İçeriğe geç

ANLAŞMA

Bölüm 3 · 2 dk okuma

ANLAŞMA

Bölüm 3

Bölüm 3

ESİLA SOYDAN – DÜĞÜN GECESİ Ayakkabılarımın ince topukları, balo salonunun parlak zemininde hafifçe tıklarken adımlarımı dikkatle atıyordum. Gelinliğim artık üzerimde bir kıyafet değil, bir zırh gibiydi. Beyazlığının arkasında gizlemeye çalıştığım binlerce duyguyu örtüyordu. Gülümsemem sabit, bakışlarım ise dalgalar gibi dağınıktı. İçerisi çiçek ve pahalı parfümlerle doluydu, insan kalabalığı nefes almayı güçleştiriyordu. Ve tüm bu kargaşanın ortasında, Poyraz Karahan… siyah takım elbisesiyle her zamanki gibi soğuk, ama bu kez daha karanlıktı. Gözleri sanki bir noktaya değil, boşluğa bakıyordu. Yanında servis yapan garsona başıyla işaret ettiğinde, bir kadeh daha aldı. Sonra bir tane daha… ve bir tane daha. İzliyordum onu, gizlice. O ise bardağın dibini görmeye çalışır gibi içiyordu. Sanki boğazından geçen her yudumda beni unutmaya çalışıyordu. Belki de kendini… Kim bilir. İçim sıkıştı. Onu böyle görmek içimi parçaladı. Ama bana ait değildi ki o. Beni sevmediğini biliyordum. Bu gece sadece bir imzadan ibaretti onun için. Belki benim için de öyle olmalıydı. Ama kalp dediğin şey ne kadar mantıkla susturulabilir ki? Dans müziği başladığında, gözlerimizin buluşmaması için uğraştım. Ama sonunda, Poyraz elini uzattı. Kalabalığın arasında elimizi birleştirip dans pistine ilerledik. Karanlıkta gözleri parlıyordu. Belime hafifçe dokunduğunda bir ürperti yayıldı vücuduma. Ritimle birlikte dönüyorduk. Aramızdaki görünmez duvar hâlâ yerindeydi, ama bazen… bazen beden dilin kalbinden daha dürüst olur. Ellerinin sıcağında, parmak uçlarım titredi. Yavaşça bana doğru eğildi. Dudakları alnıma değil, bu kez dudaklarıma doğru geliyordu. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Ama başımı geriye çekip uzaklaştım “Yapma,” dedim fısıltıyla. “Lütfen yapma…” Şaşırdı. Belki ilk kez bana dair bir ‘engel’le karşılaşmıştı. Ama onu öptüğümde sanki kendime yalan söylemiş gibi hissedecektim. Beni sevmediğini biliyordum. Ve o yüzden, o anı istemedim. Ne yazık ki Poyraz, benden değil, sadece boşluğundan kaçıyordu. Tam o sırada bir ses duyuldu arkamdan. Hafif alaycı, hafif içten:“Bu kadar güzel olmasaydın, belki herkes sana bu kadar bakmazdı.” Döndüm. Engin’di bu. Poyraz’ın sağ kolu. Düğünden beri onun gözümdeki yeri farklıydı. Ne zaman göz göze gelsek, içinde bir oyun, bir ışık vardı .“Bu bizimkini sinirlendirmeye başladı,” dedi ve elindeki viski bardağını gösterdi. “Bu saydığım dördüncü ama… seni gören her erkek sanki yedinci içkisini bitirmiş gibi sarhoş bakıyor.” Gülümsedim. Hafifçe başımı eğip, dudak ucumu kıvırdım .“Yani suç benim mi şimdi?” “Kesinlikle. Neden bu kadar güzel giyinip bir de böyle masum masum duruyorsun? İnsan kendini nasıl tutsun?” Kahkaha atacak gibi oldum ama zar zor tuttum.“Elbise bana ait değil, dikildi. Masumiyet ise doğuştan…” Bir adım attı bana doğru. Kalabalığın ortasında, karanlık loşlukta kolunu uzattı.“Bir dans borçlusun bana. Damat bey içkisiyle ilgileniyor zaten.” Tereddüt ettim. Göz ucuyla Poyraz’a baktım. Ama o başka bir garsona daha kadehini uzatıyordu. Başımı çevirdim “Elini tutuyorum ama bu dans sizinkini sinirlenmek için değil,” dedim hafifçe göz kırparak.“Tamam. Ama bil ki… biraz daha böyle bakarsan, bir sonraki siniri seni elimden bırakmamam olabilir.”Dans etmeye başladık. Engin’in elleri hafifti. Güvende hissettirmeyen bir hafiflik değil; nazik, düşünceli bir temas… Gözlerimin içine bakarak dans ederken, bir süreliğine zaman durmuş gibi hissettim. O gece içinde en gerçek, en içten hissettiğim şey belki de buydu.Ve ben… Poyraz’ın kollarında değil, Engin’in sözlerinde biraz daha özgürdüm.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.