İyi okumalar 🦋
__________
Hyunjin yüzünde hissettiği sıcak dokunuşlar sayesinde kendine gelmişti ama gözlerini açamıyordu. Göz kapaklarını her kaldırmayı denediğinde sanki onlar daha da ağırlaşıyorlardı.
F: "Hyunjin?"
Delta sonunda gözlerini azıcık da olsa açmayı başarmıştı ve anında Felix'in endişeli bakışlarıyla karşılaştı. Başı o kadar küt ve derin bir şekilde ağrıyordu ki duvara çarpmamak için kendini zor tutuyordu büyük beden.
F: "Hyunjin?"
Felix'in bilmem kaçıncı seslenişi sonunda Hyunjin gözlerini açtı ve baygın bakışlarla küçüğüne baktı.
H: "Bebeğim"
Deltanın zorlukla çıkardığı sesi neredeyse duyulamayacak kadar kısıktı, anestezi almış biri için bunlar normaldi ama asırlar sonra delta bu hisleri yaşıyordu, onun için değişikti bunlar.
Hyunjin başında hissettiği acıya daha fazla katlanamamış ve elini başını okşamak için kaldırmıştı ama omzuna giren dayanılmaz acıyla inleyerek hemen kolunu indirmişti.
F: "Olmaz Hyunjin sol kolunu kullanmamalısın"
Gamma hemen uzandı ve delta'nın sol kolunu okşadı. Hyunjin ise hala tamamen ayılamamıştı.
H: "Chan?"
Bu sefer Felix minyon ellerini Hyunjin'in başına koymuş ve hafif hafif masaj yapmaya başlamıştı. Delta ise yorgun gözlerini mayışmanın verdiği hissle anında kapatmıştı.
F: "Hala ameliyatta. Kurşun omurgasına sıkışmış operasyon uzun sürecekmiş"
Delta kapalı gözleriyle derin bir of çekmişti. Vücudunun uyuşuk olması tüm sinirlerini altüst etmişti ve durmadan ağrıyan başı ve omzu da olayları alevlendiriyordu.
F: "Sen de çok dikkatli olmalısın. Biliyor musun kurşun kalbine çok yakınmış"
Felix heycanlı bir şekilde konuşurken bir yandan da deltasının başına masaj yapmayı aksatmıyordu.
F: "Doktor bir süre sol kolunu kullanmamalısın dedi"
Hyunjin anladım anlamında mırıltılar çıkarabilmişti sadece. Küçüğünün şefkatli dokunuşları vücudunu rahatlatmak için yeterliydi.
H: "Çok ağladın mı"
Felix hemen kocaman gülümsemiş ve işaret parmağıyla baş parmağını birbirine yaklaştırarak konuşmuştu.
F: "Azıcık"
Delta da gammasının bu tatlı haline kıkırdayarak güldüğünde artık yavaş yavaş kendine geliyordu.
H: "Seni ağlattığım için özür dilerim ama.."
Felix "ama" lafını duyduğunda kaşlarını çatarak deltaya bakmıştı.
H: "Doktor sana "eşiniz uyanır uyanmaz çabuk iyileşmesi için şifa öpücüğü verin" demedi mi ki?"
Gamma gülümsüyordu ama kızardığına o kadar emindi ki çünkü vücudundaki kanların çoktan yanaklarına hücum ettiğini hissediyordu.
F: "D-demedi"
Delta sesli bir şekilde gülmeye başlamıştı. Artık anestezi etkisinden tamamen çıkmıştı ve kendini uyuşuk hissetmiyordu.
Hyunjin seruma bağlı olan sağ elini kaldırmış ve başının ucunda dikilen gamma'nın beline dolayarak kendine doğru çekmişti.
Tam o sırada kapı çalınmış ve çalınır çalınmaz da açılmıştı. Felix kendini Hyunjin'in kollarından geriye çektiğine içeri giren yüzü gördüğünde pişman olmuştu.
Gamma'nın tüm dikkati deltasında olduğu için tamamen unutmuştu amcasının burada olduğunu ve şu an karşısında dikiliyordu. Bu ise Felix'in titremesi için yeterli bir sebepti.
Hyunjin de içeri giren şerefsizi gördüğünde kaşlarını çatmıştı. Felix ise elinden geldiğince yatağa yaklaşıyordu kendini Hyunjin'e yakın hissetsin diye.
LS: "Saygıdeğer krala geçmiş olsun demeye gelmiştim."
Delta ağrıması umrunda olmadan sol elini kaldırmış ve sağ eline bağlı olan serumu çıkarmış ve zaman kaybetmeden hemen ayağa kalkmıştı. Yataktan kalkar kalkmaz ise korkudan gözleri dolu bedeni arkasına doğru ittirmişti. Felix ise hemen Hyunjin'in arkasına geçmişti. Daha fazla o adamın yüzüne bakmak istemiyordu.
H: "Çık"
LS: "Beni nasıl öldürdün?"
Hyunjin gözlerini büyüttüğünde hatırlamıştı. Felix'in amcasını kendi elleriyle öldürmüştü ve şu an o adam karşısında mı duruyordu?
LS: "Ah pardon daha doğrusu sahte beni?"
H: "Zevkle"
LS: "Gözünü kin ve sinir o kadar bürümüş ki sana ben diye yutturduğum sahte birisini öldürüyorsun? Gerçekten beni böylece yakalayıp öldürebileceğini mi zannettin? Ne kadar aptalca. Yaklaşık 20 yıldır Felix'i kendi ülkende, burnunun dibinde senden sakladım ve ruhun bile duymadı."
Delta tekrar başına giren ağrıyla gözlerini sıkıca kapattı.
H: "Çıkmanı emrediyorum"
Lee Seojun gülümseyerek başını eğmiş ve Hyunjin'in arkasına saklanan bedeni görmeye çalışmıştı.
LS: "Sadece Felix'e merhaba demek istedim"
Seojun başının arkasında hissettiği namluyla anında başını dikleştirmiş ve gülümsemesini indirmişti.
M: "Kral sana çıkmanı emretti"
Minho silahı Japonya klarının başına biraz daha sert yaslamış ve olabildiğince ciddi ses tonuyla konuşmuştu.
LS: "Lee Minho..."
Gülümsemesini yüzüne geri konduran Japonya kralı topukları üzerinde Minho'ya taraf dönmüştü. Böylece silah tam gözünün önüne gelmişti. Ama kral bunu umursamıyordu.
LS: "Büyümüşsün"
Alfa elindeki silahı biraz daha yaklaştırmıştı Seojun'un suratına ama kral bunu asla umursamıyordu. Minhoyu da sinirlendiren buydu.
Japonya kralı yüzüne daha fazla yaklaşan silahı umursamadan tekrar sırıtmasıyla birlikte Deltaya taraf dönmüştü.
LS: "Gamma çok nadir bir tür, aklının alamayacağı kadar zeki. Ama aynı zamanda da çok hassas bir kurda sahip. Bu yüzden senden saklamam hiç zor olmadı. Onunla uzun zaman geçirdim, gammalar hakkında en çok bilgiye sahip kişi de benim. Bence bana iyi davranman gerekiyor"
Minho daha fazla dayanamamış ve tetiği yarısına kadar çekmişti. Bir milim daha tetiği bastırırsa Seojun'un kafasını havaya uçuracaktı. Silahtan gelen sesten bunu anlayan Seojun gülümseyerek alfaya dönmüş ve ellerini havaya kaldırmıştı.
M: "Uçağınız sizi ülkenize götürmek için bekliyor"
Diye gülümseyerek konuşmuştu Minho.
LS: "Ya gitmek istemiyorsam?"
Bu sefer Minho da gülüşünü büyütmüş ve bir adım daha yaklaşmıştı karşısında dikilen bedene.
M: "O zaman gidecek bir ülkeniz kalmaz efendim."
Şu an gamma'nın korktuğu kadar delta da şaşkın ve tedirgindi. Japonya ile araları gerçekten mükemmeldi. Bu zamana kadar meleğini ondan çalan insan burnunun dibindeymiş ve o daha bunu şimdi mi öğreniyordu?
LS: "Hyunjin seni kendine benzetmiş oğlum.. ne yazık"
Alfa duyduğu kelimeyle titrediğini hissettmişti ama bunu dışarıdan belli etmemek için elinden geleni yapmıştı.
M: "Bana oğlum deme"
Minho her ne kadar belli etmemeye çalışsa da sesinin titrediğini duymuştu. Bu ise Seojun'un daha fazla gülümsemesine neden oldu.
Tekrar deltaya taraf dönen kral bu sefer yüzündeki tüm ciddiyetle Hyunjin'in gözlerinin içine bakmıştı.
LS: "Umarım yıllar öncesinde yaptığımız anlaşmayı unutmamışsındır"
Delta aklına dolan konuşmayla tüm vücudunun sinirden ısındığını hissediyordu. Bunların hiçbirini hesaba katmamıştı geçmişte verdiği sözlerde.
"Efendim uçağınıza yetişmeliyiz"
Seojun'un adamlarından biri içeri dalarak konuşmuştu ama kralının başına silah dayandığını gördüğünde duraksamıştı.
En azından işler daha da karışmadan Seojun odayı terketmeyi ve ülkesine dönmeyi seçmişti ama bu asla son değildi.
Seojun artık Felix'i Hyunjin'den alamayacağını biliyordu. Ne de olsa resmi olarak eşi olmuştu kralın. Ama elinden geldiğince Hyunjin'e işkence edecekti.
Japonya kralı adamıyla odadan çıktığında, Minho derin nefes alarak silahı indirmişti. Ama hala anlamaz bakışlarla Hyunjin'e bakıyordu. Delta ise bacaklarında daha fazla güç bulamadığı için yatağa oturmuş ve gammasının elini sıkıca tutmuştu.
M: "Ne anlaşması?"
H: "Sonra konuşalım"
M: "Felix'in babamla ne alakası var?"
H: "Minho sonra konuşalım dedim!"
Alfa birkaç adım daha atarak deltanın önünde durmuş ve bu sefer namluyu krala doğru uzatmıştı.
M: "Hayır. Şimdi konuşacaksın"
Hyunjin ilk başta başına doğru uzatılan silaha sonra da Minho'ya boş bakışlar atmıştı. Kafasına silah dayanılması umrunda değildi. Ne yani Minho onu varacak mıydı? Bunu yapacak cesaret var mıydı?
Alfa, kralın başına dayanılan silahı umursamadığını anladığında istemeden de olsa ikisine tedirgin bakışlarla bakan Felix'i aniden kendine doğru çekmiş ve bu sefer silahı gamma'nın başına dayamıştı.
Hyunjin bir hışımla ayağa kalkmıştı ama elinden bir şey gelmezdi. Minho çoktan Felix'i kendine taraf çekmişti.
M: "Her şeyi anlat!"
________
SIIITAAAAA DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUNNN. ARTIK BEŞ YAŞINDAYIZZZZ.








