İçeriğe geç

ANLAŞMA

Bölüm 28 · 4 dk okuma

ANLAŞMA

Bölüm 28

🖤

AHSEN

Hızlı bir hareketle çiçeğin üzerine konan kelebeği avcumun içine hapsettim. Kelebeğin küçük çırpınışları avuç içimi gıdıkladı. Sadece hava alabileceği küçük bir açıklık bırakırken, gülümseyerek dizlerimin üzerinden kalktım ve dakikalardır bahçe koltuğun üzerinde oturan annemin yanına koşarak gittim. Yine beni duygusuz gözlerle izliyordu. Yanına yaklaştığım da kaşlarını çattı.

Adımlarımı yavaşlatıp çoşkulu bir sesle ''Anne bak bir kelebek yakaladım'' derken baş parmaklarımın birleştiği kısmı hafifçe aralayarak beyaz renkli kelebeği anneme göstermeye çalıştım. Ancak annem hiç tepki vermeden yüzüme bakmaya devam etti. Annem kelebekle ilgilenmeyince ona göstermeyi bıraktım ve en başından beri planladığım şeyi yaparak avuç içlerimi bir birine yapıştırdım ve kelebeği ellerimin arasında ezerek öldürdüm.

''Ne yapıyorsun ?''

Annem günler sonra ilk defa benimle konuşmuştu. İçimde büyük bir mutluluk oluşurken elimi ona doğru uzattım ve avucumun üzerinde hareketsizce uzanan kelebeği ona gösterdim.

''Ona yardım ettim'' dedim büyük bir gururla, ancak ben annemin yaptığım iyiliği görüp beni taktir etmesini beklerken yüzünü kusacakmış gibi buruşturdu.

''Yardım mı ?''

Bana uzaylıymışım gibi bakıyordu. Bakışlarını görmezden gelmeye çalışarak kafamı ileri geri salladım ve parmağımla kelebeğin yüzünü gösterdim. ''Kelebeklerim ağzı yoktur, yüzlerinde ki minik hortumlarla beslenirler fakat bu kelebek yüzünden yaralanmış. Acıkmıştı ve acı çekiyordu. Bu yüzden hayatına son vererek ona bir iyilik yaptım.'' dediğimde annem yüzünü daha da buruşturdu. Dediği gibi bir iyilik yapmıştım, neden bana böyle bakıyordu ki ?

''Bu sana öldürme hakkı vermez ! Hiç bir canlıya iyilik yakmak için öldüremezsin !'' Annemin bağırışı ile elimde ki kelebeği yere attım. Söylediği şeyler, yaptığı şeylerle çelişiyordu.

''Bir kaç gün önce dünyada ki insanların iyiliği için beni boğarak öldürmeye çalışmıştın.'' derken sesim biraz kırgın çıktı. Babam bana zarar verdiğinde bunu beni güçlendirmek için yaptığını biliyordum, annem ise sadece benden nefret etiği için bana zarar veriyordu ve kalbimi acıtıyordu. Annem cevap vermeyince tekrar konuştum

''Normal annelerde iyilik için çocuklarını boğarak öldürür mü ?''

''Sen çocuk değilsin. Canavarsın!'' Yüzüm istemsizce buruştu. Bana canavar demesinden hoşlanmıyordum.

''Sana ve diğer insanlara benziyorum, anne. Eğer ben canavarsam bu sizleri de canavar yapar.''

''Senin sadece dışın insan ama ruhun bir canavara ait.'' Bana iğrenerek bakıyordu, birazda öfkeliydi. Kitaplarda canavarların kalpsiz, tek gözlü, çürük dişli ve çirkin yaratıklar olduğu yazıyordu.

Benim ruhum bu kadar mı kötüydü ?

Bir süre annemin koyu kahve gözlerine bir süre baktıktan sonra kalbimde ki acı büyüdü. Uzun zamandır düşündüğüm bir soruyu sordum.

''Ben hasta mıyım anne ?'' Sorduğum soruya bir an bile düşünmeden cevap verdi.

''Hastasın.'' Bir anda umut ışığı her tarafımı sardı. Eğer ben hastaysam mutlaka bir tedavisi vardır.

Merakla sordum ''Peki nasıl iyileşirim anne ? Hangi ilacı içersem canavar ruhumdan kurtulurum ?''

''İlaç değil, zehir içmelisin.''

Babamı bir adam zehir verirken görüştüm. O adam öldü.

''Benim hastalığımın tek çaresi ölüm mü ?'' Annemin yüzü duygusuzlaşırken yine düşünmeden cevap verdi.

''Evet.'' Cevabıyla kendimi kötü hissetim. Hafifçe gülümsedim ve kafamı ileri geri salarken arkamı döndüm. Sessiz bir köşeye çekilme zamanım gelmişti, ancak ben ileriye doğru bir kaç adım attığımda annem sesiyle beni durdurdu.

''Ava gidecek misin ?'' Anneme doğru döndüm ve cevabımı sevmeyeceğini bilsem de kararlı bir şekilde ''Gideceğim'' dedim. Annem yumruklarını sıktı ve ayağa kalktı ''Kimseyi öldürme!'' diyerek bana emir verdiğinde gülümseyerek ''Öldüreceğim.'' dedim ve bu da annemin daha çok sinirlenmesine neden oldu. ''Beni sevdiğini söylemiştin.. Eğer beni seviyorsan kimseyi öldürme.'' Sessiz kaldım. Ben zaten her şeyi onu sevdiğim için yapıyordum, fakat o kadar kördü ki bunu görmüyordu. Sorun değil buna alışıktım. Ben cevap vermeyince annem kaşlarını çattı ''Ne düşünüyordum ki ? Sen en çok babanı seviyorsun ve onun gibi de canavarsın ! Sadece zevk için bile birini öldüre bilirsin.''

Beni pislik bir gibi görmesi hoşuma gitmedi. Kalbim acıdı ve öfkelendim. Annemin zayıf bir zihni vardı ve sadece sözlerimle bile onu yenebilirdim, ancak onunla tartışmayı sevmiyordum. Onu sevdiğim için henüz başlamamış tartışmayı kazanmasına izin verdim, onun için her konuda kaybetmeye hazırdım ve bu yüzden arkamı dönerken sadece ''Ben sadece kendimi seviyorum.'' diye cevap verdim ve yürümeye devam ettim. Sadece kendimi sevdiğim kısım büyük bir yalandı, ben annemi de babamı da kendimden bile daha çok seviyordum ama söyleyecek başka bir cevabım yoktu.

Annem onu sevdiğime asla inanmıyordu ve babamı sevdiğimi söylediğim zamanlarda ise benden biraz daha nefret ediyordu. Benden nefret etmesini istemiyordum yada onu sevdiğimi kanıtlamaya çalışırken onunla tartışmakta istemiyordum. Bu yüzden verebileceğim en iyi cevap buydu.

''Tıpkı baban gibisin. Kendini mükemmel sanıyorsun !''

''Sanmıyorum, ben zaten mükemmelim''

''Sen sadece iğrenç bir canavarsın !''

Ben canavar değilim !

Kadife kadar yumuşak sesi, vücuduma bir kırbaç gibi çarpıp her yerimi yaraladı. Dişlerimi kırarcasına bir birine bastırdım ve kendimi susmaya zorlarken adımlarımı hızlandırdım. Annemden uzaklaşmıştım ama hala onun sesini duyuyordum 'Sen sadece iğrenç bir canavarsın !'

Bölüm sonu

8 yorum