BÖLÜM 4
Eskisi Kadar Yakın
Sabah güneşi şehrin çatılarının üzerinden yükselirken Gon çoktan uyanmıştı.
Kaldıkları küçük hanın önündeki merdivenlerde oturuyor, elindeki ekmeği yerken sokağı izliyordu.
Killua ise hâlâ odasındaydı.
Gon birkaç saniye kapıya baktı.
Sonra ayağa kalktı.
Kapıyı çaldı.
Cevap gelmedi.
Bir kez daha çaldı.
"Killua?"
Sessizlik.
Gon kapıyı biraz araladı.
"Uyuyor musun?"
Yataktaki Killua gözlerini açtı.
"Şimdi uyumuyorum."
Gon içeri girdi.
"İyi."
Killua doğruldu.
"Ne oldu?"
"Kahvaltı."
"Birazdan inerim."
Gon yatağın kenarına oturdu.
"Ben beklerim."
Killua ona baktı.
"Sen niye burada bekliyorsun?"
"Çünkü birlikte yiyeceğiz."
"Sen aşağıda yiyebilirdin."
"İstemedim."
Killua birkaç saniye sustu.
Gon bunu söylerken o kadar doğal davranıyordu ki, sanki aradan dört yıl geçmemişti.
Sanki hâlâ yan yana oldukları o eski günlerden biriydi.
Killua'nın içi hafifçe burkuldu.
"Tamam."
Hazırlanıp aşağı indiler.
---
Kahvaltı boyunca Gon durmadan konuştu.
Dört yıl içinde gördüğü yerlerden bahsetti.
Bir adada karşılaştığı dev kaplumbağalardan.
Bir dağ köyündeki tuhaf Nen kullanıcısından.
Ging'le yaptığı yolculuklardan.
Sonra Killua'ya döndü.
"Sen ne yaptın?"
Killua çayından bir yudum aldı.
"Çok şey."
"Anlat."
"Çoğu sıkıcı."
"Ben karar veririm."
Killua güldü.
"Tamam."
Anlatmaya başladı.
Bazı görevlerini ayrıntılı anlatmadı.
Bazılarını ise yalnızca birkaç cümleyle geçti.
Gon onu dikkatle dinliyordu.
Arada soru soruyor, bazen şaşırıyor, bazen de gülüyordu.
Killua konuşurken bir noktada durdu.
"Neden öyle bakıyorsun?"
Gon şaşırdı.
"Nasıl?"
"Öyle."
Gon birkaç saniye düşündü.
"Seni dinliyorum."
"Biliyorum."
"O zaman?"
Killua başını çevirdi.
"Hiç."
Gon omuz silkti.
"Tamam."
Sonra konuşmaya devam etti.
Killua ise içinden düşündü:
Bana eskisi gibi bakıyor.
Bu düşünce nedense onu hem rahatlatıyor hem de huzursuz ediyordu.
---
Kahvaltıdan sonra şehirden ayrılmaya karar verdiler.
Gon çantasını sırtına geçirdi.
Killua onu izledi.
"Çantan ağır mı?"
"Hayır."
"Ver."
"Niye?"
"Taşırım."
"Ben taşıyabilirim."
"Biliyorum."
Killua elini uzattı.
"Ama yine de ver."
Gon birkaç saniye düşündü.
Sonra çantayı çıkardı ve Killua'ya verdi.
Killua çantayı tek eliyle aldı.
Gon gözlerini büyüttü.
"Gerçekten güçlenmişsin."
Killua sırıttı.
"Yeni mi fark ettin?"
"Hayır. Ama çantamı kaldırırken..."
"Ne?"
"Eskiden ikimiz sırayla taşırdık."
Killua'nın yüzündeki gülümseme biraz yumuşadı.
"Evet."
Gon yürümeye başladı.
Killua da yanında ilerledi.
Bir süre sonra Gon yavaşladı.
Killua da farkında olmadan hızını ona göre ayarladı.
Gon bunu fark etti.
"Sen hâlâ benim hızımda yürüyorsun."
Killua kaşını kaldırdı.
"Fark etmedim."
"Ben ettim."
"Eskiden de böyle yapardım."
Gon gülümsedi.
"Hatırlıyorum."
Killua sustu.
Ben de.
---
Öğlene doğru şehirden tamamen uzaklaştılar.
Yolun kenarında küçük bir dere vardı.
Gon bir anda durdu.
"Burada dinlenelim."
Killua çantasını yere bıraktı.
"Tamam."
Gon suyun kenarına oturdu.
Killua onun yanına geçti.
Aralarında fazla mesafe yoktu.
Gon ayağını suya soktu.
"Çok soğuk."
"Tabii ki soğuk."
"Sen de dene."
"Hayır."
Gon Killua'ya baktı.
"Eskiden denerdin."
"Eskiden daha aptaldım."
"Hayır."
Gon gülümsedi.
"Eskiden daha eğlenceliydin."
Killua ona baktı.
"Şimdi değil miyim?"
"Şimdi de eğlencelisin."
"Ne kadar?"
Gon düşündü.
"Yüzde seksen."
Killua güldü.
"Yüzde yirmi nerede?"
"Çok fazla düşünüyorsun."
"Bu kötü bir şey değil."
"Senin için kötü."
"Niye?"
"Çünkü bazen düşünürken çok sessiz oluyorsun."
Killua sustu.
Gon başını ona çevirdi.
"Şimdi olduğu gibi."
Killua bakışlarını kaçırdı.
"Ne düşünüyorsun?"
"Hiç."
Gon birkaç saniye onu izledi.
Sonra başını Killua'nın omzuna yasladı.
Killua tamamen dondu.
Gon ise bunu son derece doğal bir hareketmiş gibi yaptı.
"Biraz dinlenelim."
Killua'nın gözleri büyüdü.
"Go..."
Gon gözlerini kapatmıştı.
"Ne?"
Killua'nın sesi çıkmadı.
Dört yıl önce bu hareket sıradan olurdu.
Gon yorulduğunda Killua'nın yanında otururdu.
Bazen omzuna yaslanırdı.
Bazen uyuyakalırdı.
Killua da hiçbir şey söylemezdi.
Ama şimdi...
Gon'un başının omzundaki ağırlığını hissediyordu.
Saçları hafifçe boynuna değiyordu.
Killua gözlerini kapattı.
Bu neden şimdi farklı geliyor?
Cevabı biliyordu.
Çünkü Gon artık çocuk değildi.
Kendisi de değildi.
Killua başını hafifçe yana çevirdi.
Gon uyumamıştı.
Sadece gözlerini kapatmıştı.
"Killua."
"Hm?"
"Burada olmak güzel."
Killua'nın sesi yumuşadı.
"Evet."
"Uzun zamandır böyle rahat hissetmemiştim."
Killua bir süre cevap vermedi.
Sonra:
"Ben de."
Gon gözlerini açtı.
Başını kaldırmadan sordu:
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
Gon gülümsedi.
Sonra tekrar gözlerini kapattı.
Killua'nın kalbi yine hızlandı.
Bunu yapma.
Bunu söylemek istedi.
Ama söylemedi.
Çünkü Gon hiçbir şeyin farkında değildi.
Onun için bu yalnızca Killua'nın yanında rahat olmak demekti.
Killua ise kendi duygularının içinde giderek daha fazla kayboluyordu.
---
Bir süre sonra Gon başını kaldırdı.
"Devam edelim mi?"
Killua ayağa kalktı.
"Edelim."
Gon da kalktı.
Çantayı Killua aldı.
Gon elini uzattı.
"Ver."
"Hayır."
"Ben taşıyacağım."
"Ben taşıyorum."
"İkimiz taşıyalım."
Killua çantanın bir sapını Gon'a verdi.
İkisi aynı anda çantayı tutarak yürümeye başladılar.
Gon güldü.
"Bu daha iyi."
Killua da güldü.
"Çok saçma."
"Eskiden de böyle yapardık."
"Evet."
Gon ona baktı.
"Killua."
"Ne?"
"Sanki hiç ayrılmamışız gibi."
Killua'nın adımları bir anlığına yavaşladı.
Gon bunu fark etmedi.
"Garip değil mi?"
Killua birkaç saniye sessiz kaldı.
"Biraz."
"Ben garip bulmuyorum."
"Neden?"
Gon omuz silkti.
"Çünkü sen hâlâ Killua'sın."
Killua ona baktı.
Gon devam etti:
"Ben de hâlâ Gon'um."
Sonra gülümsedi.
"Sanırım bazı şeylerin değişmesine gerek yok."
Killua'nın içinde sıcak bir his yayıldı.
Ama aynı anda başka bir düşünce de belirdi.
Bazı şeyler değişti.
Ve bunu yalnızca ben fark ediyorum.
Gon önden yürümeye başladı.
Bir süre sonra arkasını döndü.
"Geliyor musun?"
Killua gülümsedi.
"Evet."
Ve peşinden yürüdü.
Fakat bu kez Killua'nın aklında tek bir soru vardı:
Gon böyle yakın davranmaya devam ederse, ben hissettiklerimi daha ne kadar saklayabilirim?
NOT;EVET!biliyorum hepimiz şuan killuanın hislerinden mutluyuz.dogrusu Gön un masumiyetini koruyacağım ama istenirse Gön un daha yaramaz olduğu bir au yazarım;)
-DEVAM EDECEK-
