Poyraz’ın “Seni kimseyle paylaşmam,” cümlesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu. Öylece kalakaldım. Gözlerim gözlerine takıldı ama dudaklarım ne cevap vereceğini bilmiyordu. Çünkü o an, onun bakışlarında ilk kez bir duygu kıvılcımı görmüştüm. Sanki yıllardır buzun altına gizlenmiş bir parça sıcaklık, gün yüzüne çıkmak ister gibi… Ama onunla göz göze durmak fazlaydı. Nefes almakta zorlandım.Hiçbir şey söylemeden uzaklaştım. Kalabalığın arasında yürürken kalbim bedenimi zorluyordu. Gelinliğimin eteklerini ellerimle hafifçe toparlayarak terasa çıktım. Serin hava çarptı yüzüme. Derin bir nefes aldım, sonra ellerimi korkuluğa yasladım. Parmaklarım titriyordu. Korkudan mı, hislerden mi, bilmiyorum.
Ay yukarıda, büyük ve beyazdı. Sanki her şeyi görüyordu. Arkamdan gelen ayak seslerini tanıdım. Yavaş ama gergin… sinirini içine bastırmaya çalışan adımlar Yanıma kadar gelmedi. Birkaç adım ötede durdu. “Bana bir şey söylemeyeceksin, değil mi?” dedim. Sesim rüzgârda kaybolacak kadar yumuşaktı Sessizlik .“Engin’le dans ettim diye beni parçalara mı böleceksin, yoksa sadece daha fazla içip kendi içinde savaş mı vereceksin?” Bu kez sesi geldi. Sert, pürüzlü ve kırıcıydı:“Senin ne yaptığın umurumda değil. Ama üzerimde taşıdığın soyadını küçük düşürmeyeceksin.” Donakaldım. Kalbime ince ama keskin bir bıçak saplandı sanki. “Ne?” Yanıma geldi. Çok yakındaydı artık.“Burası Karahanların düğünü, Esila. Düğün salonunun ortasında bir gelin gibi değil, bir oyun gibi dans edersen… o soyadın lekelenir. Ve ben buna izin vermem.” O kadar soğuk ve gururluydu ki, insan değil de bir duvar konuşuyor gibiydi.Kaşlarımı çattım.“Yani derdin benimle değil, soyadınla?”“Evet,” dedi. “Seni Engin’le izlemek canımı yakmadı. Ama senin böyle… sıradan biri gibi gülüp eğlenmen, insanlara ‘acaba evlilik sahte mi’ dedirtir. Ve ben, ailemin adını dedikodulara malzeme yapmam.” Kalbim sıkıştı. Ellerim üşüdü .“Ben zaten oyunun bir parçasıyım, değil mi?” dedim. Sesim titrese de yüzüm dimdikti. “Senin için sadece bu düğünün, bu anlaşmanın bir figürüyüm. Ne hissettiğim değil, nasıl göründüğüm önemli.”Poyraz sustu. Ama gözlerinde kısa bir şey kıpırdadı. Yakalandı. Sonra hemen toparlandı .“Sen hislerinden mi eminsin Esila?” diye sordu. Bir adım daha attı. “Bana bakarken ne düşündüğünü sen bile bilmiyorsun. Ama beni suçlamak her zaman daha kolay.” Gözlerim doldu. Ama ağlamadım. Onun yüzüne, gözlerinin ta içine baktım. “Biliyor musun?” dedim. “En azından Engin beni insan gibi gördü bu gece. Ama sen… sadece bir soyadı taşıyıcısı olarak gördün. İşte o yüzden beni asla kaybedemezsin. Çünkü hiç gerçekten sahip olmadın.” Ve o an, ilk defa Poyraz’ın çenesi hafifçe kasıldı. İlk defa bakışı kaçtı. Ama yine de… tek kelime etmedi .Sadece döndü ve gitti.Ben orada, terasta tek başıma kaldım. Buz gibi gecede gelinliğimin içinde nefes almaya çalışırken, içimde sadece bir cümle yankılanıyordu:“Beni hiç gerçekten istemedi.”