İçeriğe geç

Angel (Omegaverse)

Bölüm 34 · 6 dk okuma

Angel (Omegaverse)

Bölüm 34

Hwang Felix

İyi Okumalar 🦋

__________

Hyunjin ve Felix, merkeze doğru adımlamayı bırakıp sarayın önünde beklediklerinden beri herkes dikkatle onları izliyordu. Chan ise onları duyamayacak kadar arkadaydı ve o da ne olduğunu merak ediyordu.

J: "Çişleri mi geldi acaba neden durdular ki"

Jisung merakla konuştuğunda minho hemen ağzını eliyle tıkamış ve Jisung'u çekerek yanına oturtmuştu.

Changbin, Jeongin, Jisung, Minho ve Seungmin töreni izlemek için sarayın balkonunda onlar için özel ayrılmış yerde oturuyorlardı. Her ne kadar Jisung duvardan manzaranın daha güzel olduğunu söylese de...

Chan arkadan, kral ve eşine yaklaşarak fısıldadı

C: "Efendim merkeze kadar yürümelisiniz"

Delta, alfanın dediklerinden sonra kendine gelmiş ve sert bakışlarını Japonya kralından çekerek Felix'e taraf gülümsemişti.

H: "Hadi bebeğim gidelim"

Gamma dolu gözlerle delta'ya baktığında Hyunjin Felix'in korktuğunu bir kez daha anlamıştı. Tekrar Hyunjin'in onu bırakacağından korkuyordu ve bu yüzden de delta'nın elini var gücüyle sıkıyordu, hiç bırakmamak adına.

H: "Kimse alamaz seni benden. Oraya gidince, o tâcı senin başına taktığım andan beri Kore krallığının ikinci kralı olacaksın bebeğim. Sadece biraz daha dayan. O zaman bırak seni benden almayı yanına bile yaklaşamayacaklar."

Felix, derin bir nefes almış ve minik başını onaylar anlamda sallamıştı.

İkili merkezde, Felix'in tâcının sunak üzerinde durduğu yerde adımlarını durdurmuştu. Hyunjin elini gamma'nınn küçük elinden uzaklaştırmış ve süslü tâcı eline almıştı.

İlk güzelliğiyle parlayan eşine sonra da kalabalıkta onları izleyen halkına ve farklı ülkelerden gelen krallara taraf bakmıştı.

H: "Sevgili Kore Krallığı, ben, kralınız Hwang Hyunjin, bugün burada mutluluk ve gururla eşim Hwang Felix'i aynı zamanda yeni kralınızı sizlere tanıtmaktan şeref duyarım"

Hyunjin hala üzerinde Felix'in amcasının piç bakışlarını hissediyordu ama oraya dikkat etmemeye çalışıyordu.

Bu yüzden sözünü bitirmiş ve gülümseyerek heycandan yanakları kızarmış gammasına taraf dönmüştü. Elinde tuttuğu göz kamaştırıcı tâcı ise dikkatle eşinin başına takmıştı.

Hwang Lee Felix... Japonya krallığının varisi olduğunu bilmiyordu ama şimdi Kore kralı olmuştu...

Hyunjin eşinin elini tutmuş ve tekrar onları izleyen halka taraf dönmüştü. İkilinin arkasında siyah askeri giyimiyle duran Chan ise olacaklardan habersizdi.

Alfa, güneş ışığı gözünü rahatsız ediyor diye cebinde duran gözlüğü almış ve takmıştı. Gözlüğün siyah camları sayesinde ise keskin nişancı'nın Felix'in üzerine yansıttığı kırmızı silah lazeri görmüştü.

Chan telaşla etrafa bakmış ve keskin nişancının yerini tespit etmeye çalışmıştı ama anlaşılan iyi saklanmıştı. Silah lazeri tam gamma'nın alnına geldiğinde alfa beklemeden öne atlamış ve Felix'i kendine doğru çekmişti.

Bu sırada Hyunjin ve Felix'in elleri birleşik olduğu için, alfa, gamma'yı kendisine doğru çektiğinde delta da afallamıştı ve böylece ateş edilen kurşun delta'nın sol omzuna isabet etmişti.

Kralın omzunun kırmızıya boyandığını gören halk bağırıp çağırmaya, en önde oturan krallar telaşlanmaya, olanları balkondan izleyenler ise endişelenmeye çoktan başlamıştı. Mimiksiz bir biçimde oturan tek kişi vardı. Japonya kralı Lee Seojun...

Hyunjin arkasını dönüp, Felix'e sırtını siper eden Chan'ı gördüğünde derin bir nefes almıştı.

J: "Siktir kanıyor"

Minho, silah sesini duyar duymaz Seungmin ve Jisung'u çekerek yere oturmuştu. Changbin ise çoktan Jeongin ile birlikte çökmüştü yere.

M: "Sakın başınızı kaldırmayın!"

Minho, belindeki silahı çıkarmış ve balkon'un camından en azından keskin nişancının yerini tespit etmek için başını uzatmıştı.

J: "Litfen dikkatli ol"

Küçük omega, alfasına zarar gelmesinden korktuğu için ilk defa endişeli ses tonuyla konuştu. Minho ilerideki binaları dikkatlice süzüyordu ama görünürde kimse yoktu. Atış yapan her kimse işinde profesyonel olduğu kesindi.

Kalablık bağırarak, alanı terketmeye çalışırken önde oturan kralların etrafı korumalar tarafından sarılmıştı. Chan ise kucağında korkudan küçülen gamma'dan bakışlarını çekmiş ve Kral'a bakmıştı ki onu da kanlar içinde görmek işleri daha da çıkmaza sokmuştu.

Chan'ın da afalladığını gören Hyunjin, elini alfa'nın sırtına yaslamış ve gitmesi için baskı yapmıştı. Sarayın kapısına doğru hızlı adımlarla ilerliyordular ama delta her adımda arkasına dönüp atış yapan kişiyi bulmaya çalışıyordu.

Chan, kucağındaki bedeni özenle sarmalamış ve hiçbir yerinin gözükmemesi için kollarını siper etmiş, hızlı adımlarla saraya varmak için dua ediyordu. Sırtında hissettiği kurşun darbesi ise tüm güç kırıntılarını çekmiş ve onu dizleri üzerine düşürmüştü.

Hyunjin bu sefer de alfa'nın kanlar içinde kalan sırtını gördüğünde hedefin Felix olduğunu bir kez daha anlamıştı. İşini riske atıp ikinci kez ateş etmesi keskin nişancının yerini açığa çıkarmıştı. Delta, alfa'nın belinde duran silahı almış ve Chan'a kalkması için yardım etmişti.

H: "Devam et!"

Chan aldığı emirle zorla hareket ettirdiği adımlarıyla saraya doğru ilerlemeye devam etmişti. Hyunjin elindeki silahla nişan alabildiği kadar almış ve tam ateş edecekken bir silah sesi daha duyulmuştu.

Bu sefer vurulan kişi karşı binanın terasında özel kıyafetlerle kendisini gizleyen keskin nışancı olmuştu. Hyunjin harekete geçene kadar Minho çoktan indirmişti keskin nışancıyı.

Delta başını kaldırıp balkonda duran Minho'ya bakmış ve göz kırpmıştı. Minho ise bunu aldıramayacak kadar endişeliydi.

Hyunjin koşar adımlarla Chan ve Felix'e yetişmiş, sonunda saraya girmiş ve kapıyı kapatmışlardı.

Alfa ise güvende olduklarını anladığında kucağındaki bedeni yere bırakmış ve kapanmak için direnen gözlerini serbest bırakarak kendisi de yere yığılmıştı.

H: "Chan beni duyuyor musun?"

Hyunjin yerde bilinçsiz bir şekilde yatan alfayı dürterken, sağ koluyla da korkmuş küçük bedeni kendine doğru çekmiş ve başını omzuna yaslamıştı daha fazla Chan'ı böyle görmemesi için. Felix is hemen başını Hyunjin'in boynuna gömmüş ve gözyaşlarını serbest bırakmıştı.

Delta da vücudunun tükendiğini hissediyordu. Kurşun sol omzuna saplandığı için kalbinin daha fazla atmaya devam etmeyeceğinin de farkındaydı. Ama kucağında korkudan titreyen bedeni de bırakamazdı.

Diğerleri sonunda en üst kattan nefes nefese merdivenleri inmeyi bitirmişti. Seungmin ve Jisung sarayın beyaz zeminini kırmızıya boyayan kanı gördüğünde daha fazla yaklaşmaya cesaret edememiş ve merdivenin önünde öylece dikilmişlerdi.

Minho ise ilk krala sonra da yerde yatan Chan'a yaklaşmış ve alfa'nın atan nabzını hissettiğinde rahatlamıştı.

Jeongin de artık bünyesinin bu kadarını kaldıramayacağını bildiği için hafif sancılı karnını okşayarak merdivenlere oturmuş ve gözyaşlarının süzülmesine izin vermişti.

Changbin, Jeongin'in oturduğunu gördüğünde Chan'ı kontrol etmek için ona taraf yaklaşmış ve dizleri üstüne çökmüştü.

H: "Nerede kaldı doktorlar"

Delta, bırak kendini Chan'ın daha fazla dayanamayacağını bildiği için sinirle bağırdı.

CB: "Şimdi burada olurlar"

Hyunjin de düşmek isteyen bedenini serbest bırakmış ve dizleri üstüne çökmüştü. Felix ise başını deltasının boynundan kaldırıp gerçekleri görmeye cesaret edemiyordu.

H: "Minho!"

Minho, kralın sesini duyduğunda dolu gözlerini Chan'dan çekmiş ve Hyunjin'e bakmıştı. Delta gözleriyle kucağındaki bedeni gösterdiğinde, Minho Felix'i buradan uzaklaştırması gerektiğini anlamıştı.

Alfa, ayağa kalkarak elini gamma'nın omuzlarına atmıştı ama Felix onu Hyunjin'den ayırmasınlar diye daha sıkı sarılmıştı.

H: "Ben yokken krallık da Felix de sana emanet"

Diye Minho'ya bakarak fısıldamıştı kral. Alfa başını onaylar anlamda salladığında delta azıcık da olsa rahatlamıştı.

Bu sefer Hyunjin de kucağındaki bedeni kendinden uzaklaştırmaya çalışmıştı, Felix'in bir an önce buradan ayrılması gerekiyordu çünkü delta vücudunu daha fazla ayakta tutamayacaktı.

F: "lütfen"

Gamma hıçkırarak konuşsa da yapacak başka bir şey yoktu. Zorlukla da olsa Minho, Felix'i Hyunjin'den uzaklaştırmış ve omuzlarından ittirerek yürümesini sağlamıştı.

F: "Lütfen Hyunjin'in yanında kalmak istiyorum, lütfen"

M: "Söz veriyorum birazdan seni onun yanına götüreceğim ama şimdilik benimle gelmen gerekiyor"

Felix, söz aldığı için rahatlasa da Minho hızlı adımlarla onu yürütüyor ve arkasına bakmasına asla izin vermiyordu. Çünkü Hyunjin çoktan blinçsiz bedenini serbest bırakmıştı.

Alfa, Seungmin, Jisung ve Felix'i aldığı gibi yukarı çıkardığında son gördüğü şey ise onlarca doktorun yerde yatan iki bedenin başına toplanması olmuştu.

_________

Ben 😭. Kedilerle koşturmaca oynarken ağaca çarptım 😭. Omzum şişti ve morardı hikayeyi tek elle yazdım o yüzden geç kaldım 😭😭. Yazım yanlışlarına da dikkat edemdim direk atıyorum hikayeyi.

Jisung karakterini hep kendimden ilham alarak yazdım ve hikayede hoş gözüküyor ama bu kadar enerjik ve sakar olmak hiç hoş değil. Bazen size sakarlıklarımı anlatacağım. 5 litrelik su bidonları var ya yanlışlıkla onun üstüne bile oturdum 😭😭😭. Üniversite birinci sınıfta off.... Çok uzadı bir gün anlatacağım başıma gelenleri sizlere.

Ellere bakın yaa aynı hikayede yazdığım gibi 😭😭

😋😋

Felix artık doğur lütfen 😭

Bölüm sonu

14 yorum