İçeriğe geç

Angel (Omegaverse)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Angel (Omegaverse)

Bölüm 5

Güzel kokuyor 🦋

İyi okumalar 🦋

_____

F: "Ailemi nasıl kaybettiğimi söyledim. Yani bana anlatılan bu şekilde. Ailem öldükten sonra amcam baktı bana. Ama ben lanetli doğduğum için asla dışarıya çıkamadım. Her dolunayda..."

Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini, onu dikkatlice dinleyen Hyunjin'e çevirmişti Felix.

F: "Her dolunayda kötü şeyler yaşadım"

Sanki başına gelenleri anlatırsa tekrar canı yanacakmış gibi hissetmişti Felix. O yüzden anlatmamayı seçmişti. Tabi Hyunjin neler olduğunu biliyordu. Boynundaki yaradan da anlaşılıyordu her dolunayda başına ne geldiği. Yüksek dozda bastırıcılar, feromon bezinin işlevinin durdurulması, kalp atışını neredeyse sıfıra indirecek ilaçlar...

F: "Kaçmak istedim ama yeterince güçlü değildim. Hem.."

Bu sefer elini boynundaki sargıya atarak konuşmasına devam etmişti Felix. Ve sanki çok gizli bir şey söylüyormuş gibi sesini kısmıştı.

F: "Hem dışarısı çok tehlikeliymiş. Biliyor musun? Beni arayan bir canavar var ve eğer beni bulursa kendisine köle edecekmiş. O yüzden amcam beni bu canavardan korumak için bunları yapmış. Ama ben canım yansım istemiyorum ki Hyunjin"

Sona doğru titreyen ses, Hyunjin'in kanını kaynatmıştı. Hem de şu canavar hikayesi hiç hoşuna gitmemişti. Küçüğünü resmen ondan alıkoymuş ve canını yakmıştılar. Hyunjin bunu yanlarına bırakır mıydı?

Hyunjin, Felix'in boynumda duran eline bakmış ve eliyle orayı işaret etmişti.

H: "Acıyor mu?"

F: "Birazcık"

H: "Feromon salgılamayı durdurursan acımaz belki."

F: "Nasıl durduracağım?"

H: "Feromonlarını kontrol edemiyor musun?"

Hyunjin şaşkınlıkla sorusunu sormuştu, Felix ise hafifce başını hayır anlamında sallamıştı. Doğru ya hayatı boyunca tutsak edilmiş birinden bunu bilmesini beklememeliydi zaten.

Ayağa kalkıp birkaç dakika dolapları karıştırdıktan sonra küçük bir kutu bulmuş ve içinden ağrıkesici almıştı, Hyunjin

H: "Şimdilik bunu içer-"

F: "L-lütfen, istemiyorum lütfen"

Delta'nın elinde ilacı gören gamma sandalyesinde kendini geri çekerek ağlamaya başlamıştı. Bunu gören Hyunjin ne yapacağını şaşırmıştı. Anlamaz bakışlarla elinde tuttuğu ilaçlara bakmıştı bir de sandalyesinde ağlayan küçük bedene.

Doğduğu günden beri ağır ilaçlara maruz kalan birinin ilaçlardan korkması çok normaldi tabi. Hyunjin elinde tuttuğu ilaçları tezgahın üzerinde bırakarak sandalyesinde ağlayan Felix'in önünde durmuştu ve tek dizi üzerine çökmüştü.

H: "Tamam artık ilaç yok"

Hyunjin, kendini ispat etmek istercesine iki elini havaya kaldırmıştı ve Felix'in sakinleşmesi için feromon salgılamıştı. İlk defa huzur verici okyanus kokusuyla karşılaşan gamma minik elleriyle gözlerini silmiş ve önünde diz çökmüş bedene bakmıştı.

F: "Güzel kokuyor"

H: "Benim yanımdayken kimse sana zarar veremez. Artık korkmana gerek yok"

Felix, anladım anlamında başını sallamıştı. Niye bilmiyordu ama içindeki ses ona, okyanus kokulu adama güvenebileceğini söylüyordu.

Saat çok geçti ve birazdan sabah olacaktı. Yeterince hareketli bir gece olmuştu. Kocaman saray koridorunda Hyunjin yürüyor ve hemen arkasından da küçük adımlarla Felix geliyordu.

Uyuması için Felix'i odasına götürüyordu Hyunjin. Ama koridorda Minho ve gecenin başından beri saray duvarında nöbet tutan iki omegayla karşılaşmıştı. Kralı görür görmez iki omega da baş eğerek selam vermişti.

M: "Senin veletleri buldum."

Minho, cümlesini bitirdikten sonra başını yan tarafa eğerek, kralın arkasında saklanmış bedeni görmeye çalıştı. Felix de aynı Minho gibi başını yan tarafa eğerek karşısında duran kişilere bakmaya çalışmıştı.

J: "WAAAAAAAA"

Jisung'un ani çığlığıyla Felix, Hyunjin'in arkasına daha fazla saklanmış ve eliyle Hyunjin'in tişörtünün ucunu sıkmaya başlamıştı.

Hyunjin, Jisung'a ölümcül bakışlar attığında, Seungmin içinden kellesine veda etmişti bile.

J: "Özür dilerim majesteleri şu arkanızda saklanan kişi çok tatlı da ona şaşırdım ben"

Jisung, tekrar baş eğmişti kralın önünde. Felix ise başını yana eğerek karşıdakileri dikkatle izlemişti.

M: "Cezaları sarayı temizlemek. Uyumak bile yasak"

H: "Ben bitti demeden bitirmeyeceksin ceza sürelerini"

Minho tatmin olmuş bir şekilde sırıtmıştı. Jisung ise hala dikkatle kralın arkasından gözüken bedene bakıyordu. Seungmin.. o korkusundan eğik başını bile kaldıramıyordu.

J: "Benim adım Jisung. Memnun oldum"

Jisung, başını biraz daha eğerek sarı saçlı, tatlı yüze el sallamıştı. Hyunjin ise sakince bekliyordu Felix'in ne tepki vereceğini merak ediyordu. Gamma olduğu için kendini omegalara yakın hissetmesi gerekiyordu ve Jisung da bir omegaydı.

F: "Felix"

Tatlı yüzün aksine kalın çıkan sesi Hyunjin hariç herkesi şaşırtmıştı. Ama her şeyden önce Jisung cevap alabildiği için mutluydu. Bir adım daha ileri gelerek konuştu.

J: "Kaç yaşındasın, soy adın ne? Nereden geldin? Gerçekten kralın ruh eşi misin? Neden kanlar içindeydin? Nasıl bu kadar güzelsin? Özellikle kullandığın yüz bakım ürünleri var mı? Neden saklanıyorsun? Dilinle dirseğini yalayabiliyor musun?"

Jisung nefes bile almadan soru sormaya başladığında, Seungmin artık kellelerinden önce dillerinin kesikeceğini anlamıştı. Ki, eliyle arkadaşının ağzını kapatmasaydı Jisung asla susmayacaktı.

Hyunjin gözlerini kapatarak derin bir nefes almıştı. Ciğerlerine sadece Felix'in kokusu dolsun istiyordu ama bulundukları yer kalabalıktı ve kokular birbirine karışıyordu. Yürümeye başladığında arkasını döndü ve tişörtünün ucuna tutunarak peşinden gelen gammasını gördüğünde gülümsedi.

M: "Şu ağzı asla kapanmayan eleman sen en üstten 3 katı temizleyeceksin. Ve sen kıçından ter akan kişi, sen de ilk 3 katı temizleyeceksin. Uyuduğunuzu öğrenirsem sarayın duvarına süs olarak asarım"

İkisi de başını onaylar anlamda hızla salladığında Minho merdivenlere doğru adımlamıştı. Uykuya ihtiyacı vardı. Bu kadar hareketlilik yeterdi.

S: "Ağzına sıçayım senin Jisung"

Seungmin ağlamaklı tonda konuşmuştu. Çok yorgundu uyumak istiyordu ama uyku ona hiç yakın değildi.

J: "İyi tarafından bak canım arkadaşım, sarayın içini karış karış gezeceğiz"

...

Hyunjin, odanın kapısını açar açmaz ışığı da açmıştı ve ilk Felix'in geçmesi için kapıdan biraz uzaklaşmıştı.

H: "Şimdi uyu yarın konuşuruz"

F: "Burada mı kalacağım?"

H: "Evet"

F: "Hep mi?"

H: "Evet. Yani istiyorsan. Gitmek istersen seni asla zorla tutmam"

Felix başını önüne eğmiş ve mırıltılı ses tonuyla konuşmuştu.

F: "Amcam beni almaya gelir ki"

H: "Seni ona asla vermem"

Felix'in bilmediği bir şey vardı, saray muhafızları, ülke ordusu çoktan şehrin her karışını aramaya başlamıştılar. O adamı bulur bulmaz Hyunjin'e getireceklerdi ve her şeyi o zaman öğrenecekti Delta kral.

Uyumaya giden Felix'in aksine Hyunjin odanın önünde durmaya devam etmiş ve açgözlülükle bebeksi kokuyu içine çekmişti. O kadar harikaydı ki, bazen aldığı nefesleri vermek istemiyordu.

Anlayamadığı tek şey neden hala yeni doğmuş bebek gibi? Süt gibi kokuyordu? Gammaların kokusu mu böyleydi? Yoksa Felix'in feromon bezi fazla hasar aldığı için kokusu sabit mi kalmıştı?

Chan: "Majesteleri, isteğiniz hazır zindanda şu an. Gamma'nın geldiği yoldaki kameralardan takip ederek bulduk."

Hyunjin arkasında duyduğu kalın sese doğru dönmüştü.

H: "Şehrin neresindeymiş"

C: "Tam da merkezde. En işlek olan caddede"

Hyunjin gülümsemişti. Yıllardır aradığı ruh eşi yaşıyordu, onun krallığında hatta şehrinin merkezindeydi ama onun bundan haberi yoktu.

H: "Bazen gözümüzün önündekini bile göremeyiz"

Babasının ona söylediği sözlerden birini mırıldanmıştı. Gerçekten de öyleydi. Burnumuzun önünde duran gerçekleri bile farkedemezdik bazen.

H: "Gidelim Chan. Birlikte oynamayalı uzun zaman olmuştu."

İki iri beden de birbirlerine gülümseyerek bakmıştılar. Uzun zaman olmuştu... birlikte ceza kesmeyeli uzun zaman olmuştu. Biraz oynamaktan zarar gelmezdi değil mi?

Ne de olsa o şerefsiz 19 yıldır küçük gammasıyla oynamıştı....

______

Oy vermeyi ve yorum yapmayı ununutmayın

Bölüm sonu

27 yorum