İçeriğe geç

Animeden sonra killugon<3

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Animeden sonra killugon<3

Bölüm 3

BÖLÜM 3;ESKİ VE YENİ GON

BÖLÜM 3

Eski ve Yeni Gon

Şehir, ormandan yaklaşık iki saat uzaklıktaydı.

Büyük değildi.

Dar taş sokakları, eski binaları ve birbirine yaslanmış küçük dükkânları vardı. Şehrin merkezindeki meydanda ise kalabalık bir pazar kurulmuştu.

Gon şehre girer girmez durdu.

Killua birkaç adım sonra onun yanında durdu.

"Ne oldu?"

Gon başını çevirdi.

"Acıktım."

Killua gözlerini devirdi.

"Daha iki saat önce yemek yedin."

"İki saat çok uzun."

"Senin midenin zaman algısı gerçekten bozuk."

Gon gülümsedi.

"Sen de acıkmadın mı?"

"Hayır."

Gon birkaç saniye ona baktı.

"Yalan."

Killua kaşını kaldırdı.

"Nereden çıkardın?"

"Bakışından."

"Benim bakışım ne anlatıyor?"

"Yemek istiyorsun."

"İstemiyorum."

"İstiyorsun."

"İstemiyorum."

"İstiyorsun."

Killua iç çekti.

"Tamam. Belki biraz."

Gon zafer kazanmış gibi gülümsedi.

"İşte!"

Killua başını iki yana salladı.

"Sen hiç değişmemişsin."

Gon bunu duyar duymaz ona baktı.

"Öyle mi?"

Killua bir an durdu.

"Biraz."

Gon gülümsedi.

"İyi."

Killua cevap vermedi.

Çünkü aslında kastettiği şey bu değildi.

---

Bir lokantaya girdiler.

Gon hiç düşünmeden menüyü aldı.

"Burada şu var."

Killua karşısındaki sandalyeye oturdu.

"Neymiş?"

"Et."

"Her yerde et var."

"Ama bu farklı."

"Nasıl farklı?"

"Menüde 'özel' yazıyor."

Killua gözlerini kıstı.

"Sen gerçekten 'özel' kelimesine güvenerek yemek mi seçiyorsun?"

"Evet."

"Bu yüzden başına bu kadar iş geliyor."

Gon güldü.

Garson siparişleri aldıktan sonra uzaklaştı.

Killua Gon'u izlemeye başladı.

Gon fark etmeden masadaki çatalı parmaklarının arasında çeviriyordu.

Çocukken de böyle yapardı.

Bir şey beklerken.

Bir yere gitmek üzereyken.

Heyecanlandığında.

Killua'nın gözleri birkaç saniye onun ellerinde kaldı.

Sonra yüzüne baktı.

Gon'un yüzü artık daha olgundu.

Çenesinin çizgisi belirginleşmişti.

Omuzları genişlemişti.

Bakışları daha sakindi.

Ama gülümsediğinde...

Killua'nın göğsünde tuhaf bir his oluştu.

Yine aynı.

Gon hâlâ aynı şekilde gülümsüyordu.

Ama değildi.

Tam olarak değildi.

Killua gözlerini kaçırdı.

Eski Gon böyle değildi.

Dört yıl önceki Gon'un yüzü zihninde canlandı.

Daha yuvarlak.

Daha çocukça.

Daha düşüncesiz.

Killua onun yanında yürürdü.

Gon bir anda bir şey görür, heyecanla Killua'nın kolunu tutardı.

"Killua, şuna bak!"

Sonra onu bir yere sürüklerdi.

Killua istemediğini söylerdi.

Ama yine de giderdi.

Her seferinde.

Çünkü Gon'un yanında olmak istemek için bir bahaneye ihtiyacı yoktu.

O zamanlar bunu düşünmemişti.

Belki düşünmek istememişti.

Sadece Gon'un yanında olmak normal geliyordu.

Şimdi ise...

Karşısında oturan kişi on sekiz yaşındaydı.

Killua da on sekizdi.

Ve dört yıl önce fark etmediği bazı şeyler artık gözünün önünde fazlasıyla belirgindi.

Gon başını kaldırdı.

"Niye bana bakıyorsun?"

Killua bir anda toparlandı.

"Bakmıyorum."

"Bakıyordun."

"Hayır."

"Evet."

"Yemeğini bekle."

Gon gülümsedi.

"Yine kaçıyorsun."

Killua içinden geçirdi:

Keşke gerçekten sadece sorundan kaçıyor olsaydım.

---

Yemek geldi.

Gon tabağa baktı.

"Vay."

Killua kaşını kaldırdı.

"Ne?"

"Bu çok büyük."

"Az önce acıktığını söylüyordun."

"Evet."

"Bitirebilecek misin?"

Gon gururla gülümsedi.

"Tabii."

On dakika sonra Gon hâlâ yiyordu.

Killua ise tabağını bitirmiş, onu izliyordu.

"Yardım edeyim mi?"

Gon başını kaldırdı.

"Hayır."

"Yarısını bile bitiremedin."

"Bitireceğim."

"Çocukken de böyleydin."

Gon durdu.

"Çocukken?"

Killua fark etmeden gülümsedi.

"Evet."

Sonra bir an sustu.

"Eskiden de bir şeyin altından kalkamayacağını kabul etmezdin."

Gon güldü.

"Çünkü kalkardım."

"Çoğunlukla."

"Çoğunlukla mı?"

"Bazen seni kurtarmam gerekirdi."

Gon şaşkınlıkla baktı.

"Ben seni daha çok kurtardım."

"Hayır."

"Evet."

"Hayır."

"Killua."

"Gon."

İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.

Sonra aynı anda güldüler.

Killua'nın gülümsemesi uzun sürdü.

Çünkü o anda eski Gon'u yeniden görmüş gibi olmuştu.

Aynı tartışma.

Aynı inat.

Aynı bakış.

Aynı ses.

Ama sonra Gon başını kaldırıp ona baktığında Killua yine o farkı hissetti.

Hayır.

Bu eski Gon değil.

Bu yeni Gon.

Ve garip olan şuydu:

Killua eski Gon'u özlüyordu.

Ama karşısındaki yeni Gon'u da...

çok seviyordu.

Bu düşünce zihninden geçer geçmez Killua'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Seviyorum.

Kelime zihninde yankılandı.

Killua hemen başka tarafa baktı.

Arkadaş olarak.

Kendi kendine cevap verdi.

Ama içindeki başka bir ses buna inanmadı.

---

Öğleden sonra şehirde dolaşmaya başladılar.

Gon bir dükkânda garip bir bıçak gördü.

"Killua."

"Hayır."

"Ben daha bir şey söylemedim."

"Ne söyleyeceğini biliyorum."

"Alabilir miyiz?"

"Hayır."

"Ben alırım."

"Hayır."

"Param var."

"Senin para harcama konusunda korkunç bir zevkin var."

Gon bıçağı eline aldı.

Killua yanına geldi.

"Ver."

"Neden?"

"Çünkü yanlış tutuyorsun."

Killua Gon'un elindeki bıçağı düzeltti.

Parmakları kısa süreliğine Gon'un eline değdi.

Killua bir anda durdu.

Gon hiçbir şey fark etmedi.

"Ne?"

Killua elini hemen çekti.

"Hiç."

Gon bıçağa baktı.

"Nasıl tutmalıyım?"

Killua derin bir nefes aldı.

"Şöyle."

Bıçağı tekrar gösterdi.

Gon dikkatle onu izledi.

Killua'nın kalbi gereksiz yere hızlı atıyordu.

Bu saçmalık.

Dört yıl önce Gon'un elini tuttuğunda hiçbir şey düşünmezdi.

Çünkü o zaman Gon...

Gon'du.

Şimdi ise aynı insanın eli, aynı yüzü, aynı sesi Killua'nın içinde başka bir yankı oluşturuyordu.

Gon bıçağı yerine koydu.

"Almayacağım."

Killua şaşırdı.

"Neden?"

"İhtiyacım yok."

"Sonunda akıllandın."

Gon güldü.

"Belki senden etkilenmişimdir."

Killua istemeden gülümsedi.

"Tehlikeli bir alışkanlık."

---

Akşamüstü şehir meydanındaki çeşmenin kenarına oturdular.

Kalabalık yavaş yavaş azalıyordu.

Gon elindeki içeceği sallarken gökyüzünü izliyordu.

"Killua."

"Hm?"

"Bugün güzel."

Killua ona baktı.

"Evet."

"Uzun zamandır böyle bir gün geçirmemiştim."

Killua sessiz kaldı.

Gon devam etti.

"Bir görev için şehirdeyiz ama acelemiz yok. Yemek yedik. Dolaştık. Kavga etmedik."

Killua kaşını kaldırdı.

"Bir bıçak yüzünden neredeyse kavga edecektik."

"Sen benimle kavga etmezdin."

"Eskiden."

Gon ona baktı.

"Şimdi de etmem."

Killua hafifçe gülümsedi.

"Umarım."

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Gon başını Killua'ya çevirdi.

"Mutlu musun?"

Killua'nın yüzündeki ifade değişti.

"Ne?"

"Şu an."

Gon soruyu tekrar etti.

"Şu an mutlu musun?"

Killua cevap vermeden önce meydandaki insanlara baktı.

"Sanırım."

Gon gülümsedi.

"Ben mutluyum."

Killua ona baktı.

"Niye?"

Gon çok doğal bir şekilde cevap verdi.

"Çünkü sen buradasın."

Killua'nın kalbi bir anlığına duracakmış gibi oldu.

Gon ise hiçbir şey olmamış gibi gökyüzüne dönmüştü.

Killua onu izledi.

İşte sorun bu.

Gon bunu söylerken ne yaptığının farkında değildi.

Onun için bu yalnızca bir gerçekti.

Killua ise o basit cümlenin içinde kaybolmuştu.

Dört yıl boyunca kendine kurduğu bütün duvarlar sanki aynı anda çatlamıştı.

Çocukken hissettiği o bağlılık...

O sahiplenme isteği...

Gon'un yanında olduğunda gelen huzur...

Onu kaybetme korkusu...

Hepsi geri dönüyordu.

Ama artık çocuk değillerdi.

Ve Killua ilk kez bu duyguların yalnızca arkadaşlık olmayabileceğini düşünmeye cesaret etti.

Gon ona baktı.

"Ne oldu?"

Killua hemen başını çevirdi.

"Hiçbir şey."

"Yine mi?"

"Evet."

Gon güldü.

"Sen gerçekten çok değişmişsin."

Killua hafifçe gülümsedi.

"Sen de."

Gon ayağa kalktı.

"Yarın ne yapacağız?"

Killua da ayağa kalktı.

"Bilmem."

"Birlikte karar veririz."

Killua bir an ona baktı.

Sonra başını salladı.

"Birlikte."

Gon yürümeye başladı.

Killua onun birkaç adım arkasından baktı.

Gon'un yürüyüşü.

Saçları.

Omuzları.

Gülümsemesi.

Her şey hem tanıdıktı hem yabancı.

Killua içinden sessizce geçirdi:

Eski Gon'u özlüyorum.

Sonra Gon arkasını dönüp ona seslendi.

"Killua! Geliyor musun?"

Killua'nın yüzünde küçük bir gülümseme oluştu.

Ama yeni Gon'u da kaybetmek istemiyorum.

"Geliyorum."

Ve onun peşinden yürüdü.

NOT;sonunda duygusallık dostum killua biraz daha aşık ol!! Herneyse bu shipi tekrar sevdim

-DEVAM EDECEK-

Bölüm sonu

2 yorum