Uzun zamandır kağıda kusmadığımı farketmekteyim.
Evet, kusmak. Zihin akışı yanlızca dilin hareketlerine ve kaleme bağlı değildir. Ayak ucundan genize kadar uzanır. Bu yüzden zaten kapıya dayanmış olan harfleri kusmak her türlü daha kolay bir tercihtir cımbızla ayıklayıp içeriden çıkarmaktan.Ağızdan derhal çıkan kelimeler daha çok kamaşır, keza bu da ani,süreçsiz bir ilgi çekme amacı ya da temel iletişim dışında pek bir şey sağlamaz. Şayet herkeste bulunan dolu dolu sesler yanlızca şekil ve ortam değiştirince farklılık yaratmaz kulaklara.
Bu kusma eylemi -genellikle en kolay,kısa ve pratik yol olduğu için- herkesin reflekslerinde kolayca yer etmiştir. Sahi, zaten kim kalıplaşmış olaylar,durumlar ve insanlar için yeni ve zahmetli bir arayışa düşsün ki? Aşık gibi kendi içerisinde dolanıp durmak için için,bitaplıktan başka birşey katmaz. Madem önemi yok, o halde kelimeleri bırakıp çıkmak hatta fırlatmak yeridir.
hep kusmanın pislik getireceği gibi hep aramak,dolanıp durmak da bezdirir. Kaynatır durur içerideki kazanı! Gerek yok o kadarına...
Bunlar dışında, elbet sırf bir "Günaydın!" ve ya "Hoşca kal!" Kelimelerini sarf etmek için bile içindekileri disipline sokmaya çalışanlar vardır. Hepsinin sebebi farklıdır,fakat benzer etkiler bıraktıkları da aşikâr. Çünkü mühim olan konuşan taraf değil,dinleyen taraftır. Çünkü içlerini dolduran ıvır zıvırların güzelliğini kendilerinde hiç görememişlerdir.
Bazılarının da görmeye ihtiyacı yoktur. Ki genellikle yakışmaz zaten kusmaktan kir tutmuş ağızlarında süslü sesler. Belki yürekleri belki zihinlerinin üstündeki toz tabakası izin vermez. Fakat farketmişlermidir?umursarlar ya da üzülürler mi muammadır. İçindekileri yanlış şekilde ve yanlış vakitlerde dökmeye çalışmasınlar yeter. Çünkü kimse ahenkle kıpır kıpır yankılanan cümlelerin üzerine kusulmasını hoş bulmaz.
Kirden bahsederken şakıyan ağızların yanında gülden,menekşeden bahsederken kokan ağızları dinlemek seçenek dahi değildir. Konuşmayı bilmemek konuşurken susmaktan başka şey değildir.
Mevzu uzun aslında. Belki sayfalarca yazmaya devam etmekte belki içimdekilerin azalmasından kaynaklanacak sussuzluktan korkarak boğazımda terkederim söyleyeceklerimi. Söylenecek herşeyi öylece terkedip gidemem. Yoksa bütün bu anlatılanların anlaşılması her zamankinden karmaşık olur,önemi kalmaz. O yüzden buracıklarda bırakacağım!
Tek bir harf,bir mimik bile çok şey anlatırken burda kitaplarca çene,dirsek çürütmeye luzüm yok.