İyi Okumalar 🦋
_____________
J: "KRALIMM"
Felix, bağırma sesi duyduğunda irkilmiş ve kendini Hyunjin'in dudaklarından ayırmıştı. Delta ne olduğunu anlamak için kapıya doğru bakarken içeri bağırarak nefes nefese Jisung girmişti.
J: "Kralımmm, kralımm, krallık krallık olalı böyle kral görmemişti."
Hyunjin ve Felix ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama Jisung yemek odasında debelenerek konuşuyordu asla yerinde durmuyordu.
J: "Gönderin beni kralım, vatan hizmetimi yapayım gönderin beni asker olayım. Atomlarıma ayırın beni kralım."
Jisung aniden odada dolanmayı bırakmış ve bir şey hatırlamış gibi parmağını yukarı kaldırmış, tekrar heycanla konuşmaya devam etmişti.
J: "Atom bombası olayım. Kendi kendime enerji de üretirim"
M: "Jis!"
Hyunjin artık harekete geçip odadan kovacaktı ki bu sefer bağırarak Minho dalmıştı içeri. Bir tarafta Jisung'un debelendiğini diğer tarafta da Felix'i Hyunjin'in kucağında gördüğünde alt dudağını ısırmış ve hafif gülümsemişti.
M: "Özür dilerim hemen hallediyordum"
Alfa, krala taraf konuşmuş ve kafasını duvara çarpan Jisung'a taraf adımlayıp, bacaklarından tutarak omegayı omzuna almıştı.
Hyunjin ve Felix ise hala ağzı açık bir şekilde olanları kavramaya çalışıyordu.
Minho omzunda durmadan kıpırdayan küçük omegayı zorlukla bahçeye çıkarmış ve çimlerin üstüne bırakmıştı.
Omega hemen ayağa kalkmış ve kırmızı yanaklarıyla zorlukla da olsa Alfa'nın gözlerine bakmıştı.
J: "Siz kimsiniz bayım? Tanıyor muyum?"
Minho derin bir iç çekmiş ve ince beli kavrayarak omega'yı kendine doğru çekmişti. Hemen ardından da dudaklarını dolgun dudaklarla birleştirmişti.
M: "Senin bu tükenmeyen enerjini ne yapıcaz?"
Alfa, dudaklardan azıcık uzaklaşarak konuşmuştu. Her konuştuğunda nefesi omega'nın dudaklarına çarpıyordu ve böylece Jisung kalbine veda edeli çok olmuştu.
J: "Enerji- beni.. bok"
Minho, kaşlarını çattığında, omega eliyle ağzını kapatmıştı.
J: "Yani demek istedim ki, hiç osurmanın dozunu kaçırıp altına sıçtın mı?"
Alfa, gülümseyerek tekrar dudaklarını dolgun dudaklarla birleştirmiş ve uzun bir şekilde öpmüştü. Omega'nın nefessiz kaldığını gördüğünde geri çekilmişti.
M: "Sakinleşene kadar seni öpeceğim"
Jisung, nefes nefese alt dudağını ısırdığında artık sıcaktan bayılacaktı. Ama şu an bayılmanın sırası değildi. Bunu başka zamana erteleme karar aldı...
Omega, dudaklarına küçük bir gülümseme kondurmuş ve yaklaşarak alfa'nın yanağına sesli bir öpücük bırakmıştı.
Minho ise hemen uzun süredir yapmak istediği şeyi yapmış ve tombul yanağı dişleri arasına alarak hafif bir şekilde ısırmıştı.
J: "Ahhh.. ne yapıyorsun"
M: "Hayalimi gerçekleştiriyorum"
Alfa, dişleri arasında olan yanağı bırakmış ve konuştuktan sonra hemen diğer yanağı da ısırmıştı.
Jisung ise kıkırdayarak kollarını Minho'nun boynuna dolamış ve sıkıca sarılmıştı. Aldığı orman kokusuyla tüm vücudu sakinleşmişti ve böylece başını büyük omuza yaslamıştı.
J: "Seni seviyorum"
Büyük olan kulağında hissettiği fısıldamayla ufak çaplı kalp krizi geçirdikten sonra iki elini de ince bele dolamış ve sıkıca tutarak havaya kaldırmıştı. Minho, Jisung'u kucağında döndürüyordu ve omega'nın tatlı kıkırtıları tüm sarayı kaplıyordu resmen.
M: " Ben seni daha çok seviyorum"
....
F: "Jeongin hyung, Changbin hyungla nasıl tanıştınız ki siz"
Jeongin dikkatle Felix'in yarasını temizlerken, gamma da omega'nın kocaman karnını okşuyor aynı zamanda da bol bol soru soruyordu.
Hyunjin sabah kahvaltıdan hemen sonra işlerini halletmeye gitmişti ve akşam Felix ile birlikte olacağına söz vermişti ama hala ortalarda yoktu.
Üstelik tüm gün Jisung'un hiperaktifliğine maruz kalan gamma baya yorulmuştu. Jisung, Seungmin ve Felix'i de yanına alarak "kartal yavrularını" ziyarete gitmişti. Sabahtan akşama tüm sarayın bahçesini turlamışlardı resmen.
Jeongin gülümsemiş ve Changbin ile ilk tanıştığı günlere dalıp gitmişti resmen.
IN: "Changbin hyung'unla ilkokulda tanıştık"
Omega, gamma'nın yarasını beyaz bantla kapatmış ve gülğmseyerek yanına oturmuştu.
IN: "İlkokulda herkes yemeğini evden getiriyordu ve yemek saatlerinde sınıfta yiyorduk. Bir keresinde annem çok meşgul olduğu için yemeğimi çantama koymayı unutmuş. Yemek saati geldiğinde herkes yemeğini yerken ben kendiminkini çantamda bulamamıştım ve öylece oturuyordum.. ah ve çok açtım. Tabi o zamanlar Changbin hyungun..."
Jeongin., ağzı kulaklarına varana kadar gülüyordu resmen. Derin bir nefes aldı ve devam etti.
IN: " O zamanlar Changbin hyungun sınıfın en huysuzuydu. Ve yemeğini asla kimseyle paylaşmazdı. Başımı önüme eğmiştim neredeyse ağlayacak gibiydim ve önümde birinin dikildiğini hissettim. Başımı kaldırdım ve elinde yarısı yenmiş hamburgerle, burnuna kadar ketçap olan minik alfayı gördüm. O gün Changbin hyungun tüm yemeğini benimle paylaştı ve hayatımda ilk defa o gün o kadar çok yemek yedim. Sonra ise hep yemeklerimizi paylaştık, aynı liseye gittik, üniversitede bölümlerimiz farklı olsa bile her ders arasında görüştük, sonrası da bu işte"
Diyerek şiş karnını göstermişti omega, Felix ise hayranlıkla Jeongin'i izliyordu. Gerçekten harika bir tanışma hikayesiymiş.
H: " Vay be kral olarak açlıktan ölsem de şu an Changbin yemeğini benimle asla paylaşmaz"
Hyunjin kapıdan içeri girdiğinde gamma, gözleri parlayana kadar gülümsemiş ve oturduğu yatakta ayaklarını sallamaya başlamıştı sevinçten.
IN: "Sadece benimle paylaşır o, yemeğini"
Delta yatakta oturan ikiliye biraz daha yaklaşmış ve heycanla ona bakan gammasının yumuşak saçlarını okşamıştı.
H: "Ufaklık nasıl?"
Hyunjin eğilmiş ve omega'nın karnını okşamıştı.
IN: "Çok hareketli"
Delta, omegaya gülümsemiş ve Felix'e taraf dönmüştü. Her ne kadar Jeongin ile arası kötü olsa da bu konuşma eskileri unutmak için bir başlangıç yoluydu.
H: "Beni akşama kadar beklediğin için teşekkürler küçüğüm. Şimdi nereye gitmek istersin?"
Gamma hemen vücudunu ileri atmış ve kollarını delta'nın beline sıkıca dolamıştı.
F: "Bilmem ki ben"
H: "Yemek yedin mi bakalım?"
Felix başını onaylar anlamda salladığında, Hyunjin bir elini gamma'nın beline diğerini de bacaklarına yerleştirerek kucağına almıştı küçük bedeni.
H: "O zaman dondurma yemeye gidelim"
Küçük olan heycanla başını sallamış ve yerleştiği rahat kucaktan uzaklaşmatan Jeongin'e el sallamıştı.
....
Felix, esneyerek kasesindeki son dondurma kırıntılarını yiyordu. Artık o kadar çok yemişti ki minicik göbeği bile çıkmıştı.
Hyunjin ise çarpık gülümsemesiyle bebeğini izliyordu. Gamma ilk kez dışarı çıkmıştı ve şu an Han Nehri kenarında güzel bir dondurmacıda, dondurma yiyorlardı.
Etraflarında siyah giyinimli korumalar vardı ama yine de manzara güzeldi. Hava karanlık olsa bile nehir parlıyordu resmen. Ve bu manzara ikisi yan yana olduğu için daha da mükemmel gözüküyordu.
H: "Bitir gidelim bebeğim geç oldu, uykun da gelmiş"
Felix, dondurma kaşığını kaseye bırakmış ve başını olumsuz anlamda sallamıştı.
F: "Gitmeyelim"
Gamma, esneyerek konuşmasına rağmen gitmemek konusunda kararlıydı. Temiz hava iyi geliyordu ve buradan hiç ayrılmak istemiyordu. Üstelik yanında Hyunjin varken.
H: "Gel o zaman bakalım buraya"
Delta sandalyesini, gamma'nın sandalyesine yakınlaştırmış ve küçük bedeni saniyeler içinde kucağına almıştı.
Felix ise hiç şaşırmadan rahat kucağa yerleşmiş ve başını Hyunjin'in göğsüne yaslamış, kollarını beline dolamıştı.
Delta, huzurla nefes alırken gamma çoktan derin uykuya dalmıştı güvenli bölgesinde. Her ne kadar korumalar etrafı sarmış olsa da yerli halk merak içinde istemeden de olsa onlara bakıyordu...
....
Felix yüzünü buruşturarak aynada kendine bakıyordu. O hiç böyle giyinmemişti ki, acaba yakışmış mıydı ki ona?
Gamma aynada kendinş süzerken giyinme odasından delta çıkmıştı. Onun kıyafeti üzerinde kusursuz duruyordu. Kral olmak için doğmuştu sanki...
Bu sefer küçük olan ağzı açık bir şekilde büyük olanı izliyordu... mükemmelliğin ta kendisiydi Hwang Hyunjin...
H: "Çok tatlı olmuşsun ama sen"
Felix anında dudaklarını büzmüş ve kendi üstüne bakmıştı.
F: "Graip hissediyorum"
Delta biraz daha yaklaşmış ve gamma'ya sıkıca sarılmıştı.
H: "Çok kısa sürecek meleğim merak etme"
Felix ve Hyunjin kapının önünde durmuş dışarı çıkmayı bekliyorlardı, Chan ise siyah giyinimiyle ikilinin hemen arkasındaydı. Dışarıda birçok kral vardı ve hepsi taç töreni için gelmişti. Bu durum gamma'yı daha fazla geriyordu.
Gamma, delta'nın elini tutmak istediğinde Hyunjin daha hızlı davranmış ve küçük eli kavramıştı hemen. Sonra da dudaklarına götürerek küçük bir öpücük kondurmuştu yumuşak tene.
Kocaman kapı açıldığında Felix daha fazla gerilmişti, çünkü çok kalabalıktı. O kadar kalabalıktı ki, insan kuyruğunun sonu gözükmüyordu.
En ön kısımda iri ve gösterişli koltuklarda ise krallar, kusursuz giyinimleriyle oturmuştu. Felix ise Hyunjin ile birlikte yürürken gözünü etrafında gezdiriyordu.
Aslında her şey yolundaydı denilebilirdi ta ki gamma, tanıdık yüzle karşılaşana kadar...
Felix, gördüğü tanıdık yüz, yüzünden elini sıkmış ve Hyunjin'in kendine doğru dönmesini sağlamıştı. Delta ise küçüğünün gergin olduğunu anında anlamıştı.
H: "Bebeğim kalabalık ama ben yanındayım merak etme"
Delta, gamma'nın koyu feromonlarını hissettiğinde kaşlarını çatmış ve gözleri dolu olan Felix'e bakmıştı. Felix ise sadece bir noktaya, bir kişiye odaklanmıştı.
F: "A-amcam"
Hyunjin bunu duyar duymaz etrafına bakınmaya başlamıştı. Ortada amcası yoktu, ki olamazdı zaten onu kendi elleriyle öldürmüştü. Bu mümkün değildi.
F: "beni senden almaya gekdi. Hayır hayır gitmek istemiyorum Hyunjin lütfen, bırakma beni"
H: "Felix, sakin ol, nerede amcan bana göster"
Delta, endişeli gözlerle gamma'nın izlediği yere bakmış ve kendilerine gülümseyen yüzle karşılaşmıştı. Ah hayır bu olamazdı.
H: "Felix o adam Japonya kralı"
_____________
Aha da zort
Ben geldim güzel götlülerim. Daha erken gelecektim de Lollapalooza beni mahvetti 😋😋
Yani ben öldüm.. HIK
Oy vermeyi unutmayınnn 🦋🦋











