İçeriğe geç

ANLAŞMALI EVLİLİKMİŞ

Bölüm 27 · 5 dk okuma

ANLAŞMALI EVLİLİKMİŞ

Bölüm 27

27.BÖLÜM🎀

Emirden

Nasıl şok ettim ama peteği. Ben zaten hep romantik mişim de, içimdeki cevher yeni uyanmış. Ben bile kendimden beklemiyordum. Aferin lan bana.

Şimdi tüm günü yatarak geçirdiğim için uyuyamıyorum. Aslında uykuyu çok severim ama şimdi uyuyamadım. Yarın bir de ise gidicem ama Allah'tan 9 da işe başlıyorum. Ee şirketin sahibi olmanın avantajları.

Petek mırıldanarak bana sokuldu. Uyurken hem mırıldanıyordu hemde dudakları hafif öne büzülüyordu. Çok tatlı oluyordu.

Şimdi şeytan diyor ki tut bu kızı, öp heryerini, uykusunu zehir et. Ama ben şeytana uymayacağım.

Yatakta oturur pozisyona gelip elimi saçlarına daldırdım. Saçları parlak ve yumuşacıktı.

Elim saçlarından yüzüne indi. Yanağını da okşadım hafif hafif, dokunmaya kıyamaya kıyamaya. Yanağından başlayıp yüzünün her yerini türden bile hafif olan öpücüklerimle donattım.

Kaşlarını, gözlerini, dudaklarını, yanaklarını, şakaklarını, sus çizgisini, çenesini, göz altlarını, alnını, burnunu, kirpiklerini yani kısacası yüzünün her zerresini öptüm.

İnsanın öptükçe öpesi geliyordu.

Sonunda büyük bebeğimi bırakıp küçük olana yöneldim.

Elimi karnına koyarak okşadım. "Babacığım" dedim fısıldayarak. Eğilip öptüğümde saçlarımda el hissettim. Uyandırmıştım. Ah şeytan ah.

Dudaklarını karnından çekip doğrulduğumda Petek'in gözleri dolu dolu olan gülümsemesini gördüm.

"Neden uyumadın?"

"Sabah çok uyuduğum içim şimdi uyuyamıyorum."

Sırt üzeri yatıp kollarını açtı. "Gel. Ben seni uyuturum."

Kafamı göğüsüne kollarımı beline koydum. Petek saçlarımı okşarken uyumuştum bile.

2 AY SONRA

"YA EMİR BAKSANA BİR TANE ÇOCUĞU DOĞURAMADIM. NEDEN ÇIKMIYOR BENIM ÇOCUĞUM İÇİMDEN." Diyerek Ağlamamı sürdürdüm.

"Bebeğim doktor olabilir dedi ya bir tanem."

"Hayır işte. Bana ne ya"

Evet. Çocuğum doğamadı. 1 hafta önce doğması gerekiyordu. Günü geçmişti ama böyle şeyler olabilirmiş. Ben şu an koltukta oturmuştum. Emrde önümde dizlerinin üzerinde durarak ellerimi tutuyordu.

Neden doğamadı ki. Tüm hazırlıklar tamamdı. Odası, eşyaları herşeyi. Ama bir eksik vardı. ÇOCUĞUM.

"Petek sakin ol. Şşttt tamam. Bak hem doğacak eninde sonunda."

Eliyle göz yaşlarımı sildi. Koltuğa çıkıp yanıma oturdu.

"Bu gün dışarıda yiyelimmi?" Dediği gibi ona döndüm.

"Ne yiyeceğiz?"

"Pilav?"

"OLUR" Hemen ayağa kalktım. Pilav bende ayrı bir şeydi. Üzerime montumu giydim.

Ben hayatımda böyle Pilav yemedim. Harikaydı.

"Petek. Bakıyorum da beğendin"

"Hee. Hiç belli olmuyor beğendiğim."

Ayağa kalkmış Emiri bekliyordum. Emir pilavcıya parayı ödüyordu. Birden altımda bir ıslaklık hissettim.

Kafamı aşağıya eğdiğimde gri eşofmanım koyulaşmıştı.

LAN. DOĞRUYORUM. ANANI.

"EMİR." Dedim korkuyla. Hemen bana döndü.

Gözlerime eşofmanımı işaret ettim. "Lan-"

"DOĞRUYORUM OĞLUM. NE LANI." Diye bağırınca şoktan çıktı.

"DOĞRUYON LAN"

"AA GERÇEKTENMİ SÜPER ZEKA!?"

Hemen beni arabaya bindirip kendi de sürücü koltuğuna geçti. Garip ama ağrım sancım toktu. Neden ki.

"PETEK DERİN NEFES AL. SAKİN OL. HADİ. BURUNDAN AL AĞIZDAN VER" Diyince sakince cevapladım.

"Emir. Sancım yok. Sakin ol." Desemde dinlemeyip 5 dakikada bizi hastaneye getirmişti.

"KARIM DOĞRUYOR. EBE YOKMU?" Diyince kıkırdadım. Hemen hemşireler sedye getirmişti.

🪷🪷🪷

Sandım yok diye bana suni sancı veriyorlardı şimdi.

İlk başta birsey yoktu ama biraz zaman geçince gelen sancıyla bağırdım. Emir ayağa kalkıp doktoru çağırdı.

Ve hooop doğum hanedeyim. Emir sol tarafımda elimi tutmuş sanki benimle birlikte doğuruyordu.

Bir de karşıda saat var. Zaman asla geçmiyor gibi geliyordu. Bu çok acılı birşeydi. Bir çığlık daha attığımda ebe hanım artık nefret ettiğim kelimeyi gene söyledi.

"Ikın hadi çok az kaldı."

"BOK AZ KALDI. AZ ÖNCEDE AZ KALMIŞTI."

"Petek tamam sakin ol." Diyerek anlım daki terleri silen kocama cevap vermedim.

Artık acı dayanılmaz hal aldığında gözümden akan yaşları umursamamaya çalıştım.

"Hadi son kez. Ikın." Diyince bu sefer gerçekten son kez ıkındım. Sanki veni zorlayan şey gitmişti. Bacaklarımın arasında bir rahatlama vardı. Nefes nefese kafam yastığa düştü.

Bu sırada Emir alnıma üst üste öpücükler sıralıyordu.

Biraz doğruldum. Elim emirin elini sıkıca tutmuştu. Tutuşumu gevşetmiştim. Eline baktığımda 3 farklı yerden kanamıştı ve çizikler doluydu. Ben yapmıştım. Ben.

Elini avuçlarımın içine aldım. "Emir özür dilerim." Dedim titreyen bir sesle.

"Canın sağolsun. Sen söyleyene kadar fark etmedim bile." Diyerek bu sefer terli saçlarımı öptü.

Hemşire elinde minicik bir bedenle yanımıza geldi. "Tebrik ederim." Diyerek kucağıma bıraktı ve gitti.

Kollarımda bir bebek vardı. Benim bizim bebeğimiz. Yüzüne baktığımda yüzü şişti ama böyle bile çok güzeldi. Minicikti. Ufacık. Titremekten tutuşum gevşekti. Emirin adımı söylemesiyle şoktan çıktım ve mutluluk göz yaşlarıma engel olamadım.

"Petek. Bu senden çıktı değilmi. Bizim bu tatlı şey. Babasıyım. Annesinin. Demi?"

Anlaşılan o ki Emir hala şoktaydı. Gözyaşlarım hala akarken kafamı 'evet' anlamında salladım.

Emir gözleri dolu dolu konuştu. "Babacığım. Oğlum. Hoşgeldin" Sesi kısıktı. Dudakları bebeğimizin saçlarıyla buluştu. Ilk onu öptü sonra beni. Bende oğlumun aynı babası gibi kokan saçlarını öptüm.

Ardından hemşire gelip bebeğin testlerini mi birşey yapmak için götürdü. Beni de normal odaya aldılar. Bu sırada emirde abimleri arayıp gelmelerini, gelirkende doğum çantamızı almalarını söyledi.

Abimle neredeyse ışık hızında gelmişlerdi. Araf'ın kıyafetlerini hemşireye vermişlerdi.

"Petek." Diyerek beni öptü abim. "Doğurdum sonunda" dediğimde kıkırdadılar. Murat abi "tebrikler gelin hanım. Pardon anne hanımmı demeliydim?" Diyerek beni tebrik etti.

"Emir çocuğumu neden getirmiyorlar?" Diye sorduğumda avucunda ki elimi öptü. "Çantayı yeni verdik ya birtanem. Anca"

Dediğinde kapı neredeyse kırarak açıldı "KANKA. DOĞURDUNMU LAN BENDEN HABERSİZ" mervenin sözlerine kıkırdadım. Arkasından el ele tutuşarak içeriye Balım ile Burak girdi. "Allah bağışlasın kanka." Dedi burak. Balımda öyle birşeyler söyledi.

Kapı çaldı ve içeriye kucağında bebegimizle hemşire girdi. Hemşire bebegi nasıl tutacağını anlattı. Arafı ikinci kez kucağıma aldım.

"7 Aralık 2024 saat 20.25 te doğdu. Şimdi beyleri odadan çıkartalım. Nasıl emzirmeniz gerektiğini anlatacağım."

Hoop içerde Balım ben ve Merve kaldık. İşte hemşire anlattı falan ama ben Araf'ı incelemekten pek odaklanamadım. Daha minicikken bile aynı babasıydı. Kokusu, yüz şekli, saç rengi...

Sonunda uygulama aşmasına geldik. Mememin ucunu ağzına doğru yaklaştırdığımda hemen aç bir şekilde emmeye başladı.

Sanki çocuğa hiç yemek vermemişiz. Bu nasıl bir oburluk.

Emzirme işi bittiğinde Emir ve diğerleri içeri girdi. "Hadi. İtiraz istemiyordum. Emir enişte. Fotoğraf çekeceğim." Dedi merve.

"Hayır olmaz. Ben çok çirkinim şuan. Saçlara bak. Terden yapış yapış. Oğlum büyüyünce annesini böyle göremez." Diyerek itiraz ettim. Mervenin öldürücü bakışlarına karşı kaderime razı geldim.

Emir yanıma oturdu ve elini omzuma koydu, başını başıma yasladı ve araf'ında üzerine elini hafifçe koydu.

Oğlum kocam abilerim arkadaşlarım. Belki gerçek bir çekirdek aile değildik hepimiz ama aile anne baba ve çocuklardan oluşmazdı. Sonuçta aile kendini kendin gibi hissettiğin yer değilmiydi?

Bölüm sonu

8 yorum