İçeriğe geç

Anıl Abi

Bölüm 17 · 3 dk okuma

Anıl Abi

Bölüm 17

Mert'in Evi ve MDK

---

Parla'nın gözünden

Sabah Mert'in evinde hafif bir gürültüyle uyandım. İlk başta sesin kaynağını anlamadım ama kısa sürede fark ettim ki Mert’in mutfakta kahvaltı hazırlarken kendi kendine mırıldandığını duyuyordum. Mert’in sabah ritüeli buydu. Uyanır uyanmaz mutfağa geçer, bir yandan yemek hazırlar bir yandan da dünyayı kurtarma misyonuyla ilgilenirdi.

Ben hala yorganın altına gömülmüş uyuklarken, Mert aniden odaya daldı.

"Kız, kalk! Kalk da bir kahve yapayım sana. Yoksa güne başlamak imkansız!"

Bir elimle gözlerimi ovuşturdum diğer elimle yorganı sıkıca tuttum. Mert’in sabah enerjisi, insanın gözlerini yerinden çıkaracak kadar yoğundu. Yorganı üstümden hızla çekti. Telefondan saatime baktım saat daha 6.45'ti...

"Mert şu saatte bu enerji nereden geliyor ya? Daha hava bile tam aydınlanmadı!"

"Güneş bana çalışmıyor. Ben kahveyle aydınlanıyorum, sen de kalk! Ayrıca Anıl’ı da kaldır, kalksın kahvaltı edecek. O kadar ekmek kızarttım, yazık olacak!"

Anıl henüz odasından çıkmamıştı. Ben işe gitmeyeceğimden rahat etsin diye koltukta yatmıştım. Mert her ne kadar enerjik olsa da Anıl'ın sakin, yavaş sabahları olduğunu çok iyi bilirdim. Lisedeyken Sema ile sık sık birbirimizde kalırdık. Yine de Mert’in ısrarıyla odasına doğru yöneldim. Kapıyı hafifçe tıklattım.

"Anıl abi kalkıyor musun? Mert’in kahvaltı sofrasına maruz kalman gerekiyor."

İçeriden bir homurtu duydum. Belli ki o da sabahın bu erken saatlerinde aynı enerjiye sahip değildi.

"Tamam tamam. Kalkıyorum. Yarım saattir kapıyı çalıyor gibisin."

Kahvaltı masasının başına geçtiğimizde, Mert tabakları neredeyse üst üste dizmişti. Peynirler, zeytinler, reçeller... Hatta normalde kahvaltıda pek yenmeyecek yiyecekler bile vardı. Kısacası, o mutfak tam bir savaş alanı gibiydi.

Mert: "Bunların hepsi sağlıklı! İtiraz istemiyorum. Anıl, sana da kahvaltıda detoks çayı yapayım mı?"

Anıl, Mert’in bu enerjik hali karşısında sadece şok geçiriyordu, başını salladı.

"Ben kahve içeyim yeter. Şu detoks olayını bir başkasına sakla."

Mert’in kahkahası odada yankılandı.

"Bak sen şu disiplinli mühendise! Kız, Parla, seninkisi pek sıkı çıkmış."

Şok içinde Mert'e döndüm, ne dedi o ne dedi?

Allah'ım yok et beni.

Anıl’ın kaşları hafifçe çatıldı ama yüzünde o çarpık gülümsemesi vardı. Mert’in bu kadar rahat davranmasına alışmaya çalışıyor gibiydi, ama bir yandan da eğleniyordu. Ben de yer yarılsa da içine girsem diyordum.

"Mert balım, sen içsene kahveni balım. Belli ki henüz açılamamışsın."

Masada Mert’in sürekli konuşmaları, ara sıra Anıl’ın kısa cevapları ve benim kahkaha krizlerim arasında zaman geçiyordu. Tam o sırada telefonum titremeye başladı. WhatsApp grubuna bir mesaj gelmişti: "Mahşerin Dört Katlısı."

Sema: Kızlar, ne yapıyorsunuz? İstanbul’da neler oluyor?

Mert:

Parla: Mert kahvaltıda dünya turu yaptırıyor resmen.😅

Mert: Anıl'la dünya mutfağının tadını çıkarıyoruz burada! Sevdim ben bu Nemrut suratlıyı. 🥰

Sema: Amanın! Parla, kaç kurtar kendini!

Mert: Sema, kıskanıyorsun bence. Anıl burada, kahvaltısı tamam ama sen İzmir’de boş duruyorsun tabii. Neyse, senin için bir porsiyon bırakırım. Gerçi çürür o be dkdkdkdk 😂

Sema:

Gökhan: Mert rahat bırak semayı. Ben de kahvaltı istiyorum

Mert: hoşt sen git de manitan hazırlasın sana kahvaltı ben Anılcıma hazırladım kahvaltı 💓

Parla: Gerçekten mi? Ben de sandım bana hazırladın 🥲😞

Mert:

Mert: Mete kuşum uyuyor musun? ✨💓

Mete: hocam sizin sabahlarla derdiniz ne? Saat daha 7.30 bık bık bık bık

Sema: olum okullar açılsa da sen de erken kalkmaya başlasan nasıl bi uyumak o?

Parla: valla erken kalkmış bugün bi de benim gibi seni Mert uyandırsaydı nolacaktı? 😂

Mert: ayol napsam suç, gül gibi sofra hazırladım kız daha nabayım? 🙀

Gökhan: ya Mete abim keşke sen benle dükkana gelsen de ben seni görsem ☺

Mete:

---

Bölüm sonu

1 yorum