BÖLÜM 5
Dört Yılın Sessizliği
Gün batımına doğru şehirden ayrıldılar.
Şehrin son evleri arkalarında kalırken Gon derin bir nefes aldı.
"Sonunda."
Killua ona baktı.
"Neyden kurtuldun?"
"Kalabalıktan."
"Az önce bütün gün kalabalığın içinde dolaşmak isteyen sendin."
"Evet."
"Ve şimdi şikâyet ediyorsun."
"Fikrimi değiştirdim."
Killua başını salladı.
"Hiç değişmemişsin."
Gon gülümsedi.
"Sen de bunu çok söylüyorsun."
"Çünkü doğru."
Bir süre yan yana yürüdüler.
Güneş yavaş yavaş ufka yaklaşırken gökyüzü turuncu ve mor tonlara bürünüyordu.
Gon önündeki patikaya baktı.
"Bu gece burada kamp yapalım."
Killua çevreyi inceledi.
"Olur."
Bir süre sonra küçük, düz bir alan buldular.
Killua çevreyi kontrol etti.
"Güvenli."
Gon çantasını yere bıraktı.
"Harika."
Odun toplamaya başladı.
Killua onu izledi.
"Ben hallederim."
"İkimiz daha hızlı oluruz."
"Sen hâlâ her şeyi birlikte yapmaya çalışıyorsun."
Gon gülümsedi.
"Evet."
Killua cevap vermedi.
Çünkü bu basit kelime bile geçmişten bir şeyleri geri getirmişti.
---
Ateş yandığında gece çoktan çökmüştü.
Gon ateşin karşısına oturdu.
Killua da yanına geçti.
Bir süre sadece ateşin çıtırtısı duyuldu.
Gon ellerini başının arkasında birleştirdi.
"Garip."
"Ney?"
"Seninle tekrar oturmak."
Killua ateşe baktı.
"Ben de garip buluyorum."
"İyi bir gariplik."
"Evet."
Gon bir süre sessiz kaldı.
Sonra Killua'ya baktı.
"Dört yılda neler yaptığını gerçekten bilmek istiyorum."
Killua ona baktı.
"Bir kısmını anlattım."
"Çoğunu değil."
Killua hafifçe güldü.
"Sen de çoğunu anlatmadın."
"Benimkiler daha sıkıcı."
"Senin hayatının sıkıcı olduğuna inanmıyorum."
Gon başını eğdi.
"Babamla yollarımızı ayırdıktan sonra bir süre ne yapacağımı bilemedim."
Killua sessizce dinledi.
"İlk başta yalnız kalmak istedim. Dünyayı kendim keşfetmek istedim. Birilerinin beni bir yere götürmesini istemedim."
Gon ateşe baktı.
"Sonra fark ettim ki yalnız olmak sandığım kadar kolay değilmiş."
Killua'nın gözleri hafifçe değişti.
"Zor muydu?"
"Bazen."
"Ne zaman?"
Gon düşündü.
"Bir şey olduğunda."
"Ne gibi?"
"Bir şey gördüğümde."
Killua kaşını kaldırdı.
"Anlamadım."
Gon gülümsedi.
"Mesela çok güzel bir yer gördüğümde."
Bir an durdu.
"Ya da çok güzel yemek yediğimde."
Killua güldü.
"Bu çok ciddi bir örnek."
"Ben ciddiyim."
"Tamam."
"Bir şey olduğunda ilk düşündüğüm kişi sen oluyordun."
Killua'nın gülümsemesi kayboldu.
Gon devam etti.
"Bir keresinde denizin ortasında inanılmaz büyük bir balık gördüm. Saatlerce onu takip ettim."
Killua hafifçe gülümsedi.
"Tabii ki."
"Sonra onu sana anlatmak istedim."
Killua ateşe baktı.
Gon'un sesi devam ediyordu.
"Sonra başka bir yerde çok garip bir meyve buldum. Onu da sana anlatmak istedim."
"Ve?"
"Bir sürü şey."
Gon omuz silkti.
"Sanırım alışmışım."
"Neye?"
"Seninle bir şeyleri paylaşmaya."
Killua cevap vermedi.
Ateşin ışığı yüzünün bir tarafını aydınlatıyor, diğer tarafını gölgede bırakıyordu.
Gon bir süre ona baktı.
"Sen?"
Killua başını kaldırdı.
"Ben ne?"
"Beni düşündün mü?"
Killua'nın nefesi kısa bir anlığına kesildi.
Gon bunu tamamen doğal bir merakla sormuştu.
Killua cevap vermeden önce ateşe baktı.
"Her zaman değil."
Gon başını salladı.
"Ben de."
Killua ona baktı.
Gon devam etti:
"Ama çok kez."
Killua hafifçe gülümsedi.
"Ben de."
Sonra sessizlik.
Killua'nın zihninde dört yılın görüntüleri birbirine karışmaya başladı.
Boş otel odaları.
Yolculuklar.
Görevler.
Sessiz geceler.
Ve Gon.
Bazen yanında.
Bazen çok uzakta.
Bazen yalnızca bir anı olarak.
Killua içinden düşündü:
Ben onu gerçekten çok özlemişim.
Bu düşünce artık inkâr edilemeyecek kadar açıktı.
Ama bunun ötesinde bir şey vardı.
Henüz adını koyamadığı bir şey.
---
Gece ilerledi.
Gon sırtını çantasına yasladı.
"Killua."
"Hm?"
"Hatırlıyor musun?"
"Neyi?"
"İlk tanıştığımız zamanı."
Killua güldü.
"Nasıl unutabilirim?"
"Ben seni ilk gördüğümde çok havalı olduğunu düşünmüştüm."
"Gerçekten mi?"
"Evet."
"Sonra?"
"Sonra çok sinir bozucu olduğunu düşündüm."
Killua kahkaha attı.
"Ben de seni çok garip bulmuştum."
"Güzel."
"Nesi güzel?"
"Çünkü sonra arkadaş olduk."
Killua'nın gülümsemesi yavaşladı.
"Evet."
Gon gökyüzüne baktı.
"Birlikte çok şey yaşadık."
Killua da yukarı baktı.
"Fazlasıyla."
"Chimera Ant."
Killua'nın yüzü ciddileşti.
"Evet."
"Greed Island."
"Evet."
"Exam."
"Onu unutmak mümkün değil."
Gon güldü.
Sonra sesi biraz yavaşladı.
"Her şey çok uzakta gibi."
Killua başını salladı.
"Çünkü dört yıl geçti."
"Çok mu değiştik?"
Killua Gon'a baktı.
"Evet."
Gon ona baktı.
"Ne kadar?"
Killua birkaç saniye düşündü.
"Eskiden senin yanında yürürken seni korumam gerektiğini düşünürdüm."
Gon şaşırdı.
"Şimdi?"
"Şimdi..."
Killua gülümsedi.
"Şimdi yanında yürümek bana yetiyor."
Gon bu cevabı düşündü.
Sonra gülümsedi.
"Ben de senin için aynı şeyi düşünüyorum."
Killua'nın kalbi hızlandı.
Ama Gon çoktan gözlerini kapatmıştı.
"Uykum geldi."
"Uyu."
"Sen?"
"Biraz daha oturacağım."
Gon başını salladı.
"Tamam."
Birkaç dakika sonra nefesi düzenli hâle geldi.
Uyumuştu.
Killua ise ateşin başında yalnız kaldı.
---
Killua Gon'a baktı.
Uyurken yüzü daha genç görünüyordu.
Bir anlığına karşısındaki on sekiz yaşındaki genç kayboldu.
Yerine dört yıl önceki çocuk geldi.
Bir bankta oturan Gon.
Bir şey anlatırken gözleri parlayan Gon.
Koşarken arkasına dönüp:
"Killua, geliyor musun?"
diye soran Gon.
Killua'nın göğsünde bir ağrı oluştu.
Eski Gon'u özlüyorum.
Bunu kabul etmek kolaydı.
Ama sonra Gon'un yüzüne tekrar baktı.
Şimdiki Gon.
Daha güçlü.
Daha sakin.
Daha kendinden emin.
Ve Killua'nın yanında yine aynı güvenle duran Gon.
Ama onu da özlüyorum.
Killua kaşlarını çattı.
Bu düşünce onu rahatsız etmişti.
Çünkü "onu özlemek" basit değildi artık.
Gon'un yanında olmak istemesi...
Onu korumak istemesi...
Onunla konuşmak istemesi...
Onun kendisine güvenmesinden duyduğu mutluluk...
Bunların hepsi eskiden de vardı.
Ama şimdi farklı bir şey daha vardı.
Gon'un yüzüne baktığında kalbinin hızlanması.
Yanına oturduğunda farkında olmadan ona yaklaşmak istemesi.
Gon ona dokunduğunda neden bu kadar dikkat kesildiğini anlayamaması.
Killua gözlerini kapattı.
Bunlar ne?
Kendi kendine cevap vermeye çalıştı.
Arkadaşlık.
Ama cevap fazla kolaydı.
Ve artık ona yeterince inandırıcı gelmiyordu.
Killua gözlerini açtı.
Gon hâlâ uyuyordu.
"Sen hiçbir şeyin farkında değilsin."
Sesi fısıltıdan bile hafifti.
Gon kıpırdamadı.
Killua başını eğdi.
"Belki de iyi."
Bir süre daha onu izledi.
Sonra ateşe döndü.
Dört yıl boyunca bazı şeyleri düşünmemek kolay olmuştu.
Gon uzaktaydı.
Ama şimdi yanındaydı.
Ve uzaklık ortadan kalkınca Killua'nın kendi içinde sakladığı şeyler de sessizce yüzeye çıkmaya başlamıştı.
Killua ilk kez kendisine dürüstçe sordu:
"Ben Gon'u sadece özlemedim."
Bir süre cevap vermedi.
Sonra çok daha zor olan soruyu düşündü.
"Peki onu ne olarak özledim?"
Cevabı henüz bilmiyordu.
Belki bilmekten korkuyordu.
Ateşin ışığı titredi.
Gon uykusunda hafifçe hareket etti.
Killua refleks olarak ona baktı.
Sonra küçük bir gülümsemeyle tekrar ateşe döndü.
Bu gece cevap bulmasına gerek yoktu.
Gon yanındaydı.
Şimdilik bu yeterliydi.
NOT;YEYEEEYY part 1 bittii part 2 de killua ile gonu dahada yakınlaştıracağım. Tahmini 5 part olur ama emin değilim şimdilik byeee
-DEVAM EDECEK-


