İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 38 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 38

Üç Gün

-----

Parla'nın gözünden

Anıl’ın İstanbul’a gitmesinin üzerinden daha birkaç saat geçmişti ama şimdiden bir eksiklik hissediyordum. Gün içinde mesajlaşmıştık hatta yola çıkmadan önce arayıp “Eğer bir şeye ihtiyacın olursa hemen haber ver” demişti. Tüm ailem burda olsa da bunu tembihlemesi hoştu. Şu an ihtiyacım olan tek şey onun burada olmasıydı ama bunu söylemek biraz fazla dramatik kaçardı. Akşam annemle mutfakta yemek hazırlarken telefonumu elimden bırakmamam dikkatini çekmiş olacak ki göz ucuyla bana baktı.

“Ne zamandır bu kadar mesajlaşıyorsun sen? Yanii kim acaba telefonla bu kadar mesai yapmana sebep olan?” Omuz silktim. “Arkadaşlarla işte. ”Kaşlarını hafifçe kaldırdı. “Öyle mi?”

Bulaşıkları tezgâha bırakıp bana döndü. “Parla, bana bir şey anlatmak ister misin?”

Sesi yumuşaktı ama yüzünde o her şeyi bilen anne gülümsemesi vardı. Bir an düşündüm. Aslında anlatmak istiyordum ama daha çok yeniydi, bir şeylerin netleşmesini beklemek istiyordum. “Henüz konuşmak için erken,” dedim sonunda. “Ama olur da bir gün anlatırsam onaylayacağını biliyorum.” Anıl'ı severdi. Hatta havalara uçacaklarına emindim. Özellikle Sema teyzenin...

Gülümsedi, elini omzuma koydu. “Kendi kalbine güveniyorsan ben de güveniyorum.”

Bu konuşmadan sonra içim biraz daha rahattı ama Anıl’ı daha da özlemiştim. Telefonuma baktım, mesaj atsa da biraz konuşsak... O sırada gruba Mert’ten bir mesaj geldi.

Mert: Beyler, hanımlar... Anıl’ı İstanbul’da teslim aldım. VIP hizmet veriyorum.Sema: Abimi Mert’in ellerine bırakıyoruz, hayırlı olsun.

Gökhan: Anıl, şimdiden geçmiş olsun. Anıl: Beni rahat bırakın. Daha yeni geldim. Üstelik çok da şikayetçi değilim, bir restorana getirdi beni. Yıldızlıymış. Mert: Ooo bizimkisi ciddileşmiş. İzmir'den uzak kalınca huysuzlaşıyor. Üstelik biz elit insanların elit zevkleri vardır. Tabii ki yıldızlı restorana gideceğiz. Mete: Abi o araba lastiği markası değil mi? Mert: Ben artık saldım seni Mete kuşum...

Gözlerimi devirdim ama istemsizce gülümsedim. Telefonum titredi ve Anıl’dan özel bir mesaj geldi. Anıl: Mert’le buluşmaya gidiyorum. Seni özledim.İçim sıcacık oldu. Parla: Daha dün gittin, drama king. Anıl: Daha üç gün buradayım, ben ne yapacağım?

Parla: Ben mi seni teselli edeceğim? Ben buradayım ve özleyen benim. Anıl: O zaman eşitiz. Telefonu elimde tutarken yüzümde aptal bir gülümseme vardı. Annem mutfaktan bana bakıyordu ve göz kırptı.

Ertesi gün de benzer geçti. Kreşte koşturup durdum ama aklım hep telefonumdaydı. Anıl fırsat buldukça mesaj atıyordu. “Ne yapıyorsun?”, “Yemek yedin mi?”, “Çok yorgun musun?” gibi şeyler yazıyordu ve ben de her defasında içten içe eriyordum.Akşam olduğunda sohbeti yine hareketlenmişti. Mert: Arkadaşlar, Anıl’a şehri gezdiriyorum. Yani geziyoruz dediysem... AVM’de oturuyoruz. Sema: Mert, abimi ne yapmayı planlıyorsun? Ona burda ihtiyacımız var Mert: Onu İstanbullu yapacağım. Birkaç sabah Boğaz havası aldırırım, mis gibi olur. Gökhan: Adam iş için geldi, tatile değil. Parla: Bu konuşmalar beni korkutuyor. Anıl: Beni Mert’ten kurtarın. Mert: Beni seviyorsun, inkâr etme.

Kahkahamı bastıramadım. Anıl gerçekten de eğleniyor gibiydi ama onun da beni özlediğini biliyordum.Üçüncü gün nihayet geldiğinde telefonum sabah erken saatlerde çaldı. Uykulu gözlerle baktım, Anıl’dı.

“Günaydın” dedim kısık bir sesle. “Günaydın” dedi Anıl, sesi biraz yorgun ama sıcak geliyordu. “Bugün dönüyorum.” Yorganın altına iyice gömüldüm, gülümsediğimi hissettim. “Kaçta buradasın?” “Akşam sekiz gibi.” “Güzel” dedim yastığa daha da sarılarak. “Görüşmek için sabırsızlanıyorum.” Anıl hafifçe güldü. “Ben de.” Telefonu kapattıktan sonra içimde büyük bir sevinç vardı. Gün hızlıca geçsin istiyordum. O üç gün bana Anıl’ın hayatımdaki yerini daha net gösterdi. Ve artık kendime itiraf edebilirdim. Ona gerçekten âşıktım.

----

Hellö yeni bölüm geldi...

Bölüm sonu

3 yorum