---
Parla’nın Gözünden
Anıl’la parkta yaşananların ardından eve döndüğümde saat dördü geçmişti. Yavaşça kapıyı açtım evdekileri uyandırmamak için mümkün olduğunca sessiz olmaya çalışıyordum. Ancak girişteki ışığı açtığımda karşıma çıkan manzara tüm çabamı bozdu.
Mete ellerini göğsünde çaprazlamış, bir kaşını kaldırmış şekilde kapının hemen önünde dikiliyordu. Gözlerinde hem merak hem de muzır bir ifade vardı. Aha dedim şimdi s*çtım. En olmaması gereken kişi görmüştü diline düşemezdim. "Meteeee... Ben de yürüyüşten döndüm. Uyku tutmadı da canım kardeşim. Hem sen neden ayaktasın günde 15 saat uyursun genelde? " Bu çocuk normalde top patlatsan uyanmaz sen bu saatte napıyosun ya.
“Ee” dedi. Sesinde suçüstü yakalamış birinin keyfi vardı. “Anıl abi de eşlik etti sanırım?” dedi. EYVAH
“Evet evet onu da tutmamış” diyerek savuşturmaya çalıştım. Ayakkabılarımı çıkarırken onun sorgulayıcı bakışlarından kaçınmaya çalışıyordum.
“Ben de parktaydım bana da söyleseydin de beraber çıksaydık” dedi Mete, bir adım yaklaşıp beni süzdü. “Üstelik çok da samimi görünüyordunuz. Yanii bir şey varsa bilelim sevdiğimiz bir abimiz sonuçta.” şok içinde ona baktım senin ne işin var bu saatte parkta? Bir dakika gerçekten
“Senin ne işin var bu saatte parkta? ”
Mete kaşını daha da yukarı kaldırdı. “Ben ııııı sanane be uyku tutmadı işte. Ayrıca, 15 saat uyuyorsun demek? Ben öyle bir insan mıyım? ”
“Evet? ” dedim?
“Sen beni bırak şimdi gecenin bir vakti, parkta, anıl abiyle…” İfadesi ciddi bir hal aldı ama alttan gülüyordu. “Çok mu romantikti, anlatmayacak mısın?”
“Bak Mete, annemi uyandıracağım şimdi,” dedim ama sesim titriyor, kahkahamı zor bastırıyordum. “Eminim o da parkta ne yaptığını merak ediyordur. Hadi ben yürüyüşe gittim Anıl abi beni gördü eşlik etti”
“Uyandırmamıza gerek yok” dedi Mete, dramatik bir şekilde ellerini havaya kaldırarak. “Sana bir şey söyleyeyim mi? İkinizden birinin açıklama yapmasını bekliyorum. Ama ben Anıl abiye de sorarım.”
Ona dil çıkararak odama çıktım. Peşimden bir şeyler mırıldandığını duydum ama anlamadım. Kapımı kapatıp yatağa uzandım ve hemen telefonuma sarıldım.
WhatsApp’tan Mert’e sesli mesaj attım.
“Bir şey anlatmam lazım ama sakin olmanı istiyorum.”
Mert’ten anında mesaj geldi sen napıyon bu saatte? Herkes neden uyanık?
Mert: “Ooo! Sakinlik benim göbek adım.”
“Parkta Anıl’la buluştuk az önce” dedim.
Mert hemen sesli mesajla cevap verdi. “Yuh be, ne? Park mı? Bu saatte mi? Bir de yıldızların altında mıydınız? Ah, dur tahmin edeyim, el ele tutuşmadınız ama elektriklenme oldu?”
Gülmekten sesli mesajı bitiremedim. Mert hız kesmeden yazmaya devam etti.
Mert: “Bak Parla, cidden romantik komedide yaşıyorsun. Yoksa parkta birden dudaklarınız mı birbirine yaklaştı? Ah, yoksa suda mıydın? Ay neyse, ben buna dayanamıyorum!”
“Mert, gerçekten bir şey olmadı,” dedim ama bu pek doğru değildi.
Mert: “Bir şey olmadıysa niye bu kadar heyecanlısın? Anıl'la parkta buluşmalar filan, yani klişelerin şahı bu.”
O sırada Mert’in coşkulu bir şekilde ses kaydı attığını gördüm
“Bak canım, böyle devam ederseniz size dekorasyon önerilerinde bulunacağım. Mesela duvara bir ‘park aşkı’ tablosu falan asabilirsiniz.”
Yatağa uzanıp gülmeye devam ettim onun komik yorumları her şeyi daha katlanılabilir kılıyordu. Ancak içimde Anıl’a karşı hissettiklerimin ağırlığını hissetmeye başlamıştım.
Onu düşünerek uykuya dalarken Mete’nin bana o gece verdiği “Ben unutmam” bakışlarını hatırladım. Bu sırf Mete’yle baş edebilmek için bile daha dikkatli olmam gerektiğinin bir işaretiydi. Sahiden n'oluyordu?
---
Yorum ve beğenilerinizi alırım 💓