuma baktığımda emmeyi bırakmış şaşkın şaşkın bir babasına bir bana bakıyordu.

"Annem. Doydunmu oğluşum?" Diye alamayacağını bile bile sordum. Bana gene sadece baktı. Emir kucağımda araf'ı alıp göğüsüne yatırdı. Bende tişörtümü indirdim. Önlem. Kocam bana aç bir boğa gibi bakarken almam gereken şey. Önlem.

Araf babasının kucağında kısa sürede uykuya daldı.

Ben hiç çocuk bakmamıştım ve nasıl bakılır bilmiyordum. Bana anlatacak biri de yoktu. Annem yoktu. Emirin annesi yoktu. Arkadaşlarım bilmiyor. Aslında bir kimsesizdik. Pardon. Hiçbirisiz. Bence kimsesiz demek kimse olmadan olan demek. Yani aile dahil değil. Ama hiçbirisize ailede dahil.

Biz birbirimizin anne babasıydı. Tamam abilerimiz arkadaşlarımız var ama bir arkadaş ne kadar anne olabilir. Biz ailesiz değil annesiz, babasızdık. Ailemiz vardı. Anne babamız yoktu. İşte kimsesiz ile hiçbirisiz arasındaki fark bence tam olarak buydu.

Gözlerimi daldığı yerden ayırdım. Emir fısıldayarak "çok güzel kokuyor" diyerek burnunu Araf'ın boynuna götürdü.

Gülümsedim. "Senin gibi kokuyor." Dediğimde şaşırdı. "Benim gibi mi?" Diyincs onayladım. "Ben nasıl koktuğumu bilmiyorum."

"Araf gibi"

"Allah Allah." Diyip güldü. "Yatalımmı?" Fısıldayarak konuşmayı alışkanlık haline getirmeliydik.

Kafamı evet anlamında salladım. Birlikte yatak odasına çıktık. Benin ilk zamanlar kaldığım odayı arafa oda yapmıştık. Çok tatlı olmuştu. Gri ve sarının uyumu göz kamaştırıcıydı.

Odaya girdiğimizde Emir Araf'ı beşiğine bıraktı. Bende pijamalarımı gidim. "Karıcığım. Bu gün beni sen soyarmısın?" Bu ne edepsiz bir teklif. Tabii ki de evet. Kafa sallamakla yetindim. Dolaptan pijamalarını çıkartıp yanına gittim.

Ve hooop. Kocam çıplak. Yani sadece donla. Voav kaslara bak. Hayır. Sen yeni doğurdun. Daha lohusasın. Höst kızım yavaş. Tamam. Sakinim. Sakin sakin ama hızlıca üzerini giydirdim kocişimin.

Emir yatınca bende yanına yattım. O yatağın solunda yatardı çünkü hep sağ tarafına doğru dönerek yattığı için yüzü bana dönük olsun diye. Ay romantik aşkım.

Nerde benim şiirim. Nerde. He. Ben emire beklentisi gözlerle bakınca anladı. Sırıtıp söylemeye başladı

"Öylesine güzel

Seviyorum ki seni

Öylesine saf,

Öylesine temiz.

Öylesine derin.

Ve 'öylesine' değil!..."

Şşttt kızım utanma. Alış artık. Senin kocan bir romantikkoman. Yeni kelime kiliti açıldı.

Kafamı kolunun altına gömdüm. Hoşuna gidiyordu götün ben böyle yapınca. Ama mutlu oluyordum.

Domates surat olacakta olsa kafamı kaldırıp gülümsedim. "Gel birtane öpeyim seni" dedi. Dudaklarımı öne uzatıp yaklaştım. Biz daha çok Yanaktan kafadan falan öpüyorduk birbirimizi. Ama dudakları daha tatlıydı.

Dudaklarımın ayrılınca kafamı göğüsüne koyup derin düşüncelere daldım.

Bu çocuk aşk çocuğu değildi. Ya biz ona yeterince sevgi vermezsek. Ya hissedemezse. Hadi biz verdik diyelim. Biz ilk basta aşkla evlenmedikki. Ya birgün birbirimizi sevmeyi bırakırsak. Her me kadar şimdi birbirimize aşık olsak bile çocuk yaparken aşık değildik. Ya hissederse.

Ben derin düşüncelerde iken Emir adımı söylüyordu. "Efendim aşkım." Dedim kafamı kaldırıp. "Gene ne düşüncelere daldın meleğim" Derken burnumun ucunu öpmüştü. Melek mi. Kızarma.

Dudaklarımı sarkıtıp omuz silktim. "Şimdi biz bu çocuğu nasil büyüteceğiz. 1. Si çocuk buyutmekle ilgili gram birsey bilmiyorum. Nasıl yıkanır, yemek verilir. Anlatcak hiç kimsemiz yok. 2.si ben daha kendim çocuk gibiyim bu çocuğu nasıl büyüteceğim. 3.sü bu çocuk aşk çocuğu değil ya ona sevgimizi vermezsek." Diye üzgünce konuştum.

Burnunu saçlarıma gömüp konuşmaya başladı. "1.si çocuk büyütmeyi birlikte öğreneceğiz. En büyük destekçinim. 2.si sen çocuk gibi değilsin. Sadece fazla tez canlısın. Ayrıca öyle düşünüyorsanda onunla beraber yaşayarak büyüyebilirsiniz. 3.sü her çocuk aşk çocuğu değildir ama her çocuk aşkla sevgiyle büyür."

Bu kadar kolay ikna olacağımı hiç düşünmezdim. Kollarımı daha sıkı sardım beline. Dudakları saçlarımdaydı. Geri çekilirken "Oh mis gibisin" dedi. Tekrar öptü.

🪷🪷🪷

bebişimin ağlama sesiyle gözlerimi açtım. Emir kollarını belime sıkıca sarmış uyuyordu. Ayağa kalkamadım. Lan salsana oğlun aç orada. Sonunda kollarından kurtulup hedefime ulaştım.

Araf'ı kucağıma aldığımda susmuş çipil çipil gözlerle bana bakıyordu. Aya ama ben bunu yerim. "Annem." Diyerek öptüm. Beşiğin yanındaki Tekli koltuğa oturup çocuğumu doyurmaya başladım. Gözledim kapanıyordu. Sonunda çocuğum doyunca onu yatırıp kendimde yattım.

🪷🪷🪷

50 gün. 1 Ay 20 gün önce doğurmuştum. Lohusalığım biteli 10 gün olmuştu ama Araf paşa yüzünden sevişmemiştik bile. Tam hadi diyoruz çocuk ağlıyor.

Araf bu sürede büyümüştü. Abimler habire gelip dayım dayım amcam amcam diye diye çocuğumu öpüyorlardı. Sakalları arafın yüzünü yara yapınca kesmişlerdi hatta.

Zil sesi ile kapıya gittim. Açtığımda karşımda emirin annesi ve babası vardı. Kucağımda arafla şaşkın şaşkın gelen ikiliye bakıyorduk.

Bölüm sonu

2 yorum