ESİLA SOYDAN – DÜĞÜN GECESİ / DEVAMI Engin’in elini tutup piste adım attığımda, içerideki müzik ritmini yumuşattı. Vals kıvamında, yavaş ve zarif. Engin’in eli belimdeydi, dokunuşu kararlı ama kibardı. Gözlerinin içi gülüyordu, sanki yıllardır tanıdığım biri gibiydi. Adımlarımız birbirine uyduğunda dudaklarındaki hafif gülümseme bir kahkaha kıyısına vardı .“Biliyor musun?” dedi bana doğru eğilerek. “Bir gün biri seni böylesine izleyip sana sahip olamayacağını anladığında… ömrünün pişmanlığı olacak.” Bu cümle tam kalbimin ortasına saplandı. Ama söyleyen kişi Engin değildi sanki. Söz onun ağzından çıkmıştı ama gözü hep bir yerlere — bir kişiye — gidip geliyordu. Baktım. Elinde viskisiyle Poyraz kenarda durmuş bizi izliyordu. Bakışı delici, çatılmış kaşları arasında gizlenmiş bir öfke vardı. Göz göze geldiğimizde hiçbir şey söylemedi. Ama o bakış… içinde “benim olanla dans etme” diye haykıran bir tehlike taşıyordu Yutkundum. Dans bittiğinde Engin eğildi, elimi dudaklarına götürmeden sadece nefesine dokundurdu. Kibarca teşekkür etti ve beni yerime götürmek isterken arkamızdan bir ses geldi. “Engin. Seninle konuşmamız gerekiyor.” Soğuk. Keskin. Ve biraz sarhoş. Poyraz’dı. Engin hafif başını çevirip, içkisini yere bıraktı.“Şu an mı?” dedi, biraz alayla. “Evet. Şu an.”Bana dönüp, “İzninle prenses,” dedi Engin. Göz kırptı, ama bu kez bakışında biraz gerginlik vardı. İkisi uzaklaşırken arkalarından bakakaldım. Poyraz’ın omzu gergindi, çenesi kasılmıştı. Sanki az sonra yumruklar konuşacaktı. Bir süre sonra Poyraz geri döndü. Elinde yeni bir içki yoktu. Gözlerini benden kaçırmadan yanıma geldi. Durdu, birkaç saniye sessizce baktı .“Sarhoş numarası yapma,” dedim alçak bir sesle. “Gördüm. Kaç kere içtin.” “Senin dans ettiğin her saniye, bir kadeh daha boğazımdan geçti,” dedi. Gözlerini hâlâ benden ayırmıyordu. “Yani kendini böyle mi ifade ediyorsun? Kıskandın diye içiyorsun, sonra sustukça daha da yanıyorsun.” “Ben seni kıskanmadım,” dedi. Ama sesi boğuktu. Titrek. “Sadece… benim olan bir şeyi herkesin böyle izlemesine tahammül edemedim.” “Poyraz, ben senin değilim,” dedim usulca. Ama kalbim o sırada yerinden çıkacak gibiydi.“Bu düğün… seninle benim üzerimizde kurulan bir oyundan ibaret.”O an yaklaştı, yüzü yüzüme çok yakındı. “Oyun da olsa… seni kimseyle paylaşmam.”Kalakaldım. Gözlerimi kaçırdım. Çünkü onun gözlerinde ilk kez bir his vardı. Kırılgan, sert, karışık. Ama o his… yavaş yavaş beni de içine çekiyordu.
Bölüm 4
Bölüm 4
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.