İçeriğe geç

Angel (Omegaverse)

Bölüm 6 · 6 dk okuma

Angel (Omegaverse)

Bölüm 6

Alfa Beyefendisi

İyi okumakar 🦋

______

H: "Bu ne?"

C: "O bir Dil koparıcı majesteleri. Kurbanın dilini tek bir hamlede sorunsuz şekilde kesmek için tasarlanmış."

Hyunjin sanki aletlerin ne işe yaradığını bilmiyormuş gibi tek tek eline alarak Chan'a gösteriyor ve ne işe yaradığını soruyordu. Chan ise en ice detayına kadar zevk alarak anlatıyordu.

Karanlık ve nem zindanda dizleri üstünde vücudu titreyerek onları izliyordu, Hyunjin'in gammasına dokunan şerefsiz. Duyduğu her kelimede daha fazla atıyordu kalbi.

H: "Hmm peki ya bu ne?"

C: "O benim Favorim, majesteleri. Adı kafir çatalı"

H: "Sevdim bunu ne işe yarıyor ki acaba?"

C: "Tasma gibi olan kısmı insanın boğazına bağlanıyor. Üst kısmı çeneye alt kısmı da boyuna yaslanıyor. Böylece kurban kafasını asla indiremiyor. İndirirse çatal boynunu keser ve beynini dağıtır"

(İnternetten bakın çok hassas fotolar olduğu için buraya koymadım. Sonra zart zurt konuşacaksınız)

Hyunjin gülümsemesini daha da büyüterek elindeki aletle dizleri üstünde durmuş adama baktı.

H: "Bunu kullanalım"

C: "Siz nasıl isterseniz majesteleri"

Chan memnun bir şekilde hemen aleti eline almış ve adamın boynuna bağlamıştı. Elleri ve ayakları bağlı olduğu için ve "biraz" korktuğu için hareket bile edememişti adam.

Şimdi başı olabildiğince yukarıya bakıyordu ve boyun, çene kısmında bıçaklar duruyordu. Başını indirdiği an kanlar içinde ölecekti.

H: "Şimdi oyun oynayacağız. Ben sorucam sen cevaplayacaksın"

Adam kıpırdamadan yutkunmuştu. Zaten boynundaki bıçak yüzünden istese de kıpırdayamazdı.

H: "Kül olmuş bir evden nasıl sağ çıktı?"

"Hiç o evde değildi ki"

Adam boynundaki bıçak yüzünden hırıltılı ses tonuyla cevaplamıştı, Hyunjini.

Hyunjin ağır adımlarla adamın arkasına geçmiş ve ellerini saçına geçirerek sertçe çekmişti.

H: "Sorularıma tam cevap ver"

"Evi yakmadan önce babası onu evden çıkardı. Eğer onu öldü bilirsen, babasının kendini feda etmesine gerek kalmayacaktı. Ama senin canavar olduğunu, onu acımasızca öldüreceğini bilmiyordu."

Delta yeşil gözlerini ortaya çıkarmış ve adamın başına baskı uygulayarak bıçağın etine geçmesini sağlamıştı.

H: "Benimle konuşurken kelimelerine dikkat edeceksin. Onu neden benden sakladın?"

"Bir canavarın elinde büyüyeceğine, evde sonsuza dek tutsak olarak büyümsei daha iyiydi."

Hyunjin gözlerini kapatmış, derin bir nefes almıştı. Ama almak istediği bebeksi koku yerine paslı demir kokusu aldığında burnunu kırıştırmıştı.

Sakin olmalıydı, onu şimdi öldüremezdi. İleride işine yarayabilirdi. Ya da başka sorular sorması gerekebilirdi. O yüzden ona bu hediyeyi vererek hemen öldürmeyecekti.

H: "Çıkar boynundakini. At en karanlık zindana. Sadece su ve kuru ekmek verin."

C: "Tamamdır majesteleri"

Hyunjin zindanın kapısına doğru yürürken, Chan da adamın boynundani bıçağı çıkarmıştı. Boynunda ölüm tehlikesinin olmaması adama rahatlık vermiş olmalıydı ki sesini yükselterek konuşmuştu.

"Öldür beni. Sonra da git küçük sevgiline nasıl bir canavar olduğunu anlat"

Hyunjin adımlarını durdurmuş ve arkasına dönmeden konuşmuştu.

H: "Unutmadan. Ceza olarak her gün feromon bezine kızgın şiş sokulsun"

O adam, Deltanın ruh eşine acı çektirmişti ve şimdi sıra Deltadaydı. Aynı acıları teker teker ona çektirecekti.. on kat daha fazlasını.

...

J: "Acaba kral hiç osuruyor mu?"

Jisung elindeki paspasla uzun koridoru silerken kendi kendine konuşmayı da ihmal etmiyordu. Sabah olmuştu, güneş doğmuştu, tüm gece saray temizlemişti ama hala enerjikti. Bu çocukta bir şeyler vardı..

Koridorun sonuna geldiğinde camdan dışarıya baktı. Sarayın manzarası gerçekten çok güzeldi.

Bu kattaki son odanın kapısını açarak içeri girmiş ve dağınık yatağa bakmıştı. Yatak o kadar rahat görünüyordu ki, Jisung tüm gece uyumadığını hatırlamıştı.

Paspasıyla dans ederek yatağın önüne gelmiş ve paspasın tahta kısmını yukarı kaldırmıştı.

J: "Hepsi o yakışıklı Alfanın suçu. Neymiş tüm sarayı temizleyecekmişim. Ha oldu canım götünü de ben yıkayayım. Bu paspas girsin ona"

Jisung, elindeki paspası yere fırlatarak yatağa uzanmıştı.

J: "Hem de 3 kere girsin"

Başının altında yumuşak yastığı düzeltmiş ve yerini daha rahat hale getirmişti.

J: "Yok yok 3 az olur 5 kere"

M: "Bence biz onu 7 yapalım"

Jisung arkasında duyduğu sesle gözlerini kocaman açmıştı. İçinden uyumadığı için kafayı yediğini söyleyerek yatakta arkasını dönmüş ve tüm kasları gözükecek şekilde yatakta dirseğinin üzerinde duran Minho'ya bakmıştı.

J: "Y-yakışıklı alfa beyfendisi"

M: "Ne giriyormuş bana?"

Jisung içinden keşke Seungmin olsa da yanımda ağzıma sıçsa dedi ama şu an arkadaşı nerede bayılmış kalmış yorgunluktan bilmiyordu.

J: "Paspas giriyordu efendim"

M: "Ne?"

J: "Yani demek istedim ki siz hiç karnınızı ovarken başınızı pat patlayabilir misiniz?"

M: "Ne?"

J: "Biliyor musunuz tahta bitleri bir günde 27 kere sevişebilir"

Jisung heycandan kontrol edemediği feromonlarını odanın her yerine yaymıştı. Ağır yasemen kokusuna dayanamayn Minho sonunda pes etmiş ve yataktan kalkmıştı.

M: "Banyoya gireceğim. Bu oda dışındaki odaları temizle"

J: "Emredersiniz tahta bit- şey yani yakışık- Alfa beyfendisi"

M: "Minho, adım Lee Minho"

Minho, banyoya girdikten sonra Jisung ayağa kalkmış, bu yolda ona arkadaşlık eden paspasını da alarak, koşmuş ve odadan uzaklaşmıştı. Bir üst kata çıkıp, bulduğu ilk odaya atmıştı kendisini.

Evet şimdi güvendeydi. Kendini bu odada dövebilirdi. Ya da onu dövmesi için Seungmin'i bulabilirdi.

J: "Biraz daha konuşsaydım bu paspas bana girecekti."

...

Seungmin, son olarak temizlik için zindanların olduğu kısma inmişti. Minho, ona temizlemesi için ilk üç katı vermişti ve zemin altındaki kat da -zindan katı- buna dahildi.

Gururlu adımlarla yürüyordu Seungmin. Hem işini bitirmek üzereydi, hem de zindan katını tanıyordu. Ne de olsa burada Jisung'la birlikte iki gün geçirmişti.

Bir kez daha ıslattığı paspası eline almış ve demir pası olmuş yerleri silmeye başlamıştı. Bu işlerden sonra aralıksız üç gün uyuyacaktı. Tabi önce Jisung'un ağzına sıçacaktı.

Yerleri silmeye devam ederken gözlerini daha fazla kısmıştı. Burası karanlıktı ve neresinin kirli olup olmadığı tam belli değildi. Biraz ışığa ihtiyacı vardı.

Seungmin, elini duvara sürterek yürüyor ve ışıkları açmak için bir yer arıyordu. Sonunda büyük bir kol bulmuş ve zafer gülüşüyle hemen kolu aşağı indirmişti.

S: "Çok zekiyim. Keşke Jisung da benim gibi olsa."

Kolu aşağı indirdikten sonra ışıkların yanmasını beklerken büyük bir gürültüyle tüm zindan kapıları kapanmıştı. Neye uğradığını şaşıran Seungmin, çok fazla gürültü yüzünden elleriyle kulaklarını kapatmıştı.

C: "Ne yaptığını sanıyorsun sen?"

Arkasında duyduğu kalın ses onu daha fazla korkutmuştu. Karanlıkta olduğu için adamın yüzünü göremiyordu. Ama keskin kokusundan Alfa olduğunu anlamıştı.

S: "B-ben bir şey yapmıyordum sadece ışıklar. Işıkları açmak istedim"

Chan, vanilya kokusunu aldığında titreyen masum sesin omegaya ait olduğunu anlamıştı. Hemen elindeki feneri açarak omeganın yüzüne tutmuştu.

Yüzüne gelen ışık yüzünden dolu gözleri biraz daha dolmuştu, Seungmin'in.

S: "Sadece temizlik için buradaydım. Karanlık olduğu için ışık açmak istedim. Başka bir niyetim yoktu."

C: "Tamam sakin ol. Sorun değil"

Chan zindanın kapısına yaklaşmış ve olabildiğince bağırmıştı.

C: "Kimse var mı orada?"

S: "N-neden açmıyoruz kapıyı? Açalım ve gidelim burdan"

C: "İyi dinle beni kendini zeki sanan yavru köpek bakışlı ayaklı vanilyalı donurma. Kapı içerden açılsaydı burası bir zindan olmazdı"

Seungmin burada kilitli kaldıklarını anladığında gözyaşlarını tutamamıştı.

S: "Gitmek istiyorum"

Chan tatlı bakışlı omegayı ağlattığı için biraz üzülmüş ve ona yaklaşarak teselli etmeye çalışmıştı.

C: "Sorun değil, ağlama birazdan çıkarız."

Seungmin tamam anlamında başını sallamış ve artık ayaklarında güç bulamadığı için duvara yaslanarak yere oturmuştu. Şimdi sadece bu alfanın onları buradan çıkarmasını beklemeliydi.

______

Umarım beğenmişsinizdir.

Oy vermeyi unutmayın

Bölüm sonu

20 yorum