BÖLÜM 2
Tekrar Yan Yana
Sabah olmak üzereydi.
Ormanın üzerindeki karanlık yavaş yavaş inceliyor, gökyüzünün rengi siyaha yakın lacivertten griye dönüyordu.
Gon bir kayanın üzerinde oturmuş, önündeki görev dosyasını inceliyordu.
Killua ise birkaç metre ötede, ağacın gövdesine yaslanmıştı.
Aradan yaklaşık yarım saat geçmişti.
İkisi de birbirine alışmaya çalışıyor gibiydi.
Dört yıl boyunca ayrı kalmışlardı.
Şimdi aynı ormanda, aynı görevin ortasında yan yana duruyorlardı.
Garip olan şey, sessizliğin rahatsız edici olmamasıydı.
Gon dosyayı kapattı.
"Yani..."
Killua gözlerini açmadan cevap verdi.
"Yani?"
"Gerçekten profesyonel suikastçı oldun."
Killua gözlerini açtı.
"Oldum."
Gon ona baktı.
"Ne zamandır?"
"Dört yıldır."
"Dört yıl boyunca mı?"
"Tam olarak değil."
Killua kollarını bağladı.
"İlk zamanlar daha çok eğitim aldım. Sonra küçük işler. Sonra daha ciddi görevler. Son iki yıldır da düzenli olarak çalışıyorum."
Gon başını yana eğdi.
"Ve bundan memnun musun?"
Killua birkaç saniye sustu.
"Bu soruyu neden soruyorsun?"
"Çünkü merak ediyorum."
"Eskiden de çok meraklıydın."
"Sen de eskiden sorularıma cevap verirdin."
"Şimdi de veriyorum."
"Hayır. Şimdi cevap vermeden önce üç kere düşünüp konuyu değiştiriyorsun."
Killua hafifçe gülümsedi.
"Demek hâlâ beni okuyabiliyorsun."
Gon da gülümsedi.
"Biraz."
Killua kayanın yanına gelip oturdu.
"Sen de değişmişsin."
Gon kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl?"
"Eskisinden daha sakinsin."
"Öyle mi?"
"Evet."
Killua Gon'u birkaç saniye inceledi.
"Eskiden bir şey istediğinde doğrudan üzerine atlardın. Önünü düşünmezdin. Şimdi önce etrafına bakıyorsun. İnsanların ne yaptığını izliyorsun. Nen'ini gereksiz yere açmıyorsun."
Gon hafifçe şaşırdı.
"Fark ettin."
"Tabii ki fark ettim."
"Sen de değişmişsin."
Killua gülümsedi.
"İyi anlamda mı?"
Gon düşündü.
"Çok daha hızlısın."
Killua'nın kaşı kalktı.
"Çok mu belli oldu?"
"İlk hareketini neredeyse göremedim."
"İlk hareketimi mi?"
"Evet."
Gon'un yüzünde ciddi bir ifade belirdi.
"Killua, dürüst olayım. Seni gördüğümde güçlü olduğunu biliyordum. Ama o üç adamı etkisiz hâle getirişini izlediğimde..."
Bir an durdu.
"Gerçekten şaşırdım."
Killua'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
"Sen de beni şaşırttın."
"Ben mi?"
"Ormana geldiğinde seni hissettim."
Gon dikkat kesildi.
"Ne kadar uzaktan?"
"Yaklaşık üç yüz metre."
"Ve?"
"Önce kim olduğunu anlayamadım."
Killua gözlerini Gon'a çevirdi.
"Sonra aura'nı hissettim."
Gon sessiz kaldı.
Killua devam etti.
"Eskiden senden gelen aura çok daha düzensizdi. Güçlüydü ama kontrolü zayıftı. Şimdi..."
Killua kısa bir nefes aldı.
"Şimdi çok farklı."
Gon'un yüzünde küçük bir gurur ifadesi oluştu.
"İyi anlamda?"
"Fazlasıyla."
Killua hafifçe başını salladı.
"Sen Nen'ini sadece güçlendirmemişsin. Onu anlamışsın."
Gon'un yüzündeki ifade yumuşadı.
"Sen de."
Killua baktı.
Gon devam etti.
"Senin auranda da eskiden olmayan bir şey var."
"Neymiş?"
"Kararlılık."
Killua güldü.
"Bu biraz garip bir kelime."
"Neden?"
"Çünkü eskiden de kararlıydım."
"Evet ama..."
Gon düşündü.
"Eskiden bir şeyi yaparken içinde hep başka bir şey daha vardı."
Killua sustu.
Gon devam etti.
"Kendini korumak. Birini korumak. Kaçmak. Bazen ne istediğini anlamaya çalışmak."
Killua'nın gözleri hafifçe daraldı.
"Şimdi?"
"Şimdi ne yaptığını biliyorsun."
Bir süre ikisi de konuşmadı.
Killua başını öne eğdi.
"Sanırım."
Gon ona baktı.
"Alluka'yı özlüyor musun?"
Killua'nın yüzündeki ifade değişti.
"Evet."
Cevap bu kez çok hızlı gelmişti.
"Her gün değil."
Killua ellerini dizlerinin üzerinde birleştirdi.
"Ama bazı günler... çok."
Gon başını salladı.
"Anlıyorum."
"Gerçekten mi?"
"Evet."
Killua ona baktı.
"Sen kimi özlüyorsun?"
Gon cevap vermedi.
Killua birkaç saniye bekledi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Tamam. Cevap vermek istemiyorsan..."
"Seni."
Killua sustu.
Gon gözlerini kaçırmadı.
"Seni özledim."
Killua'nın yüzündeki ifade bir anlığına tamamen kayboldu.
Gon devam etti.
"Yolculuk sırasında çok fazla insan tanıdım. Bir sürü farklı yerde bulundum. Çok güçlü insanlarla dövüştüm. Bazen çok eğlendim. Bazen zor zamanlar geçirdim."
Gon'un sesi sakinleşti.
"Ama bir şey olduğunda bunu sana anlatmak istedim."
Killua hiçbir şey söylemedi.
"Bir şeyi ilk kez gördüğümde senin de görmeni istedim. Bir şeyi öğrendiğimde sana anlatmak istedim. Bir dövüşü kazandığımda..."
Gon gülümsedi.
"Senin ne diyeceğini merak ettim."
Killua gözlerini kapattı.
"Sen hiç değişmeyeceksin."
"Değiştim."
"Hayır."
Killua gözlerini açtı.
"Değiştin. Ama bazı şeylerde hiç değişmedin."
Gon gülümsedi.
"Sen de."
---
Ormanın kuzeyinden bir ses geldi.
İkisi aynı anda başlarını çevirdi.
Killua ayağa kalktı.
"Görev."
Gon da ayağa kalktı.
"Sonunda."
Killua dosyadaki haritayı açtı.
"Hedefimiz şu vadinin sonunda."
"Kaç kişi?"
"İki kişi."
"İki mi?"
"Dosyada öyle yazıyor."
Gon gülümsedi.
"İki kişiyi iki kişi hallederiz."
Killua haritayı kapattı.
"Bu kadar kolay olsaydı beni çağırmazlardı."
"Ben de buradayım."
"İşte bundan korkuyorum."
Gon güldü.
"Benim neyim var?"
"Fazla cesursun."
"Bu kötü bir şey mi?"
"Senin durumunda genellikle."
İkisi birlikte yürümeye başladı.
---
Vadiye vardıklarında iki Nen kullanıcısı onları fark etti.
Biri uzun boylu, ağır yapılı bir adamdı.
Diğeri ise elinde zincir taşıyordu.
Adam Gon'a baktı.
"İki çocuk mu?"
Killua'nın yüzünde hafif bir tebessüm oluştu.
Gon ise başını yana eğdi.
"Çocuk?"
Killua fısıldadı.
"Takılma."
"Takılmıyorum."
"Yüzünden belli."
"Benim yüzüm ne anlatıyor?"
"Birazdan ona saldıracağını."
Gon gülümsedi.
"Doğru."
Adam ileri atıldı.
Killua anında kayboldu.
Gon da aynı anda hareket etti.
Dört yıl önce olsa belki ikisi de aynı hedefe saldırırdı.
Bu kez olmadı.
Gon adamın önünü kapatırken Killua arkasına geçti.
Adam dönmeye çalıştı.
Gon saldırıyı durdurdu.
Killua boşluğu değerlendirdi.
Adam geriye savruldu.
Diğer Nen kullanıcısı zincirini savurdu.
Gon eğildi.
Zincir başının üzerinden geçti.
Killua zinciri yakaladı.
Adam şaşkınlıkla baktı.
"Nasıl—"
Killua zinciri bırakmadan gülümsedi.
"Çok yavaş."
Elektrik Killua'nın parmaklarından yayıldı.
Adamın hareketleri bir anda durdu.
Gon bunu görünce gözleri büyüdü.
"Killua..."
Killua zinciri bıraktı.
"Ne?"
"Bu teknik..."
"Yeni."
"Ne kadar hızlı?"
Killua omuz silkti.
"Senin gördüğün kadar."
Gon'un gözleri parladı.
"Harika."
"Şimdi mi heyecanlandın?"
"Evet."
"Önümüzde hâlâ düşman var."
"Biliyorum."
Gon döndü.
İlk adam çoktan ayağa kalkmıştı.
Gon'un yüzündeki ifade değişti.
Aura'sı bir anda yoğunlaştı.
Killua bunu hisseder hissetmez birkaç adım geri çekildi.
"Vay canına."
Gon yumruğunu sıktı.
"Jajanken..."
Killua gülümsedi.
"Eski dostumuzu görmek güzel."
Gon ileri atıldı.
Saldırı doğrudan rakibin savunmasına çarptı.
Yer sarsıldı.
Adam geriye doğru savruldu ve birkaç metre ötede yere düştü.
Killua sessizce ıslık çaldı.
"Tamam."
Gon döndü.
"Ne?"
"Bu hiç normal değildi."
Gon güldü.
"Senin hızın da normal değildi."
"Ben ciddi söylüyorum."
"Ben de."
Killua Gon'a baktı.
Sonra başını iki yana salladı.
"Gerçekten güçlenmişsin."
Gon'un yüzünde gururlu bir gülümseme belirdi.
"Sen de."
---
Birkaç dakika sonra görev tamamlanmıştı.
İki hedef etkisiz hâle getirilmiş, araştırma ekibinin nerede olduğu öğrenilmişti.
Gon ve Killua vadinin dışındaki bir kayanın üzerinde oturuyordu.
Görev düşündüklerinden kısa sürmüştü.
Ama ikisinin de aklında aynı şey vardı.
Birlikte dövüşmek.
Gon sessizliği bozdu.
"Garipti."
"Ne?"
"Birlikte savaşmak."
Killua başını çevirdi.
"Kötü mü?"
"Hayır."
Gon düşündü.
"Tam tersine."
Bir süre sustu.
"Sen hareket ettiğinde nerede olacağını tahmin edebildim."
Killua hafifçe gülümsedi.
"Ben de."
"Hiç konuşmadan."
"Eskiden de böyleydik."
"Evet."
Gon gökyüzüne baktı.
"Sanırım dört yıl bizi tamamen değiştirmemiş."
Killua başını salladı.
"Değiştirmiş."
Gon ona baktı.
Killua devam etti.
"Eskiden birbirimizin yanında güçlü oluyorduk."
"Şimdi?"
"Şimdi zaten güçlüyüz."
Killua kısa bir süre sustu.
"Yan yana geldiğimizde ise..."
Gon bekledi.
Killua gülümsedi.
"Birbirimizin ne kadar güçlendiğini fark ediyoruz."
Gon güldü.
"Bu güzel bir şey."
"Evet."
Killua başını geriye yasladı.
"Seninle gurur duyuyorum, Gon."
Gon'un gülümsemesi yavaşça durdu.
"Gerçekten mi?"
Killua ona baktı.
"Gerçekten."
Gon birkaç saniye sustu.
Sonra gülümsedi.
"Ben de seninle gurur duyuyorum."
Killua gözlerini kaçırdı.
"Sağ ol."
"Killua."
"Hm?"
"Bir daha böyle dört yıl ortadan kaybolma."
Killua ona baktı.
Gon bu kez gülümsemiyordu.
"Şaka yapmıyorum."
Killua'nın yüzündeki ifade yumuşadı.
"Tamam."
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
"Çünkü..."
Gon bir an durdu.
"Bir dahaki sefere seni bulmak için dört yıl beklemek istemiyorum."
Killua sessizce ona baktı.
Sonra küçük bir gülümseme belirdi yüzünde.
"Ben de."
Gon ayağa kalktı.
"Şimdi ne yapacağız?"
Killua da ayağa kalktı.
"Bilmem."
Gon birkaç saniye düşündü.
"Benim planım yok."
"Benim de."
Gon gülümsedi.
"O zaman birlikte bir plan yaparız."
Killua ona baktı.
Dört yıl önce olsa hiç düşünmeden kabul ederdi.
Şimdi ise cevap vermeden önce birkaç saniye durdu.
Sonra:
"Olur."
İki genç yeniden yürümeye başladı.
Bu kez görev için değil.
Nereye gideceklerini ikisi de bilmiyordu.
Ama ilk kez, bunun önemli olmadığını hissediyorlardı.
NOT;bu daha başlangıç onları daha samimi yapacağım c.ai kullanıcısıyım tabiki yaratıcıyım ama direkt konuya girmek istemiyorum o yüzden şimdilik daha soğuklar:)
-DEVAM EDECEK-

