İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 23 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 23

Park - Parla

---

Parla'nın gözünden

Güneş perdelerin arasından hafifçe süzülürken gözlerimi açtım. Yastığımı sıkıca kavramış, gece gördüğüm rüyanın etkisinde kalmıştım. Rüya neydi tam hatırlamıyordum ama sıcak bir his bırakmıştı içimde. Bir süre yatağımda gerinip kalkmamayı düşündüm ama aşağıdan gelen sesler beni harekete geçirdi. Annem yine kahvaltı hazırlığına başlamış olmalıydı.

Kalkıp aynada kendime göz attım. Gözlerimin altındaki hafif halkalar uykusuz bir gecenin kanıtı gibiydi. Saçımı hızlıca topladım, üzerime sade bir şort ve beyaz tişört geçirip aşağı indim.

Aşağıda annem masayı hazırlamış, babam gazeteyi açmış bir köşede oturuyordu. Annemin mutfağın bir ucundan diğerine telaşla koşturmasını izlemek beni hep güldürürdü.

“Sabah sabah ne telaşı bu kraliçem?” diye sordum sandalye çekip otururken.

“Bugün Ayşe Teyze’lere gidiyoruz. Onlar çağırdı. Sen de hazırlan kahvaltıdan sonra” dedi annem kahvaltı tepsisini masaya koyarken.

Bir yandan çayımı karıştırırken bir yandan da burnumu çekip homurdandım “ Benim gelmeme ne gerek var şimdi?”

Annemin bakışları beni susturdu. “Ayşe seni çok seviyor, özellikle rica etti. Hem komşuluk hakkı diye bir şey var.”

Babam gülümsedi bana göz kırparken “Kızım, annene bulaşma. Kadıncağız zaten sabah sabah kafasında binbir iş planlıyor.”

Başımı istemsizce sallayıp çayımdan bir yudum aldım. Aile evinin kötü sayılabilecek yanı bu olabilir ya ben evde kalıp yorganımla aşk yaşamayı planlıyordum. İyice Mete'ye benzedim.

Kahvaltıdan sonra yukarı çıkıp dolabıma bakmaya başladım, nasıl her seferinde giyecek bir şey bulamıyorum? Uzun, ince askılı, pastel tonlarda bir elbise seçtim. Bu tür günlerde rahatlık her şeydi. Saçlarımı açık bıraktım hafif dalgaları omuzlarıma dökülüyordu. Aşağı indiğimde annem beni şöyle bir süzdü ve onaylar bir şekilde başını salladı.

Anıl’ın ailesi de bizimle geliyordu. Selma Teyze’nin sesi daha kapıdan çıkmadan duyuluyordu. “Hadi bakalım herkes hazır mı?” dedi neşeli bir sesle. Kendimi bildim bileli neşeli, esprili bir kadındı bazen antidepresan kullandığını düşünüyordum. Gözlerim Anıl'a kaydı istemsiz.

Anıl, beyaz gömlek ve beyaz pantolonuyla her zamanki gibi sade ama şık görünüyordu. Göz göze geldiğimizde hafifçe gülümsedi. Bu adamın basit bir gülüşünün bile içimde bir şeyleri yerinden oynatmasına sinir oluyordum.

Ayşe Teyze’nin evi, yaz akşamlarında sık sık toplanılan bir yerdi. Büyük bahçesi ve misafirperverliğiyle mahallede herkesin sevdiği bir kadındı. Biz vardığımızda diğer komşular da yavaş yavaş gelmeye başlamıştı.

Bahçede kurulan uzun masada sohbet koyulaşıyordu. Çay bardakları sürekli tazeleniyor, bir yandan tatlılar sunuluyordu. Ancak konu çok geçmeden klasik bir noktaya geldi: gençler ve evlilik. Sıra sıra herkese giydirildi Sema okul sebebiyle her cümleyi ekarte edebiliyordu.

Ayşe Teyze, şakacı bir ifadeyle bana dönüp, “Eee Parla, sende bir şeyler yok mu teyzecim?” dedi.

Elimdeki çayı zor yutkunarak masaya bıraktım. “Ayşe Teyze, okul yeni bitti hem çalışacağım... Daha erken” dedim ama sesim hafif titriyordu. Gönlüm imkansızla meşgul olduğundan başka biri fikri beni rahatsız etmişti.

Hemen yanımda oturan Selma Teyze araya girdi. “Amaaan Parla’nın keyfi yerinde. Ama kim bilir, belki yakında bir şeyler olur.” dedi göz ucuyla oğluna bakarak. Ah canım Selma teyzem ben dünden razıyım da senin oğlun istemedi.

Anıl başını hafifçe öne eğip çayını karıştırıyordu ama ben onun da utandığını görebiliyordum.

Eve döndüğümüzde yorgunluk bütün vücudumu sarmıştı. Salonda biraz oturup kitap okumayı planlıyordum ki telefonum titredi. Gelen mesajla gözlerim büyüdü, Anıl’dan geliyordu.

“Parka inebilir misin? Konuşmamız lazım.”

Mesajı okuyunca kalbim hızla çarpmaya başladı. Hızla üzerime hafif bir hırka alıp aşağı indim. Acaba diretsemiydim? Aslında bir süredir aramızdaki buzlar eridiğinden mesafe almak istemiyordum. Sitenin küçük parkında, karanlıkta beni bekliyordu. Sokak lambasının ışığı altında, siyah tişörtü ve ellerini cebine sokmuş haliyle her zamanki gibi fazlasıyla kendine güvenli görünüyordu.

"Ne konuşacağız Anıl abi?” dedim abiyi bastırarak bunu yaptığımda sinirlendiğini görebiliyordum ve bu hoşuma gidiyordu, sesimin sakin kalmasına çabalayarak.

“Bugün annemin söyledikleri rahatsız etti mi seni?” diye sordu direkt konuya girerek.

Bir an duraksadım. “Rahatsız etmedi desem yalan olur ama Selma teyze işte, alışığım... Neden sordun?”

Gözlerimin içine baktı. Bu kadar yoğun bir bakışla karşılaşmak beni her seferinde şaşırtıyordu. “Sadece merak ettim” dedi sesinde hafif bir gerginlik vardı.

Bir anlık sessizlikte aramızda başka bir enerji oluştu. Hafif bir esinti saçlarımı yüzüme doğru savurdu. Anıl, elini uzatıp saçımı nazikçe geriye attı. Dondum.

O an gözlerimiz buluştu. Bütün dünya durmuş gibiydi. Yakınlığımızı kimse fark etmemişti ama bu gizlilikte bile hissettiğim şeyler beni ürkütüyordu.

“İyi geceler,” dedi ve bir adım geri çekildi. Onu izlerken içimde bir karmaşa hissi vardı. Bu gece hiçbir şey olmamış gibi davranmak zor olacaktı. Mert'i aramalıydım.

---

Yorum ve beğenilerinizi bekliyorum. 🙌✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.