İçeriğe geç

Angel (Omegaverse)

Bölüm 29 · 7 dk okuma

Angel (Omegaverse)

Bölüm 29

Silent Cry

İyi okumalar 🦋

________

C: "Efendim vita'yı daha fazla zindanda tutamayız."

Chan, gece uyumadığı için gözleri çökmüş bir şekilde Felix'in odasının kapısında bekleyen Hyunjin'e bilmem kaçıncı kez söylemişti bu cümleyi.

Ama hiçbir şekilde tepki alamıyordu. Delta kapının önünde sandalyede oturmuş hafif morarmış gözaltlarıyla sadece bir noktaya gözlerini bile kırpmadan bakıyordu.

Alfa ise her geçen dakika daha da endişeleniyordu. Yapılması gereken çok iş vardı ama kral saatlerdir bu haldeydi.

Jeongin'in de Felix'in kıpırdamaması hakkında söylediği korkutucu şeyler daha da çökertmişti deltayı.

C: "Efendim hiçbir suç işlemediği takdirde vitayı daha fazla zindanda tutamayız. Çıktıktan sonra dava açarsa başımız derd-"

Kıpırdamadan sandalyesinde oturan delta bir hışımla sandalyeden kalkmış ve hızlı adımlarla yürümeye başlamıştı. Alfa'nın da onu takip etmekten başka şansı yoktu.

Delta'nın büyük ve hızlı adımlarına yetişmek için Chan arkadan koşuşturuyordu. Bir süre süren koşuşturmadan sonra zindana, vita'nın olduğu kısma gelmişlerdi.

Hyunjin, geri çekildiğinde Chan yapması gerekeni anlamış ve cebinde duran anahtarı alarak demir kapıyı açmıştı.

Vita hemen kapı açılır açılmaz emin adımlarla kapıya doğru yürüyordu.

Y: "Beni burada tutmaya hakkınız yok. Kesinlikle dava açacağım! İşime müdahale ettiğiniz için de beni haksız yere zindanda tuttuğunuz için de."

Yeji tam kapıdan çıkacaktı ki delta önünü keserek adımlarını durdurmuştu Vita'nın.

H: "Haksız yere? Kralın eşi şu an senin yüzünden yoğun bakımda!"

Y: "Kralın eşi? Canavar resmen o. Neden evlendin onunla biliyorum. Onu bir silah olarak kullanacaksın. Giderek daha fazla güçlenecek. Herkesin düşüncelerini okuyabilecek kvama bile gelecek. Sırf bu yüzden deltan beni isterken sen o gamma ile evlendin!"

Hyunjin hala bir noktaya bakarak gözlerini bile kırpmadan vita'yı dinliyordu. Sanki vita'nın kelimelerini bitirmesini bekliyormuş gibi.

Öyle de oldu. Vita gereksiz cümlelerini bitirdikten sonra Delta arkasını dönmüş, Chan'ın belinde duran silahı eline almış ve karşısında dikilen Vita'nın alnına dayamıştı.

Y: "Elinde böyle bir gücün olduğunu öğrenirse diğer krallıklar. Dünya savaşı çıkar"

Hyunjin yorgun yüz hatlarına inat gülümsemişti.

H: "O zaman öğrenmemeliler"

Delta hiç beklemeden tetiği çekmiş ve kendi üstü dahil her yeri kan içinde bırakmıştı. Vita'nın cansız bedeni ise saniyeler içinde ayaklarının önüne yığılmıştı.

H: "Deltam senin ölmeni istiyordu."

Hyunjin Chan'ın ona uzattığı mendili almış ve silahı Chan'a geri uzatmıştı.

H: "Kalp krizinden öldü"

Delta elinde tuttuğu mendil ile yüzüne sıçramış kanları temizlerken zindandan çıkmak için adımlamıştı.

....

J: "Dedim ben hamileyim"

Jisung, 40. kez Minho ile olan "öpüşmelerini" Seungmin'e anlatıyordu. Zavallı Seung hasta yatağında olduğu için kaçacak yeri de yoktu. Mecbur dinleyecekti.

İlk başta Seungmin çok mutlu olmuştu. Jisung'u ilk kez bir alfa ile yakın görmüştü. Ve ilk defa Jisung bir alfa hakkında bu kadar mutlu ve heycanlı konuşmuştu.

Ama artık bunu defalarca anlatması Seungmin'i deli etmişti. Kolundaki serumu çıkarıp kulağına takmak üzereydi.

J: "Bir aldı beni kaslı kollarına. Nasıl yakaladıysa öyle havada. Nasıl öptüyse. Eyvah yoksa hamile miyim ben seung?"

S: "Sakin ol Jis sevişmediniz"

J: "Ya kaslı kollarıyla beni hamile bıraktıysa"

Seungmin başını kaldırıp sitemle yastığına vurmuştu. Günlerdir bu yatakta kaldığı için zaten sıkılıyordu. Şimdi kafayı yemek üzereydi.

Her ne kadar göğsündeki kemik ezilmesine rağmen rahat nefes alıyor olsa bile kemiklerinin iyileşmesi için baya zaman gerekiyordu. Ve bu yüzden de fazla kıpırdamamalıydı.

S: "Felix'den haber var mı?"

Jisung'un mutlu olan mimikleri gitmiş anında yerini üzgün ifadeler almıştı. Seungmin sarayda olan biten her şeyi biliyordu çünkü Jis ayaklı gazete gibi her haberi ona yetiştiriyordu.

J: "Neredeyse 24 saat olacak hala uyanmadı, 48 saat'i geçerse beyin ölümü geçirmiş olacak"

Bu konuşmadan sonra ikilinin arasında sessizlik olmuştu.. kulakları çınlatacak derecede sessizlik.

...

Sabah olmuştu. Felix 30 saattir baygındı, bir nevi komadaydı. Her geçen saat ise onu kapıda iki gecedir uykusuz bekleyen delta'yı delirtiyordu.

Kendini suçluyordu ki bunda haklıydı. Hepsi onun suçuydu. Felix'e ne olrusa olsun sahip çıkmalıydı. Gerekirse tahtını bırakıp gitmeliydi ama Gamma'sını bırakmamalıydı.

İşte bu yüzden hiç konuşmuyor, saatlerce gözlerini tek bir noktaya dikip öylece duruyordu. Başını arkasına yaslayıp, sandalyenin başlığına kendini cezalandırırmışçasına kafasını vuruyordu.

Ama bu Felix'i ona geri vermezdi. Ne bu hareketleri, ne uykusuz geceleri, ne de çektiği pişmanlık hissi. Hiçbiri ona küçüğünü geri vermiyordu.

Jeongin ise bu gece Changbin'in inadı sayesinde biraz uyumuştu. Changbin, eşinin yerine tüm gece Felix'in başında nöbet tutmuştu, bu sayede Omega biraz da olsa uyumuştu.

Şimdi Changbin, her sabah olduğu gibi işlerini halletmeye gitmişti. Jeongin ise şefkatle sarı saçları okşuyordu.

Bugün gamma'nın kalp atışları da yeterince normale dönmüştü. Bugün Jeongin büyük bir umutla Felix'in uyanmasını bekliyordu. O yüzden başından bir saniye bile ayrılmayacaktı.

Jeongin yumuşacık saçları okşamayı bırakmış ve Felix'in yarasını temizlemek için ayağa kalkmıştı.

Omega, dikişlerin üstüne yapıştırdığı beyaz bandı dikkatle kaldırmış ve temizleme suyu ile ıslattığı pamukla dikkatli şekilde temizlemişti dikişleri.

Son olarak yaranın üstüne bandaj yapıştımadan önce biraz tentürdiyot dökmüştü bandın üstüne ve öyle yapıştırmıştı yaraya.

Tentürdiyot yarayla buluştuğunda biraz yakmış olmalı ki Felix'in ağzından sessiz bir inleme kaçmıştı. Jeongin ilk başta yanlış duyduğunu zannederek hiçbir şey yapmamıştı ama sonrasında yavaş yavaş açılan küçük gözleri görmüştü.

F: "A-acıyor"

Jeongin hemen kalktığı sandalyesine geri oturmuş ve Felix'in elini avcuna almıştı.

IN: "Geçecek birazdan. Temizledim o yüzden"

Felix, açılmamak için direnen gözlerini azıcık da olsa açmış ve Jeongin'i gördüğünde gülümsemişti.

IN: "Korkuttun bizi fasulye. Jisung ayin yapıyordu en son sen uyan diye."

Gamma zor da olsa gülümsemişti. Omega ise gamma'nın tuttuğu elini kendi karnına yaslamıştı.

IN: "Bak küçük kardeşin bile hep kıpırdadı seni merak ettiği için"

Felix, bu sefer kıkırdayarak gülümsemişti. Yorgun olsa da Jeongin'in karnını eliyle yavaşça okşamıştı.

F: "Özür dilerim sizi endişelendirdiğim için"

IN: "Ben özür dilerim küçük bebeğim. Hemen sana çorba getireyim bir şeyler yemen gerekiyor"

Jeongin, Felix'ten cevap beklemeden ayağa kalkmış ve kapıya doğru adımlamıştı. Kapının kolunu tuttuğunda arkasına dönmüş ve kısık tonda konuşmuştu.

IN: "O, dışarıda seni bekliyor görmek ister misin?"

Felix'in kısık gözleri anında inci gibi parlamış, dolu dolu olmuştu. Ama iki başını yana sallayarak Hyunjin'i görmek istemediğini belirtmişti.

Jeongin de onu anladığını belirten şekilde mırıldanmış ve tam kapıyı açacakken, Hyunjin kapıyı çoktan açmıştı bile.

İçeri girmek isteyen delta'yı Omega, eliyle göğsünden iterek durdurmuştu.

IN: "Şimdi görmek istemiyor"

Hyunjin, göğsünde duran Jeongin'in elini indirmişti yavaşça.

H: "Biraz izin ver bize. Sen dönene kadar benim anlatacaklarım var."

Omega iç geçirdikten sonra dışarı çıkmış ve ikiliyi baş başa bırakmıştı.

Delta yavaşça adımlayarak sandalyeye oturmuş ve hiçbir şekilde ona bakmayan gamma'yı izlemişti. Felix'in uyanması onun için yeterliydi zaten. Konuşmasa da ona bakmasa da olurdu.

H: "Özür dilerim bebeğim"

Hyunjin, dikkatle Felix'e bakarken Felix ise gözlerini tavana dikmişti.

H: "Bana kızgın olduğunu biliyorum. Anlatmam gerekenleri anlatıp gideceğim."

Hyunjin işaret parmağını, Felix'in yatakta duran eline uzatmış ve gamma'nın kendi işaret parmağını tutmasını sağlamıştı.

Şu an delta'nın hissettiği herbir şeyi en ince detayına kadar Gamma da hissediyordu. Felix, Hyunjin'in içinden sessiz ağlayışlarını duyuyordu...

H: "Uzun, çok uzun zaman önce babam benden başka çocuğu olamayacağını öğrendiği günden beri taht'ın Hwang'lardan başkasına geçmesini istemedi. Sadece kendi soyunun hükümranlık sürmesini istedi. Böylece beni kullandı. Delta olduğum için lanet'in ağırlığını sadece ben kaldırabilirdim. Üstüme nasıl yaptı bilmiyorum ama bir büyü yaptırdı. Böylece ölümsüz olacaktım. Ama her şeyin panzehiri olduğu gibi bunun da bir kaçış yolu vardı. Benim panzehirim sendin küçük kurt..."

Hyunjin diğer eliyle Felix'in yüzüne düşen sarı tutamları okşayarak kulaklarının arkasına tıkıştırmıştı. Felix ise bir saniyeliğine gözlerini Hyunjin'e taraf çevirmiş ama göz göze geldiklerinde bakışları tekrar tavanı bulmuştu.

H: "Çok uzun süre yaşadım. Tahmin edemeyeceğin kadar uzun süre. Sonra seni buldum ama bulduğum gibi de kaybettim. Doğduğun gün senin yanındaydım ama bazı olaylardan sonra seni öldü bildim. 19 yıl boyunca seni ilk gördüğümde aramızda hissettiğim bağ sayesinde yaşadım ve bir gün ansızın seni tekrar buldum. Ve asla kaybetmek istemiyorum. O gün seni almalarına izin verdim. Çünkü korktum bebeğim. Çok korktum. Benim için önemli olduğunu anlarlarsa herkesin seni isteyeceğinden korktum. Kameralar karşısında seni koruyamadım çünkü çok fazla düşmanım var. Ve benim yüzümden zarar görmeni istemedim. Ama maalesef yine zarar gören taraf sen oldun. Çok özür dilerim..."

Delta'nın ince, uzun parmakları gamma'nın alnındaki yaraya taraf süzülmüş ve beyaz bandın üstünden tüy kadar hafif bir şekilde yarayı okşamıştı.

H: "Beni affetmeni istemeyeceğim senden. İstediğin kadar süründür beni. Ama lütfen sana olan sevgimden gram şüphe duyma."

Hyunjin ayağa kalkmadan önce Felix'in tuttuğu elini kaldırmış ve kendi dudaklarına yaklaştırarak sesli bir şekilde öpmüştü küçük parmakları.

Sonra ise çok beklemeden kapıya doğru adımlamıştı. İçten içe çok istiyordu Felix'in yanında kalmayı ama bunu yapamazdı. O istemeden yanında kalamazdı.

Bu zamana kadar hep beklemekle geçmişti hayatı. Biraz daha bekleyebilirdi....

________

Benim için çok önemli bir bölümdü. Umarım sizler de beğenmişsinizdir.

Oy vermeyi unutmayın 🦋

Büyüklerin götünden, küçüklerin gözünden öperim 👋

Bölüm sonu

20 yorum