Petek
Evdeydik Emirle Çağılın ortaokul arkadaşı olduğunu öğrendim.
Bir karar vermiştim. Babamın yönettiği şirketin yüzde 20 si benimdi. E babamdan kalan yüzde 80 in yarisi yüzde 40 benim kalan yüzde 40 abimindi. Yani yüzde 60 benimdi. Para sıkıntısı çekmedim.
Emiri şu an bırakabilirim ama çocuğum babasız büyümesi baba sevgisini tatsın diye duracaktım. Bu konuyu onunla konuşup istersede ayrılacaktım. Bu akşam ailesi bize baş sağlığına gelecekti.
Çağıl evliligimiz hala gerçek sanıyordu. O yüzden taklite devam.
Sehpanın üzerinde ki şu bana göz kırpıyordu. Uyanacağım sırada Emir benden önce davranıp doldurmuş elime de tutusturmuştu.
Ben suyu içerken kafamın üzerini öptü.
Ay düşmanlığım eriyor resmen. (Masterchef Fatmanur repliği bilenler)
Çağıl ordan homurdandı. "Öpme lan yalap şalap kızı. Yapış yapış ve vıcık vıcıksınız" dedi. Emir nispet yapar gibi bu sefer yanağımı öptü. "Lan yapmasana". Emir bu sefer dudağıma kısa bir öpücük kondurdu.
En sanki dudaktan öpücüğümüzün sonucunu karnımda taşıyorum. Ama şok olmuştum.
"Lan" diyerek elindeki yastıkla Emire vurmaya başlamıştı Çağıl. Bunlar çok komik resmen evdeki eğlencelerim. Ama bir sorun vardı. Ben öğlen yemeği yemedim.
"BEN ÖĞLEN YEMEĞİ YEMEDİM" Diye onları ayırmak için bağırdım. Benim canım havuç dilim baklava çekiyordu. Hemde böyle şerbeti bol. Fıstığı bol. Tap taze off.
"Şey.Ben aşerdimde" diyince bana döndüler.
"Ne aşerdin. Hemen alayım"
"Neymiş. Ne aşermiş benim karım"
"Havuç dilim baklava ve fıstıklı" şimdi şöyle oldu. Çağıl kapıya koşacakken Emir onu ittirip yere kıçının üstüne düşürdü. Çağıl düştüğü yerden Emirin paçasını tuttu. Emir yere düşüp Çağılın üstüne çıktı. Ben 'artık şu baklavayı getirin' diye bağırınca ayrılıp kapıdan çıktılar.
Onlar gittikten sonra kahkahalarla güldüm bu hallerine. Eve geldiklerinde ikisine önüme gelip çatalla bana ilk lokmayı tıkmaya çalıştılar.
Ama Çağıl Emiri kıçıyla yana ittirince Emir düştü. Ve Emir düştüğü yerden Çağılın ayağına vurunca o da düştü. Allahım yarabbim ya onlar didişirken ben tatlıları yiyiyordum. Ben birini bitirince sonunda bana baktılar.
Hangisini yediğimi bilmiyorlardı çünkü salaklar aynı yerden almışlardı. Onlar somurtarak bana bakıyor ben 2. Dilim tatlımı yiyiyordum.
Çağıl bu gün ABD ye dönüyordu. Toparlanıp karşıdaki eve taşıncaktı.
Tatlım bitince elimi karnına koyup arkama yaşlandım. Emirin elindeki ıslak mendili alacakken ağzımı sildi. Şımartıyor beni. Çağıl söylenmeye başlar demiştim ama o uzun düşüncelere dalmış. 2 saate uçağı vardı ve çıkmamız gerekiyordu.
"Bende gelcem"
"Hayır. Yorulursun"
"Ya yormam ben kendimi. Sen şuna seni istemiyor desene. Aman gelmiyorum."
Yanıma gelip kucağına aldı. "Gel başbelası. Gel" zafer sırıtması. Bir dakika o bana baş belasını dedi.
"Sen bana baş belasını dedin. İndir beni gelmiyorum ben. Gelmicem. İNDİRSENE." indirmedi. Ayaklarımı sallamaya başladım. "Kıpraşma" beni arabanın ön koltuğunu koydu. Çağılda bavuluyla arka koltuğa bindi.
Hava alanına geldiğimizde Emir beni kucakladı ve otuma kısmına oturttu. Sonra işte Çağılın adı anons edildi. Önce Emirle sarıldılar. Bana sarılacağını düşünmedim ama beni ayağa kaldırıp sarıldı.
Ay içim pırpır ediyor. Kulağıma fısıldadı. "Görüşürüz. Çok uzun kalmam." Diyip yanağımı hızla öpüp gitti. Utanmadıysa ben ne olayım.
Emir beni kucağına almaya çalışınca durdurdum. "Biraz yürüsem olmazmı" dedim. "Yavaş ama tamammı"
"Tamam"
Minik minik adımlarla yürümeye başladım. Emirde koluma girmiş beni takip ediyordu. Bende kucakta gezmeye meraklı değilim ama söz konusu bebişimse işler değişir.
Yavaş adımlara arabaya vardık. Şaşırmıştım Emir beni sabırla beklemişti.
Eve geldik bu gün Emirin gene iş yemeği vardı. Ondan işte değil evdeydi. Muhtemelen bundan sonra gene 1 Ay yoğun olacaktı. "Sende gelmek istermisin iş yemeğine. Anlaşma yapacağım kişini karısında getirecekmiş. Hem sıkılmasın evde."
Aslında iyi fikirdi. Hem artık ev ev ev sıkılmıştım. Arada bir kızlarla evde buluşuyorduk. Kafamı onaylar anlamda salladım. Saat 4 tü. Yemekte 6 da 2 saat vardı. Merdivenlerden beni çıkarttı Emir ve odasına götürdü. Kıyafet almam için.
İçi kendinden pedli mini straplez elbise aldım. Dardı ve göbüşüm belliydi. Üstüme kısa blazer ceket. Elbise krem rengi ceketle siyahtı. Ayağımda krem rengi topuklu giycektim.
Kıyafetleri alıp odama geçtim. Duş alıp makyajımı ve saçımı yaptım. Düzlestirmistim.
Elbisemide giydim. Ceketi ve ayakkabıları elime aldım. Ev kirlenmesin. Biz öyle zengin değildik. Benim ruhum zaten hep fakirdi.
Yavaş adımlarla aşağıya indim. Emir simsiyah bir takım giymişti. Büyük bedenine yakışmıştı. Vouv kolunda kasta var. Adamla resmen çocuk yaptık ama benim kaslarına şimdi tepki veriyorum.
"Keşke bana seslenseydin." Dedi. Cevap vermedim. Kapıya yöneldim. Ayakkabılarımı giymek için egilemiyordum. Karnım engel oluyordu. Sinirlenip elimdeki ayakkabıyı fırlattım.
"Koduğumun ayakkabısı. Giyilen ölürsün demi. Salak. Gelmiyorum ya ben." Sinirle soluyordum. Emir fırlattığım ayakkabıyı alıp önüme geldi.
Önümde diz çöküp ayakkabılarımı giydirdi. Vaov romantiko ben buna 2 puan vermişko. Kocalık puanı arttı. Ama affetmek yok.
Teşekkür edip arabaya yöneldim. "Petek" diyince ona döndüm. "Hı" dedim.
"Bir kere dokunabilir miyim" eliyle karnımı işaret etmişti. Babası çocuğuna dokunmak istiyordu. Şimdi şurada ağlardım da en pahalı rimelin sürmüştüm.
Onaylar anlamda kafamı salladım ve kafamı sağ tarafa çevirdim. Bakmak istemiyordum. Elini karnımda hissettim. Sıcaktı eli. Eli karnımda dolaştı. Biraz daha karnıma dokunduktan sonra.
"Yeter hadi geç kalacağız" diyip arabaya bindim.
Restorantın önüne geldiğimizde arabadan indik ve arabayı valeye verdi. Elimi tuttu ve içeri girdik. Rezerve ettiğimiz masada bir adam vardı ama karşı yoktu. Adamın adı Bilal miş. 5 dakika sonra tanıdık bir ses geldi kulağıma.
"Aşkım. Ortakların bunlarmı"
Elif? Ben bunu bu sefer dövcem.







